Yazar: Elif Sabır

Dünya Bir Hakikatler Mektebi

Kelimeler, anlam deryasında tutulması pek müşkil olan mâhîler misali…  Oltamız, aralarında pervasızca dolanıp dururken kelimeleri seyirden başka bir meziyet gösteremiyor. Hoş; bu, oltanın değil; onu tutan elin marifetsizliği…  Oysa suç isnat etmek ne de kolay değil mi? Bulacağımızın aradığımız olmamasından çok korkmak, elimizdeki “ben”i her koşulda müdafaa ettiriyorken bu yolda harcadıklarımızın ahvalini düşünmek de iktiza …

Devamını oku

“Rüzgârın Önüne Düşmeyen Âdem Yorulur!”

-Nümâyiş ve gösterişler âleminde sahici olanı, hakîkatin peşine düşüp hikmet dileneni nasıl anlayacağız? -Beşer, her duyduğu cümlede hakîkat kırıntıları ile beslenmeye gayret ederken açlık hissi peşini bırakmıyor ve sırtını yasladığı yerler bir bir yıkılıyorsa ne yapmalı? -Herkesin hemfikir olup bir kavram hapishanesine sıkıştırdığı “insan” doğru bildiğini mi yapmalı yoksa doğru olarak tayin edileni mi? Yoksa …

Devamını oku

Karanlığın İmtihanı

  Korkularımız, tekâmülümüzün önünde dâima engel! “Ay, geceden kaçmadığı için ışık elde etmiştir.” diyor “Rubailer”inden birinde Hz. Mevlânâ. Üzerine gidilmeyen her karanlık, aydınlıktan payını alamıyor. Oysa yolunu aydınlıkta arayan karanlığın dahi bir imtihânı var. Meşrebine muvâfık hareket eden gecenin, yanan mumlarını da söndürmesin insanoğlu! Karanlığı dahi anlamak gerek. Zira değişimlerdeki terakki imkanının yegâne şartı anlamaktan, …

Devamını oku

Hakikatin Tecellisi

 “Doğruluk, güçlünün işine gelendir.” Platon, hakikatin bilgisi için akıl yürütürken böyle bir cümle kuruyor eserinde. Peki bu cümle ne kadar doğrudur? Doğru olanı bulup anlamlandırmak için doğruluk derecesini de sorgulamak icap eder. Herkes kendisi için değerli olanı sahiplenip korurken o şeyin adına hakikat diyor. Hayatı anlamlandırma gayretinin kendisi dahi bir hakikat iken bunu göremeyen nice …

Devamını oku

Anlamın Gönlündeki Sır

 ─Sadece bir yanlışım çıktı elli sorudan. ─Aaa harika, nasıl becerdin? ─Hiç doğru yapmayarak. Bazen öyle bir hâl alır ki hayat, hata yapmamak için hayattan vazgeçeriz. Sahiden bu kadar mühim midir yanlış yapmamak veyahut yaşamamak? Hatalarımız insan olmak adına katettiğimiz yolları gösterirken bunu başkalarının nezdinde kusur olarak görmemiz…. Ah ne gaflet! Arkamıza dönüp baktığımızda kusur addettiğimiz …

Devamını oku

Gerçek Varlığımız

İnsanoğlu tuhaf mahluk! Hem âciz hem muktedir, hem ölü hem diri… Yeniden diriliş için dahi bir başkasının bizleri toprakla kavuşturmasına muhtaçken acz ile abd kelimelerindeki muvafıklık şaşırtıcı olmamalı… Âcizliğin kulluk bilincindeki yapı taşlarından olması ise başarının önünde bir engel teşkil etmemeli! Ayrıca sürekli yenilmek de yenilginin ilâcı değil muhakkak. Beşer de bunun bilincinde olduğundan mıdır …

Devamını oku

Zamanın Ruhu

Yapma istidadının nakıs olmaması, yapma eylemini doğurmuyordu. Tüm yanlışlıklar, düzensizlikler de bundan mütevellitti belki de. Bir sürü bahanesi dahi olabilirdi, hayallerin gerçekleştirilememe sebebi olarak gösterilenlerin. Zamansızlık, baştan aşkın işler ve çaresizlik adı altındaki tüm vazgeçişler… Öyle veyahut böyle o, bu, şu… derken harcanan kıymetli ömürler vardı. Ve dahi “Ne için?” sorusu sorulmadan akıp giden zamanlar… …

Devamını oku

Hiçliğin Varlığı

Bir gün varız bir gün yok! Kimisine göre bahar kimisine göre kara kış olan ölüm, elvan elvan hâlleriyle her an kapımızda. Ancak bu cümle yalnızca mekâna bağlı bir varlığı veyahut yokluğu ifade etmiyor. Çünkü insan mekân değiştirmeksizin olduğu yerde bir gün var iken diğer gün yok olabiliyor. Varlık ve yokluktaki bu ince çizgi insanı hayrete …

Devamını oku

Vuslat Yolunda Yolculuk

Bazen  içinde yaşadığı anda asırlarca konaklamak ister insan, misafir olduğunu bile bile… Sessizce bir bekleyiş, bir terennümün en güzel tınıları olabiliyor. Tabiatı gereği insan, bekleyişlere kör, vuslat yolunda yolcu daima… Ancak sır firakta mahfuz. Neden mi? Çünkü her ayrılık, her terkediliş, bir farkedişi de beraberinde getiriyor. Bu bir bakıma insanın zâtını farketmesi… Bu farkediş ömür …

Devamını oku