Kategori Arşivi: Ali Çakır

Oca 08

“Öz Yurdunda Garipsin”

Güzel ülkemizde “Seneler, asırlar değişse bile” değişmeyen, kaybolmayan, ihtiyaç anında ortaya atılıveren tartışmalar vardır. Bu tartışmaları taze tutanların niyeti malum; asıl umumun beklentisi ise maalesef tuttuğumuz tarafı açık edip hangi sosyal tabana dahil olduğumuzu göstermektir: Bayramımız mübarek mi olsun, kutlu mu; Allah mesut mu etsin, mutlu mu; hayırlı mı olsun, iyi mi; Mahmut mu diyelim, …

Devamını oku »

Ara 15

Âgâh

              Tâ ezelden pür-rızâ gönül verdim hüsnüne Tâ ebede bendenim cânân-ı cânım meded   Fenâda buldum şükür yüz sürdüm turâbına Ol bekâda hünkârım sultân-ı cânım meded   Dil-i perîşân içre yoktur söz lâyık sana Hâl ü kâl âciz kalır sühân-ı cânım meded   Yedi tamu altında endîşem sensin cânâ …

Devamını oku »

Kas 24

25/11/05

              Bak kütleye döndüm âh senden ayrı Ne olsa makbuldür şimdiden gayrı İster sağlar olsun isterse sayrı Bir gönül bıraktım can ocağına   Ulu dağlar gibi serde dumanı Hiç içinden eksik olmaz gümanı Bin öğüt dinlese etmez amanı Bir gönül bıraktım can ocağına   Verdiğin doluyla oldu mestâne Ayılmaz …

Devamını oku »

Kas 10

Perde

              Uzattım boynumu esrâr-ı aşka Ayırdı canımı ten kaygısından Bir dolu verdiler şifâdır diye İçtim de kanmadım cânân tasından   Mânâsı seçilmez halleri vardı Kâl ile çözülmez dilleri vardı Destursuz geçilmez yolları vardı Eşikte uğundum firkat yasından   İtibar etmezler yavuz civana El bağlı dil bağlı geç gir dîvâna …

Devamını oku »

Eki 10

Issız

              Şu karşı kıyıda gümânım kaldı Acep oralarda hatırım var mı Düşüne can fedâ bir ân’ım oldu Gönül defterinde satırım var mı   İki büklüm mahcup buruk yürekle Nedâmet tereddüt bin bir esefle Çektim sandalımı kırık kürekle Cânânın göçünde katarım var mı   Çırpındım gözünün damlalarında Süzüldüm utangaç yanaklarında …

Devamını oku »

Eki 03

Aygın

              Sapsarı saçların keyfince sarhoş Gezinir rüzgârlar sersem başıboş Birikmiş sırları edemedim fâş Bezdim zülüflerden telden usandım   Gönül coşar ise taşar denizler Denizler gönlünde inciler gizler Bir gamzeyle tedvîr eder mevsimler Bezdim takvimlerden yıldan usandım   Gezdirdim nefsimi keyf tasmasıyla Nizâlar tutuşur dert yosmasıyla Yağmaz gökten kemik has …

Devamını oku »

Eyl 22

Devir

              Bir hikâye kurdun saldın âleme Zulmettim kendime kendi elimle Bir’den geldim bir’e döneyim diye Sen beni yarattın yâr ben de seni Gönlüm bir kuyuydu Yûsuf’u aldım Yûsuf oldum derken kuyudan çıktım Züleyhâ’ya dönüp uğundum kaldım Sen beni yarattın yâr ben de seni Taşrada etrafta Mûsa aradım Firavun aradım …

Devamını oku »

Eyl 18

Döngü

              Rüzgârlar iklîm-i nazdan esiyor Sürç-i kâlb şarâbdan meyden değildir Öykündüm selvimin nûr kademine Semâım kudümden neyden değildir Hakk’ı mihmân etmiş cân ocağında Tanrı hükmü yürür her yaptığında Anladım cismimi yâr yaktığında Felâhım tavaftan sa’ydan değildir Nice fâş edeyim sırr-ı cânânı Terk ettim sılayı sâdık yârânı Sezdim süveydâda gizli …

Devamını oku »

Eyl 10

Mefkûre

              Atayurt’tan kutsal atlar dünyaya Boş yere dört nala sürülmemiştir Tarihin tarlası irfan ehlince Boş yere ekilip biçilmemiştir Ne kölelik bilir ne efendilik Varlığı bir görür nerde ikilik Ordu-millet fikri içinde dirlik Boş yere ideal seçilmemiştir Oluş’un kaynağı seyiri sevgi Varılacak menzil yollardan belli Alp-erenler pîri Hazret-i Ali Boş …

Devamını oku »

Eyl 03

Tecâhül

              Temenni Tepesi’nde Hâlık seyir içinde mahlûk seyir içinde Seyreden seyredilen bir değil de ya nedir Her an yeniden doğar hep bir tasarruftadır İşleyen işletilen bir değil de ya nedir Bir cân içre konuşur ihyâ eder âlemi Söyleyenle dinleyen bir değil de ya nedir Açılır örtüleri nâz ile hakîkatin …

Devamını oku »

Ağu 07

Yürüyüş

              Kendimi getirdim kerem-gâhına En vahşî kulunum rahmet âhıma Medet     Nefhâmda fahrimdir senin nefesin Âhımda virdimde duyulur sesin Medet   Nûrun tenvîr eder harab gönlümü Ref’et senden gâfil geçen ömrümü Medet   İçtim câm-ı aşkını da ayıldım Fâriğ oldum ağyardan yâr sayıldım Medet   Ayrılamaz Mahvî nûr …

Devamını oku »

Tem 31

Beklenti

              Beni unuttuğun firkat çölünden Ben geleyim sen suçumu bağışla Kutlu eşiğinde sefil ömrümce Ben kalayım sen suçumu bağışla Hani yüreğin ki mesûr umutlu Senin de gözlerin kara bulutlu Kirpikte titreyen mercan yakutu Ben sileyim sen suçumu bağışla Muradın nerede Kaf Dağı’nda mı Masal iklimlerin hülyasında mı Bin başlı …

Devamını oku »

Tem 28

Telmih

              Yürek ister bu dünyâya gelmeye Kesreti toplayıp yâr birlemeye Yûnus gibi esrârını çözmeye Kırk yıl sükût yazar dilin var mıdır Naza tahammülle yanmak sevdâya Kul etmek gönlünü aşk-ı Leylâ’ya Maksûttan kurtulup dem dolaşmaya Kırk yıl sefer yazar çölün var mıdır Sâyede yekinip dâra durmaya Rengine boyanıp kulu olmaya …

Devamını oku »

Tem 20

Çöküntü

                Bir âlemde cân oldun götür getir dediler Neyi felâh edindin ne bâr yüklendin gönül Bu imkân dünyasında tezgâhlar sıra sıra Ne alışveriş ettin ne kâr eyledin gönül Dikkatin sayamadı nabızlarını göğün Açmadı hayıf sana çölünde bir nazlı gül Bir gamzede yıkıldı dimdik vakur tuğların Ne hevese kapıldın …

Devamını oku »

Tem 10

İmece

              Talihin sunduğu vuslat tasından Ben içerim yârim içmez neyleyim Geçen ömrün hiç bitmeyen yasından Ben geçerim yârim geçmez neyleyim Bir selam gelmedi günler yıl oldu Gönül gamzesine köle kul oldu Hicran umut vuslat bize yol oldu Ben seçerim yârim seçmez neyleyim Ta Bezm-i Elest’te kurulmuş tuzak Zincirine mahkum …

Devamını oku »

Şub 28

Melek ve Ceset

Bir vapur aldı getirdi meleği, bir vapur aldı götürdü meleği, bir vapur bir daha alıp gelmedi meleği. Kıyıda kalakaldı bir ceset. Nefes alıp veren, bir şeyler yapan, bir şeyler yapmayan bir ceset. Kahve fincanı, çay bardağı soğudu. Ayna çöllerinde yolu. İzi, sesi silinmiş. Hangi kapının arkasında olsa… Hangi kapı çalınsa… Hangi kapı açılsa… Her hamlede …

Devamını oku »

Oca 09

Müntehir Işıklar

              Kıyıdan bir bir bıraktılar kendilerini Soğuk denizin yüzüne Çok şükür ölmek var Ellerim El yordamıyla ellerini arıyor Ah gözlerim görebilseydi Nabzını kalbimle sayıyorum göğün Tuzağa düştüm Kurtuldum ihtiyarımdan -Tanrım oraya yalnız mı geleyim -Nerdesin ki

Ağu 23

1906

                      Hikayeler kuruldu yetişemedim Son bir gayret gülümsüyorum Şakaklarımdan mürekkep sızıyor   Acıya rengini hicran verir Hicrana tadını hüsran Kusmak istiyorsun Kus Harfler dökülsün ağzından   Orda bir vapur kaçırdım Bir daha görmedim deniz rüyası Neden bu kadar zor kaç dünya ölmüş olabilir   Daha …

Devamını oku »

Haz 15

Um

              Cesetler soğuktur ama üşümezler Annem de soğuktu ama üşümüyordu Hayatının en güzel ölümüyle ölmüştü   Öyle güzel ölemedim ben Çelebi’yi tanıdığım Küçük ve eski mabed Damarlarımdan kanadı bir cennet küstürür gibi   Ben korkudan avuçları terleyen birini öldüremezdim Melek öldürebilir Şakaklarını okşayarak öldürmezdim uzun uzun öperek alnından Öldürmezdim …

Devamını oku »

Kas 19

Otağ ve Melek

  Kızılderililer İstanbul’a ilginç gelmez mi Kahretsin kapitalizm hep mi kazanır   Mum eriyip de bir yığına böyle dönüşürdü Bir ağaç böyle çürüyüp yıkılabilirdi Denizler bir yudum acı su böyle olabilirdi Bunu neden yaptın   Açık açık çağır göğüme kuşlarını şu yakayı ilikle Bu hal iyi durmadı üstümde Beni neden işgal etmedin   Ben bir …

Devamını oku »

Eski yazılar «