Töre’nin Çocukları

KİMLİK, TÜRKLÜK VE İNSANLIK Ticaret, turizm, bilimsel işbirlikleri, küreselleşen haberleşme ve ulaşım… gibi sebeplerle insanlık topluca tek âile hâline geliyor. Gelişmeler, insanlığın kader ortaklığını en şiddetli biçimde duyuruyor. Yeryüzü ise o “âile”nin müşterek “ev”i! Geçmişin kapalı ekonomileri, kapalı siyasî rejimleri, kendisinden başkalarını gayrılaştıran ideolojileri mârifetiyle “kimlik” vurgusu neredeyse bütün modern dünyada bir eski ezber haline …

Devamını oku

Zaferine Mağlup Olma

  Zaferi nerededir insanın? Cennetten kovulmuş, dünya cehennemine atılmış bizlerin hangi zaferi mağlubiyet değil ki? Değil mi ki ölüm var; insanın nefsine uyarak ettiği her kelam, ne kadar zaferler barındırır içinde? “İnsan” nisyanlarla dolu, unutuyor insanoğlu; unutuyor geldiği ve gideceği yeri. Elde ettiğimiz tecrübelerle belli bir kemal noktasına ulaşmış olabiliriz. Ama bu durum yarınımızı garantilemiyor …

Devamını oku

“Ben Müslümanım ama Lâikim.”

Yukarıdaki ifade bana hep sıkıntılı görünmüştür. Bu sözü sarf eden şahıs; ikinci hükmün, ilk hükmü tekzip ettiğinin farkında değildir. Söz, kendi içinde tenakuz arz eder. Bir insanın; “Ben hem tarafım hem de tarafsızım.” demesi gibi. Tarihi tekâmül ve sosyal şartların icbarıyla Avrupa’da zuhur eden kavram; şahısları değil, devleti nitelemek için kullanılır. Devletin bütün inanç sistemlerine …

Devamını oku

Kendindeki Cehennem

En büyük cehennem, gaflet cehennemi;uyanık olmayı sadece başkalarının vereceği zarardan korunmakla eşdeğer tutmak veya aferinlere bağımlılık. Etrafa bakmaktan kendini göremeyen insanın gafleti. Gayrıya teyakkuz(!), beklentilerin esaretindeki ömür, dışarı uğramış gözler…”Bir elinin verdiğini diğeri görmesin”deki incelik, sadece yaptığın iyiliği göstermemek değil; unutmak demek, öylesine, sıradan, kaydetmeden, O’ndakini O’na vermek demek. “Ben” sandığımızı hakiki varlığımızın yerine öyle …

Devamını oku

“Değerimiz Himmetimiz Kadar”mış!

“Alak”tan halk olunan insan! Alâkalarıyla büyüyor, alâkalarıyla anlam kazanıyor, alâkalarıyla değer kaybediyor, alâkalarına kavuşursa mutlu, kavuşamazsa hüsran ehli… Her “alâka”, bir “fark”a bağlanma, her alâka kendindeki cüz’î öze ilâve bir değer katma çabası… Her alâka yeni bir bağ tesis ediş, her alâka bir başka tecelli alanına teveccüh etmek. … İnsan alâka varlığı vesselâm. Değeri de …

Devamını oku

Sessiz Sedasız

Sadece akrepten değil, yelkovandan da zehir damlıyor. Anlıyor musun, zaman zehir zemberek. Biraz daha mı ölsek ne ya da biraz daha mı sabah olsa. Sabah olsa ve şehre katılsam. Hayat ne de olsa mührik ve cazip.     Geldin, anlamadım. Kaygılandın, anlamadım. Buradaydın, anlamadım.   Bugün Betül’le karşılaştım. Birdenbire oldu. Bana öfkeyle bakacak fırsatı olmadı. …

Devamını oku

Türkiye’nin Yürüyüşü Durdurulamaz

Uluslararası menfaat şebekelerinin, Türkiye üzerine hesap yapanların işleri yolundagitse kendi arzu ve istekleri doğrultusunda yürüyen bir iktidarın tekerine çomak sokmazlar. Mevcut hükümet, kendi mantıklarına uygun bir işleyiş düzenine sahip olsa tam da seçim arefesinde onu sıkıntıya sokacak bir teşebbüste bulunmazlar. Bu, neticede kendi yağlanmış çarklarına da çomak sokmak olur. Bu durumda stabil bir yapının devamı, …

Devamını oku

Kişiliğin Cevheri: Yeniden Anlamak!

Etrafımızda farklı hızlarda da olsa bir hareket, değişme, dönüşme, doğum, ölüm… anaforu dönüp duruyor. Bu akışa, biz de “anlama” faaliyetimizle ayak uydurmaktayız. Anlama esnasında, kavramlaştırma ve soyutlama arka planda durmadan aktif halde. … Ancak! Bir görgü, ezber, gelenek bağlamında yuvarlanan kitlelerin, “öncü aydınları”nca inşa edilen güvenli güzergahlarda akıp gidişlerine de her toplumda tanık oluyoruz. Aydınların …

Devamını oku

Kavramların Yapısı ve Zımnî Anlamları Üzerine Derin Düşünme

“Bir durumun yanlış tanımlanması, yanlışı doğru hale getiren yeni bir davranışa yol açar.” der Sosyolog Merton.   Tefekkür, bir olayın/durumun/kavramın üzerinde derin düşünmektir. Bilim için bu olmazsa olmaz bir durum iken tasavvufta da bu bilinç ibadet olarak kabul edilir ve o yüzden de ibadetler arasında en kıymetli olanlarındandır. Bu yüzden derin düşünmek insan olmanın  temellerinden …

Devamını oku

Hakk Sırrını Çürütmek

Sevgi, sevenle sevileni birleştiren bir iksir. Sevenler birbirlerinde yitiklerini bulur, birbirlerinde yok olurlar. Sevgilisini bulmak, esasen eksiğini tanımak ile eşdeğer… Sevgili, kendinizi içinde yeniden yarattığınız veya başka bir açıdan tükettiğiniz bir mayalanma teknesi… Bu yok oluş, aslında yepyeni ve daha geniş bir kişiliğe doğmak demektir. Seven kimsenin hamlesi, “ben”i adına değildir. Öyle olsa bir gönüllü …

Devamını oku

Sözün Bittiği Yerdeyiz

1993 senesi. Bir televizyon programında iki gazeteci Kıbrıs meselesiyle ilgili olarak merhum Denktaş’a soru yöneltiyorlar. Sözün bir yerinde Kuzey Kıbrıs’ta o günlerde artış gösteren kaçakçılık olaylarını gündeme getiriyorlar. Konuyu ele alış biçimleri, soruyu kendileri ya da millet adına sormadıkları izlenimini veriyor. Adeta aylığa bağlandıkları mahfillerin borazanlığını yapar gibiler. Rahatsız edici bir dil kullanan bu iki …

Devamını oku

Sevgi Gösterisi

Cançekiş etmek Töremizde yoktur. Mahrumlara caka satmayı ecdad sevmemiş. İster yeme-içme konusunda, ister kılık kıyafet, ister mevki-makam, ister para-pul, ister sevginin teşhiri, isterse de ulvî konulara dair gözyaşı!.. Evet evet, “göz yaşı” dahî cançekiş etme konusu olabilir. Kendi duyuş derinliğine, kavrayış ve içselleştirme hünerine dair bir gösteri çeşnisi bulunur o göz yaşında bile… “Gözyaşı tez …

Devamını oku

Bir Öğrencimin Sorusuna Cevap

Maalesef son günlerde artış gösteren terör olaylarıyla birlikte akşam haberlerinde yine yabancısı olmadığımız manzaralarla karşılaşmaya başladık. Yüreklerimizi yakan, gönüllerimizi dilhun eden bu acı haberlerin yanında bizi üzen bir başka garabet daha var: Şehit cenazelerinin arkasından yürüyen bando-mızıka takımının mevzuat gereği(!) icraya memur bulunduğu, Chopin’in kilise müziğinden uyarlanmış “Cenaze Marşı! Ne şehidimizin kederli ailesine ve ne …

Devamını oku

Gerçeğimiz: Kendimiz!

Kuşadalı İbrahim Halvetî Hz.leri: “Pâdişâh-ı aşk olanlar kûs-ı hâkân istemez” buyurmuşlar… * Aşk olmadan, çile dolmadan perde kalkmazmış vesselam! Mevlevî dervişleri boşuna birbirlerine “Aşk olsun!” selamı vermiyorlar… Aşksız insanın cehennemi evham, yalımları sû-i zan, rahatı zahmet, huzuru hasret, gözleri şaşı, vicdansız başı, zehirdir aşı, can köküyle savaşı… Çâresi göz yaşı!.. * İnsan olmanın şartlarına mahkumuz. …

Devamını oku

Can Havliyle İtidal

Hani her fırsatta tekrarlanan bir diplomasi ilkesi var ya: “Dış politikada dostluk yok, çıkarlar vardır” der, üst perdeden. Bu “yüksek” ilke(!) sayesinde, tepelerdeki dâhî yöneticilerimizin biçimlendirdikleri örnek, alt tabakaların sade insancıklarına neler demez!? Zaten modernliğin ahlakı(!), edebiyatı, felsefesi, şehir yapılanmaları, sosyalleşmeye prim vermeyen kârcı piyasaları, medyası, bütünüyle değerleri insan egosunu kışkırtıp duruyorken… Hele “maneviyat”, kilisenin …

Devamını oku

Sadece Küçük Bir Sıyrık

“Cehennem dediğin firkatten ve hicrandan başka nedir ki!”   Gönlüme baktım. Cehennemime. Firkat ormanlarından getirdiğim hicran odunlarıyla harladığım cehennemime. Baktım. İçimin efsunlu ormanlarında ne ile karşılaşacağını bilmiyorum. Bana hakikatli bir firkat ve merhametli bir hicran ver. Ver ki plastik kozamın içinden gerçekçi bir hayat çıkarabileyim. Aysima. Yürüyoruz. Gizli sancımı fark etmemesi için çaba harcıyorum. Şurda …

Devamını oku

Hikmet Basitte Gizlidir

Yolculuk, dedin mi bana hemen darallar basar, evden ayrılacak olmanın sıkıntısı sarar.   Güneş burcum Boğa’dadır, belki ondandır; bir tarafım çok sabittir, yerinde durur. Tabiri caizse tembeldir, eve çok bağlıdır.   Öğrenmem gerekenlerin hepsi de ay burcumda, Terazi’dedir. Her şeyde dengeyi bilmem, dengeyi dengesizliklerimden öğrenmemdir.   Romanya’ya gitmeden önce de içimde bir yandan evden ayrılmanın …

Devamını oku

İnsani Öz Safiyet İstiyor

Huzur safiyette! Sâfiyete geri dönmek de elimizde. Tövbelerle arınmanın anlamına dikkat etmek gerek. Çünki tövbe, aslî öznemiz olan Nefha-i İlâhî’nin sâfiyetine geri dönmek demek! Yâni “İHLÂS”a!.. Günahlar ise, en çok, insanı parçalı varlık algısına sevk etmeleri sebebiyle tahripkar oluyorlar. Âlemi, düştüğümüz hatâ ile, Tevhidî karakterine rağmen, nefsin taraf olduğu bir yerden görmeye başlıyoruz. “Kalplerinde eğrilik …

Devamını oku

Şehadet! Tecrübenin Diğer Adı

İnsanoğlunun hayat tecrübesi onun en vazgeçilemez değeri. Çünki o tecrübeyle anlamakta, bir dünya görüşü elde edebilmektedir. Ne yazık ki bu “tecrübe”, kimsenin yeni kuşaklara aktarma imkanı bulamadığı bir özdeğer… Bu öyle bir değer ki, ruhaniyetin keşfi ancak o değerle bakıldığında mümkün. Hikmet ve ölüm-hayat diyalektiğinden fizik-metafizik bütünlüğüne açılan kapıların kilidi sadece o tecrübede saklı. Her …

Devamını oku

Yalnız Akıncı

Sene 1982. Merhum Fethi Gemuhluoğlu’nun “Rumeli ve Anadolu Beylerbeyi” sıfatını yakıştırdığı Ekrem Amca’nın (Hakkı Ayverdi)sofrasındayız. Bir ara benim mezuniyet çalışmasını, danışman hocam İbrahim Kafesoğlu’nun ilmi yeterliliğini konuşuyoruz. Onunla çalışmamdan son derece memnun. Hangi merhalede bulunduğumuzu sorunca da: “Halil Ağabey’le daktilo ediyoruz” diyorum. Gözleri parlıyor. Yüzünde geniş bir tebessüm: “ Yaa demek Halil’le yazıyorsunuz, buna memnun …

Devamını oku