Müfsidler Kol Geziyor

Müfsid, fesad çıkarmayı iş edinen, fitneci demek. Müfsidliğin münafıklıkla, riyâ ile, menfaati için Hakk’a saygısızlığı meşrep edinmeyle alâkası da âşikâr… Tabii, fesadcı, emellerinin tahakkuku adına suret-i Hakk’tan gürünme diliyle konuşacaktır. Bu da besbelli bir taktik. Haklı görünmek ortadaki tablonun ya işine yarayan bir kısmıyla konuşmayla, ya eski bir haklı durumu kendine paravan edinmeyle, ya başka …

Devamını oku

Düşüncelerin Hakikatle Tartıştığını Fark Etmek – II

  “Dağları yerinde dururmuş gibi görürsün oysa onlar bulutlar gibi geçerler.”  (Neml:88)   Geçen yazıda kaldığımız yerden devam edelim.   Byron Katie için üç çeşit iş vardır: – Benimki – Seninki – Hakikatinki Gündelik hayattaki stresimizin çoğu, bu bağlamda kendi işimize bakmamaktan kaynaklanmaktadır. Bu süreçte ilk yapılacaklardan biri, gelen düşüncelere direnmek ya da onları reddetmek …

Devamını oku

Batı’nın Azıcık Canı Acımalı ̽

Kültürün güncellenmesi, geçmişten birtakım sistemler devşirmek; sistemlerin vaktiyle ortaya çıktığı dönemlere göre çok daha farklı bir zaman ve zeminde işletilmesi, elbette eski uygulamalarına göre farklı sonuçlar verecektir. Üstünde durduğumuz konu, geçmişe dönmek değil. O sistemlere dönmeyi değil, onları günümüzde devşirip güncellemekten bahsediyoruz. Türkiye’de birtakım gruplar bunu bire bir bugüne taşıma şeklinde anlıyorlar ve bir nostalji …

Devamını oku

Şaban-ı Veli ve Şabaniyye Kültürü UNESCO’ya Taşınmalıdır

Kastamonu Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi ve Şeyh Şa’ban-ı Velî Değerler Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından 04-06 Mayıs 2014 tarihinde II. Uluslararası Şeyh Şa’ban-ı Veli Sempozyumu düzenleyeceğini ilan etti. Sempozyumun alt başlığı “Kastamonu’nun Manevi Mimarları”dır. İlgilenenler Üniversitenin internet sayfasından sempozyumla ilgili ayrıntılı bilgiye ulaşabilir. Sempozyumun ilki 2012 yılı mayıs ayında düzenlemişti ve sempozyumun devamının geleceği söylenmişti. …

Devamını oku

Nehrin Batı Yakasından

I. Kuyruğunu bağladığım al atımın elma gözlerinden, telaşlı gözlerinden, hazır gözlerinden, kızıl gözlerinden öptüm. Başımı al atımın alnına yasladım. Şakaklarını avuçlarımın arasına alıp gülümsedim: Ben senin yükün değil, yoldaşınım. Bütün varlığını, bütün dikkatini, bütün “hazır”lığını ve bütün maceramızı kulaklarında topladıktan sonra gözlerinden bana aktardı. Kararlı ayakları ve mağrur bakışılarıyla beni tasdik etti. “Ak tolgalı beylerbeyi …

Devamını oku

Düşüncelerin Hakikatle Tartıştığını Farketmek

Düşünün ki tüm nefretten arınınca Zihin masumiyetine kavuşur Ve sonunda öğrenir ki kendini mutlu kılandır, Teskin eden ve aniden korkutan, Ve kendi tatlı iradesi cennetin iradesi olan William ButlerYeats   Geçen ay Byron Katie’nin dört çalışma sorusu ile başlamıştık, devam edelim mi? Bugüne kadar düşüncelerimizle yarattığımız inançlarımızın tam tersinin “doğru” olduğunu farketmeyenedersiniz? Byron Katie “çalışma”daderki; …

Devamını oku

Zibunnisa Begüm (1638 – 1702)*

“Divan-ı Mahfî” adlı eserin yazarı Türk prensesi. Zibunnisa Hindistan’da hükûmranlık eden Temürlüler sülâlesinin mümtaz bir simasıdır. Bunun ilim, edebiyat, tasavvuf sahasında geçirdiği hayatî aşkları ve siyasî hâdiseleri büyük romanlara ve sinema senaryolarına mevzuu teşkil edecek mahiyettedir. O Bâbürlülerin son büyük imparatoru Evrengzib’in (Alemgir) kızıdır. Yedi yaşında Kur’an’ı hıfzetti. Babası ona Miyabay(1) isminde bir bilgin Özbek …

Devamını oku

Kutsala Dönüş, Hayata Dönüştür

Düşünce tarihinde kutsalı algılama şekli, dört farklı yaklaşımı beraberinde getirmiştir. Bu durum, hiç kuşkusuz, Tanrı tasavvurlarında ortaya çıkan farklılıktan kaynaklanmaktadır. Bu dört eğilimi kısaca şöyle sıralayabiliriz: 1- Her şey kutsaldır. 2- Kutsallık yalnızca Tanrı’ya has bir özelliktir. Tanrı’dan başka hiçbir şey kutsal değildir. 3- Tanrı’nın işaret etmesi sebebiyle kimi şeyler kutsal olarak kabul edilmelidir. 4- …

Devamını oku

Candan Can Koparmak

“Candan Can Koparmak” Orhan Asena’nın Milli Mücadele döneminin kritik bir evresine ışık tuttuğu oyununun adıdır. Oyunda Kuvva-yi Milliye’den düzenli orduya geçiş aşamasında Mustafa Kemal ile Çerkez Ethem arasında beliren görüş ayrılığı ve bunun sonucunda yaşanan iktidar mücadelesi anlatılmaktadır. Ethem Bey, alışkanlığı icabı gerilla yöntemiyle mücadeleye devam edilmesine taraftarken Mustafa Kemal ısrarla düzenli orduya geçilmesini savunmaktadır. …

Devamını oku

Bir Allah Delisi: Tahsin Çakmak

Deli Tahsin de göçüp Hak’ta sırlandı. Kendisini en az 30 yıldır tanırdım. Zabıta emeklisiydi. Uşak’a her gittiğimde kardeşimin çalıştırdığı Huzur Eczanesine gelirdi. Ne olur ne olmaz, şimdi gelir diye, cebimde önceden parayı hazır bulundururdum. En geç bir iki dakika soluklandıktan sonra Tahsin abi içeri girer: -Ooo, dostum gelmiş! Hakk dostum, Hakk! der boynuma sarılırdı. Sonra …

Devamını oku

Bulantı

Bu fotoğrafın tamamını gördüm ben. Talihin seyrine muhalif sarı saçlar… Irmağın meyline asi kıvırcık saçlar… Kan ter içinde uyandırıyorsun çocuğu. Nefes nefese koşuyor çeşmeye. Parmaklarının ucunda uzanıyor çeşmeye ama lüleyi çevirecek kudreti yok. Göklerin çatısını omuzlarıma yükleyebilirsin yine, diyor. Küstah. Cesur. Yatışmıyor. İşte sırtını bir kapıya yaslamış, elleri dizlerinde, hızlı nefesler alıp veriyor. Perçemleri terli …

Devamını oku

Türkiye İnsan Tabiatı Üzerine Düşünmek Zorunda

Türkiye mahkûm edildiği hastalıklı otoritelerin mirasını devam ettirme noktasında ısrar ederek ham duygularına mağlup olmayı alışkanlık haline getirmiş durumda. Muhakemenin devre dışı bırakılıp nedenler üzerine düşünmenin infaz edildiği bu tür alışkanlıklarda mağlubu olunan ham duygunun esiri olunurken gizli bir zevkin duyulmadığına da ikna edemiyorum kendimi doğrusu; zaten yitirmiş olduğumuz kimi erdemleri, güya diri tutmak adına, …

Devamını oku

Cogito

Yelkenlerimi lodos doldurdu. Parmağında işaret bırakmadım. İzim yok. Tuhaf bir yığınız. Bahara inancımızı zedeliyoruz. Yelkenlerimi lodos doldurdu. Haberciler kaynaktan en uzağa boşuna gitmiyor. Zaman olgunlaştığında, zamanın olgunlaşması diye bir şey varsa. Şenlik söndüğünde, şenliğin sönmesi diye bir şey varsa. Belki, eğer belki diye bir şey varsa. Karmaşayı yaşadık. Sol elin sol omzuma tenezzül etti. Nerdesin, …

Devamını oku

O Kimdir

En hayırlı, en hasbî, en anlayışlı… dost; sizin bütün kusurlarınızı bildiği halde indinde değerinizin kaybolmadığı, yanında sakınma ihtiyacı duymadığınız, sözlerinizi tam kasdınıza uygun anlayıp mûcibince amel eden kimsedir…” demeye davransak, “o kimdir?” suali mukadder değil mi? Evet “o” kimdir? O, insanın kendisidir. İkinci bir kimsenin yanı, ne kadar yakın olursanız olun, o huzur ve güvenden …

Devamını oku

Her Kuşak Yeniden Hak Edecek!

Bendeniz “Çanakale” dendiğinde hepiniz gibi ciğeri sızlayanlardanım. Hattâ yıllardır öğrencilerime o “mahşer”i anlattığım halde, işte itirâf ediyorum, Çanakkale’ye defâlarca gittiğim halde, şehidliklere bakamayan biriyim. Hâlen de o kıyâmet sahnelerinin yaşandığı mahallere karşıdan bakamamakla mâlûlüm. Bir defâsında çocuklarıma mahcub olarak, yol üzerindeki bir şehidliğe uğrayacak oldum, arabaya döndüğümüzde trafiğe uzun süre intibak edemedim… … Bildiğim, adım …

Devamını oku

Bir’eyleyerek Oluşmak

Hoca! Elinden tutup çekeceğiz seni, iyiden de kötüden de kurtulacağız… Mevlâna Divân-ı Kebir (c. IV,1891) Düşüncelerinin hakikatle çatıştığını fark ettiğinde duygularınla ona tutunmaktan vazgeçersin. Bu, illaki vazgeçeceğim, diye de olmaz çünkü bir şeye çabalamak da aslında çabaya tutunmaktır hatırlarsın. Nasıl olur peki? Kendiliğinden olur, kayıtsız kalırsın bir anda. İyiden de kötüden de kurtulursun bir anda. …

Devamını oku

Küslük Vîrânesinden Âb-ı Hayat Çıkar mı?

Küsmek, bâzen kaçınılmaz, kaçamadığımız bir beşerî zaaf olabiliyor. İyi bir huy veya yöntem değil tabiî küskünlük… Hele küseğenlik, küsmeye fırsat aramak, çok fenâ bir istismarcılığa işaret. *** Bu zaaf bir tarafa, sahici ve kendimizi men edecek güç bulamadığımız kopuşlar asıl mesele. Beklenen yere, muhabbetin yoğunluğundan doğuyor. Şiddetli talep veya muhabbet, küsmeyi tetikleyen duygu. Ancak küsmek, …

Devamını oku

Ah

Ölümlü bekler. Ölümlü olduğu böyle bellidir. Ölümlü umar. Umar ki ölümlüdür. Türlü serencamı emerek büyür kıyamet. Serçe, fark et beni. Fark et ve kaç. Kaç ve kurtul. Kurtul ve yakalan. Yakalan, sustur beni. Zaman ne için azalıyor? Bilmiyorum. Ezberimde var ama bilmiyorum. 16.11. Saati merak ediyorsan bu rakamlara bakma, saati bilmez bunlar. Hem o ölüm …

Devamını oku

Issız Çivi

Lodos sermestliği biçiminde. Bahar uzak değil. Kış yakın. Havaya ve toprağa bakarak bahar uzak değil, kış yakın. Yumulursa göz denize şayet. Kirpiklerin koruduğu denize. Düşüncelerin, yeni bir kıtayı keşfe memur kaptanın mürettebatı, bir kapı arıyor hevesin ruhunda. Duvar çiviyi tutmuyor artık ama. Yokladım, çeksem gelecek. Baş parmağımla başından ittim çiviyi duvara doğru, başındaki izler parmağımda …

Devamını oku

İstiğnâ, Ârifin Nâmusu

Ârif adam, bir bakıma, kendinde nefsinden dolayı bir değer gör/e/meyen adamdır. Dolayısıyla nefsin rezilliklerinden başını kaldırıp da etrafa caka satacak hali nereden bulsun? O sefil taleplerden yaka silkerken, gene onu azdıracak talepler için kime yalakalık edebilecektir? İstiğnâ (dünyaya tokluk) denen şey, bu hale hariçten bakanların gördükleri resmin adı! Müstağnî irfan ehli, tabiatıyle dünyevi iktidar sahipleri(!)ne …

Devamını oku