Kategori Arşivi: Ali Çakır

Nis 10

Gerçek İslam ve Güncelleme Hakkında Bir Özet Denemesi

Sonda söyleyeceğimizi, eğip bükmeden, başta söyleyelim: Gerçek İslam diye bir şey yoktur. Söze “Gerçek İslam…” diye başlayanlar, esasen mensubu bulundukları grubun anladığı İslam’dan bahsetmektedirler. Grubun dışında kalanlar ise en azından “kurtarılması gereken, cahil, acınası yığınlar”dır ki yol; “ıslahı mümkünsüz mürtetlere” kadar gider. Bizce ifadenin doğrusu; “Herkesin gerçek İslam’ı kendine.”dir. Çünkü İslam; söyleyeceğini söylemiş, kalıplaşmış, donmuş, …

Devamını oku »

Mar 20

Anne

              Sana bir kutlu hâl uzun yollardan Getirmek üzreyim şükür az kaldı Şu ham adımları nûr dergahına Kul etmek üzreyim şükür az kaldı   Âh bendene bende oldum nihayet Eşiğinin tozu gönlüme ziynet Elim dilim bağlı sultanım lutfet Lâl olmak üzreyim şükür az kaldı   Melek hayıflanır seni gördükçe …

Devamını oku »

Mar 16

Beklerken

              Sen gideli beri bizim iklimden Uzadıkça uzar firkat kışları Hicranla devreder mevsimler amma Bir bahara daha tahammülüm yok Şimdi kar altında şen talihimiz Her taraf bembeyaz ne ses var ne iz Gayrı bundan geri billahi sensiz Bir bahara daha tahammülüm yok Gönlün asırlardır kayboldu tadı Vuslatından başka tükendi …

Devamını oku »

Şub 19

Zor Paragraflar

Şuyuu vukuundan beter…   Çünkü vuku bulan menfur hadiseler, konuşuldukça ister istemez daha da yaygınlaşarak toplum nazarında “aşırı uçlar”dan “normal”e doğru yavaş yavaş çekilirken bir taraftan da insanlar “istenen” tepkiler vermeye ayarlanıyor. Elbette ki son derece ince mühendislik hesaplarıyla… Bu iğrenç haberler, toplumda hakiki bir infial yaratabilecek gücü haizken sosyal medya aracılığıyla idam isteme dışında …

Devamını oku »

Şub 12

Pend-i Aşk

              Bir defa var edildikte var olan olmaz zâil Var idik var olduk var’dan münkir olma vesselâm   Önce lâ de göz yumarak olup sen kesrete mâil Perde kalkar illâ dersin münkir olma vesselâm   Aşk ile tut dost eteğin’ bulursan bir yâr-i kâmil Noktayı devreyle âşık münkir olma …

Devamını oku »

Şub 08

Hisar ve Âgâh

              Zamânı sırlamış bir gönlü âgâh Lütfuyla açıldı kutlu namazgâh   Erkân-ı edeble geçtik eşiği   Fâtih’in zamâna kerttiği bir iz Bânîleri âbidleriyle biriz   Erkân-ı edeble aldık keşiği   Aşk-ı âteşînle keyfince nâşit İken şimdi oldu bir cism-i sâmit   Erkân-ı edeble seçtik yüreği   Yükseldi çok şükür …

Devamını oku »

Oca 23

“Dönülmez Akşamın Ufkundayız”

Fakat bu “akşam” bitişin değil, başlangıcın akşamı. Binlerce yıllık “ontolojik itikadını” yüzlerce yıldır kaybetmiş ve aramayı aklına dahi getir/e/meyecek şekilde unutmuş bir milletin; tarihiyle, kültürüyle, mahiyetiyle, ceddiyle, kendisiyle… hâsılı “Töre”siyle tekrar karşılaştığı, tanımaya çalıştığı, bir yerlerden gözünün ısırdığı kutlu bir akşamın ufkundayız. Elhamdülillah! Ne kaybettiğini bilmeyen, arasa bile, ne arayacağını bilebilir mi? Bulsa bile bulduğunun …

Devamını oku »

Oca 08

“Öz Yurdunda Garipsin”

Güzel ülkemizde “Seneler, asırlar değişse bile” değişmeyen, kaybolmayan, ihtiyaç anında ortaya atılıveren tartışmalar vardır. Bu tartışmaları taze tutanların niyeti malum; asıl umumun beklentisi ise maalesef tuttuğumuz tarafı açık edip hangi sosyal tabana dahil olduğumuzu göstermektir: Bayramımız mübarek mi olsun, kutlu mu; Allah mesut mu etsin, mutlu mu; hayırlı mı olsun, iyi mi; Mahmut mu diyelim, …

Devamını oku »

Ara 15

Âgâh

              Tâ ezelden pür-rızâ gönül verdim hüsnüne Tâ ebede bendenim cânân-ı cânım meded   Fenâda buldum şükür yüz sürdüm turâbına Ol bekâda hünkârım sultân-ı cânım meded   Dil-i perîşân içre yoktur söz lâyık sana Hâl ü kâl âciz kalır sühân-ı cânım meded   Yedi tamu altında endîşem sensin cânâ …

Devamını oku »

Kas 24

25/11/05

              Bak kütleye döndüm âh senden ayrı Ne olsa makbuldür şimdiden gayrı İster sağlar olsun isterse sayrı Bir gönül bıraktım can ocağına   Ulu dağlar gibi serde dumanı Hiç içinden eksik olmaz gümanı Bin öğüt dinlese etmez amanı Bir gönül bıraktım can ocağına   Verdiğin doluyla oldu mestâne Ayılmaz …

Devamını oku »

Kas 10

Perde

              Uzattım boynumu esrâr-ı aşka Ayırdı canımı ten kaygısından Bir dolu verdiler şifâdır diye İçtim de kanmadım cânân tasından   Mânâsı seçilmez halleri vardı Kâl ile çözülmez dilleri vardı Destursuz geçilmez yolları vardı Eşikte uğundum firkat yasından   İtibar etmezler yavuz civana El bağlı dil bağlı geç gir dîvâna …

Devamını oku »

Eki 10

Issız

              Şu karşı kıyıda gümânım kaldı Acep oralarda hatırım var mı Düşüne can fedâ bir ân’ım oldu Gönül defterinde satırım var mı   İki büklüm mahcup buruk yürekle Nedâmet tereddüt bin bir esefle Çektim sandalımı kırık kürekle Cânânın göçünde katarım var mı   Çırpındım gözünün damlalarında Süzüldüm utangaç yanaklarında …

Devamını oku »

Eki 03

Aygın

              Sapsarı saçların keyfince sarhoş Gezinir rüzgârlar sersem başıboş Birikmiş sırları edemedim fâş Bezdim zülüflerden telden usandım   Gönül coşar ise taşar denizler Denizler gönlünde inciler gizler Bir gamzeyle tedvîr eder mevsimler Bezdim takvimlerden yıldan usandım   Gezdirdim nefsimi keyf tasmasıyla Nizâlar tutuşur dert yosmasıyla Yağmaz gökten kemik has …

Devamını oku »

Eyl 22

Devir

              Bir hikâye kurdun saldın âleme Zulmettim kendime kendi elimle Bir’den geldim bir’e döneyim diye Sen beni yarattın yâr ben de seni Gönlüm bir kuyuydu Yûsuf’u aldım Yûsuf oldum derken kuyudan çıktım Züleyhâ’ya dönüp uğundum kaldım Sen beni yarattın yâr ben de seni Taşrada etrafta Mûsa aradım Firavun aradım …

Devamını oku »

Eyl 18

Döngü

              Rüzgârlar iklîm-i nazdan esiyor Sürç-i kâlb şarâbdan meyden değildir Öykündüm selvimin nûr kademine Semâım kudümden neyden değildir Hakk’ı mihmân etmiş cân ocağında Tanrı hükmü yürür her yaptığında Anladım cismimi yâr yaktığında Felâhım tavaftan sa’ydan değildir Nice fâş edeyim sırr-ı cânânı Terk ettim sılayı sâdık yârânı Sezdim süveydâda gizli …

Devamını oku »

Eyl 10

Mefkûre

              Atayurt’tan kutsal atlar dünyaya Boş yere dört nala sürülmemiştir Tarihin tarlası irfan ehlince Boş yere ekilip biçilmemiştir Ne kölelik bilir ne efendilik Varlığı bir görür nerde ikilik Ordu-millet fikri içinde dirlik Boş yere ideal seçilmemiştir Oluş’un kaynağı seyiri sevgi Varılacak menzil yollardan belli Alp-erenler pîri Hazret-i Ali Boş …

Devamını oku »

Eyl 03

Tecâhül

              Temenni Tepesi’nde Hâlık seyir içinde mahlûk seyir içinde Seyreden seyredilen bir değil de ya nedir Her an yeniden doğar hep bir tasarruftadır İşleyen işletilen bir değil de ya nedir Bir cân içre konuşur ihyâ eder âlemi Söyleyenle dinleyen bir değil de ya nedir Açılır örtüleri nâz ile hakîkatin …

Devamını oku »

Ağu 07

Yürüyüş

              Kendimi getirdim kerem-gâhına En vahşî kulunum rahmet âhıma Medet     Nefhâmda fahrimdir senin nefesin Âhımda virdimde duyulur sesin Medet   Nûrun tenvîr eder harab gönlümü Ref’et senden gâfil geçen ömrümü Medet   İçtim câm-ı aşkını da ayıldım Fâriğ oldum ağyardan yâr sayıldım Medet   Ayrılamaz Mahvî nûr …

Devamını oku »

Tem 31

Beklenti

              Beni unuttuğun firkat çölünden Ben geleyim sen suçumu bağışla Kutlu eşiğinde sefil ömrümce Ben kalayım sen suçumu bağışla Hani yüreğin ki mesûr umutlu Senin de gözlerin kara bulutlu Kirpikte titreyen mercan yakutu Ben sileyim sen suçumu bağışla Muradın nerede Kaf Dağı’nda mı Masal iklimlerin hülyasında mı Bin başlı …

Devamını oku »

Tem 28

Telmih

              Yürek ister bu dünyâya gelmeye Kesreti toplayıp yâr birlemeye Yûnus gibi esrârını çözmeye Kırk yıl sükût yazar dilin var mıdır Naza tahammülle yanmak sevdâya Kul etmek gönlünü aşk-ı Leylâ’ya Maksûttan kurtulup dem dolaşmaya Kırk yıl sefer yazar çölün var mıdır Sâyede yekinip dâra durmaya Rengine boyanıp kulu olmaya …

Devamını oku »

Eski yazılar «