Can Havliyle İtidal

Sait BaşerHani her fırsatta tekrarlanan bir diplomasi ilkesi var ya: “Dış politikada dostluk yok, çıkarlar vardır” der, üst perdeden.
Bu “yüksek” ilke(!) sayesinde, tepelerdeki dâhî yöneticilerimizin biçimlendirdikleri örnek, alt tabakaların sade insancıklarına neler demez!? Zaten modernliğin ahlakı(!), edebiyatı, felsefesi, şehir yapılanmaları, sosyalleşmeye prim vermeyen kârcı piyasaları, medyası, bütünüyle değerleri insan egosunu kışkırtıp duruyorken… Hele “maneviyat”, kilisenin liyakatsiz geçmişi üzerinden o kadar dayak yemişken.
Nitekim çağımız, giderek bencilliğin kınanırlığının ortadan kalkışına şahit oldu. Feragat, dostluk, ahlak gibi eskimiş değerlere de yol göründü…
*
Bir devir, modern dünya mihraklarında da, en azından “sosyolojik imaj olarak var sayılan” bazı ortak değerler sebebiyle, rakiplerindeki yapılara karşı “düşmanlık” gerekçesiyle bile olsa, karşı çıkarken dahî değerini onaylayan bir arka plan vardı. Hristiyandı, katolikti, ortodokstu vs… Şimdi bu etiketler sadece on paralık birer “paravan” nesnelliğiyle var sayılsa bile, artık ana değer güç, refah, kâr,…dır.
Bir değeriniz varsa, o dünya için aslında o “şey”, yakalanacağınız bir “yular” imkanı olarak görülüyor.
*
Sizin değerlerinizle döğüşmek olmuyor artık ana siyasetin hedefi.
*
Kimlikleriniz mi var? Oh ne alâ! Mezhepleriniz, tarikatleriniz mi var? Bunlar çok mu değerli gözünüzde? İşte düşmana lazım olan silahlar!
Vatan sevgisi bir değer mi? Evet. O halde bu değer öyle azdırılmalı ki, şahsiyetlerin teşekkülüne engel haline getirilmeli! Vatanseverlik, en yontulmamış ve ahlakî değerlerden nasipsiz kabadayıların alameti olsun. Böylece de onlardaki ahlak zaafından dehşete düşenlerdeki “vatan duygusu” katledilsin!
Kimlik veya mensubiyet konularınız çok mu önemli? Tamam! İşte alın size en şiddetli kimlik sembolleri, vurguları, alabildiğine serbest! Herhangi bir kişilik alameti o kimliğin şablon ve sembollerine aykırı mı? Vurun beline kişiliklerin! Medyalardaki ana temalara bir bakın!
İş hayatınızda “verimlilik” çok mu öndeğer? Çok güzel! Buyurun GDOlu üretimler, kimyasallı gıdalar, zehirli pabuçlar, plastiklere sürülmüş kimyasal kokular eşliğinde yapma aksesuarlar, çiçekler…
Disiplin ve militarist geçmişten kurtulmak mı istiyorsunuz? Harika!
Ülkenizde ihtilal de serbest, asker aleyhtarlığı da…
Alın tam “özgürlük”! Artık gazetelerin 1. Sayfa manşetlerinde aileyi koruma tedbirlerine eşilik eden ihaneti teşvik edici pornografik yayınlar. Okullarda öğretmeni iptal eden kaş çatma yasağı!
Hukuk çok mu değerli? Hukuk toplumu olmak mı istiyorsunuz? Elbette değil mi? Buradan da yönetimlerin ellerini bağlamak, eski şartların eseri olan kalıplara mahkum ediş çıkartılır…
Özgürlük? Haa bak bundan vaz geçemeyiz… İyi de sınırları iğfal edilmiş özgürlüklerle beraber korkunç bir adaletsizlik ve sınıflaşma doğuyor! Buna tedbiri nerden çıkartacağız?
Neden lazım ki tedbir!
Onların istedikleri zaten tam budur: Rakip toplumun ortak davranma iradesini felç etmek!
…..
Bu maddelerin arttırılması işten bile değil.
Burada önemli olan “netice almak”tır. Netice ise, sizin yaşama imkanlarınızın elinizden kapılmasıdır. Çoluk çocuğunuzun ne olacağına dair zerre kadar “sorumluluk” alınmaz.
Eee, uluslar arası ilişkilerde aslolan “çıkarlardır”!
Denizlerde boğulan aç yüzbinlerin göçüymüş, mülteci durumuna düşürülmüş milyonlarmış, kime ne?
BM mi? … Burada gülünecek malum…

Eskilerin diğer bir değerler sistemi adına mücadelelerinde de düşmanlık vardı tabii… Ama o mücadeleler gene başka ve önemsenen değerler adınaydı. Bu defaki kışkırtıcı merkezlerin derdi sadece petrol, doğal gaz, pazarlar, tüketici havzalarına hakimiyet…
Bu uğurda vaktiyle lanetlenmiş ne kadar kimlik, mezhep, tarikat, sapık cereyan, sosyolojik afet sebebi varsa hepsi serbesttir.
Hatta artık “biyolojik savaş” adına virüs ve mikrop üretilmesi bile bu kadar “meşru”(!)(Bu ünlem nedir demeyin. Meşru, şeraite uygun demek çünkü.) iken…
*
Bu zamanda insanlık, kişilik, ahlak, mensubiyetler, değerler… adına bir koruma içgüdüsüne sahipseniz (şuur demiyorum. Çünkü artık medya hipnozlarıyla sürekli uyuşturulmaya maruz kitlelerden şuur beklemek çok müşkül.) “İTİDAL” kavramını yeniden keşfetmeniz gerekecek…
*
Aksi halde kişiliğinizi kimliğinize, ahlakınızı vatan sevginize, haklarınızı özgürlüklere… yedirirler de ruhunuz duyuncaya kadar, kendinizi bir lastik botta ve İtalya ahillerinde polis destroyerlerinden kaçarken bulursunuz…
Hem de kurtarmayı reddeden müsebbiblerin kucağına atılma bahasına!

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.