Kas 10

Perde

              Uzattım boynumu esrâr-ı aşka Ayırdı canımı ten kaygısından Bir dolu verdiler şifâdır diye İçtim de kanmadım cânân tasından   Mânâsı seçilmez halleri vardı Kâl ile çözülmez dilleri vardı Destursuz geçilmez yolları vardı Eşikte uğundum firkat yasından   İtibar etmezler yavuz civana El bağlı dil bağlı geç gir dîvâna …

Devamını oku »

Eki 23

Mahremiyetin İhlali

Saçmak, bir başka tabirle ifşa etmek; “mahremiyetin ihlali” neticesinde oluşan eylemin adı. Bu fiil, zihnimizde çoğu zaman olumsuz bir çağrışımla karşılık bulur. Olumlu gibi görünen ifşa eylemeleri dahi bilinçaltında yazılan muhalefet şerhiyle gizli bir veto yer. Sırrın açığa çıkarılması, her halükârda rahatsızlık vericidir. Çünkü sır kendi süreç ve şartlarına bağlı olarak oluşmuş ve nihai kurgusunu …

Devamını oku »

Eki 14

Unutulmuş Bir Türk Matematikçi: Abdülhamîd İbn Türk

a.mansur

Dikkat: Bu metin yalnızca amatörce yapılmış bir çalışmadır. Bundan dolayı birçok eksiklik içereceği gibi birçok hata da içermesi kuvvetle muhtemeldir. Yalnızca İbn Türk’ü gücüm yettiğince tanıtmağa çalışma hevesimden ortaya çıkmıştır. Özet: Modern bilim dünyası için Müslüman bilim adamlarının önemi su götürmez bir gerçektir. Bizim bu kişiler arasından en çok tanıdıklarımız Harezmi, El Cezeri, Bir uni …

Devamını oku »

Eki 10

Issız

              Şu karşı kıyıda gümânım kaldı Acep oralarda hatırım var mı Düşüne can fedâ bir ân’ım oldu Gönül defterinde satırım var mı   İki büklüm mahcup buruk yürekle Nedâmet tereddüt bin bir esefle Çektim sandalımı kırık kürekle Cânânın göçünde katarım var mı   Çırpındım gözünün damlalarında Süzüldüm utangaç yanaklarında …

Devamını oku »

Eki 03

Aygın

              Sapsarı saçların keyfince sarhoş Gezinir rüzgârlar sersem başıboş Birikmiş sırları edemedim fâş Bezdim zülüflerden telden usandım   Gönül coşar ise taşar denizler Denizler gönlünde inciler gizler Bir gamzeyle tedvîr eder mevsimler Bezdim takvimlerden yıldan usandım   Gezdirdim nefsimi keyf tasmasıyla Nizâlar tutuşur dert yosmasıyla Yağmaz gökten kemik has …

Devamını oku »

Eki 02

Ulubatlı Hasan Yaşadı mı, Yaşamadı mı?

bir-kahramanlik-hikayesi-ulubatli-hasan-8930321-33890-1920x1080

Son yıllarda yazdığı eserler ve yaptığı televizyon programlarıyla göz dolduran bir târihçimiz, İstanbul’un fethi sırasında bayrağı burçlara diken Ulubatlı Hasan nâmıyla marûf bir neferin olmadığını, bu isimde birisinin hiç yaşamadığını, onun uydurma bir karakter olduğunu söylüyor ısrârla. Elindeki sancâğı sûrlara dikerken şehîd düştüğüne inanılan ve bu özelliğiyle destânlaşıp toplumsal hâfızaya yerleşen bu kahramân asker timsâli …

Devamını oku »

Eyl 22

Devir

              Bir hikâye kurdun saldın âleme Zulmettim kendime kendi elimle Bir’den geldim bir’e döneyim diye Sen beni yarattın yâr ben de seni Gönlüm bir kuyuydu Yûsuf’u aldım Yûsuf oldum derken kuyudan çıktım Züleyhâ’ya dönüp uğundum kaldım Sen beni yarattın yâr ben de seni Taşrada etrafta Mûsa aradım Firavun aradım …

Devamını oku »

Eyl 22

An İçinde

              Neye baksa kendin’ görür Defterini kendi dürür An içinde yaşar ölür Canın’ bilmez canan mısın Aynasına ayna tutar Sırrını demez de yutar Dikeni kendine batar Od’un’ bilmez duman mısın Özün’ günahından tanır Hem nesnesinde utanır Nefsine vali atanır Kendin’ bilmez yaman mısın

Eyl 18

Döngü

              Rüzgârlar iklîm-i nazdan esiyor Sürç-i kâlb şarâbdan meyden değildir Öykündüm selvimin nûr kademine Semâım kudümden neyden değildir Hakk’ı mihmân etmiş cân ocağında Tanrı hükmü yürür her yaptığında Anladım cismimi yâr yaktığında Felâhım tavaftan sa’ydan değildir Nice fâş edeyim sırr-ı cânânı Terk ettim sılayı sâdık yârânı Sezdim süveydâda gizli …

Devamını oku »

Eyl 18

“Büyük Birader”i Gördüm

Alışveriş yapmayı oldum olası sevmem. Daha doğrusu bu tür işler için zaman harcamak çok sıkıcı gelmiştir, boğulurum sanki. Zaten bir şeyler almaya çalışırkenki kararsızlığım, hem beni hem de satıcıyı çileden çıkarır. En çok da bu sebepten kendime ve başkalarına eziyet etmemek için mümkün olduğunca alışverişten kaçınırım. Hiç dikkat etmeden, gerekli özeni göstermeden yaptığım nadir alışverişlerden …

Devamını oku »

Eyl 18

Şehrin Hurâfeleri, Hurâfelerin İnsanları ve Hepsinin Ortak Oyunu

Size binlerce yıllık bir geçmişten ama bugün, çok eskiden tanıdığım küçük bir kızın muhayyilesinden sesleniyorum. Ben İstanbul’un, şehirden beslenip büyüyen efsanelerin ruhuyum. İnsanların bilinçaltından beslenir ve sonra onu tekrar oluştururum. Bir ortak bilinçaltı gelişir böylece. Anlatıldıkça değiştirilerek büyür, büyür; insanları sarıp sarmalar, bazen korkuyla ürpertir bazen umutla beslerim. Çok eskiden tanıdığım bu küçük kız, İstanbul …

Devamını oku »

Eyl 10

Mefkûre

              Atayurt’tan kutsal atlar dünyaya Boş yere dört nala sürülmemiştir Tarihin tarlası irfan ehlince Boş yere ekilip biçilmemiştir Ne kölelik bilir ne efendilik Varlığı bir görür nerde ikilik Ordu-millet fikri içinde dirlik Boş yere ideal seçilmemiştir Oluş’un kaynağı seyiri sevgi Varılacak menzil yollardan belli Alp-erenler pîri Hazret-i Ali Boş …

Devamını oku »

Eyl 10

İrfânımızı Öldüren Sekülerleşme

          “Bu ümit, Neriman’ın neşesini iâde etti. Fakat tramvay biraz ilerledikten sonra Neriman parmağıyla Fahriye’ye caddede bir şey gösterdi:         -Allah aşkına bak! dedi, yol üstünde mezârlık olur mu? Koskoca cadde… Ortasında mezârlık… Mezârlar arasında yaşıyoruz.” Yukarıdaki pasaj Peyami Safa’nın 1931 yılında basılan ünlü romanı Fatih-Harbiye’de geçer. Modern bir yaşantıyla kadîm değerlere bağlı bir …

Devamını oku »

Eyl 10

Sürüdeki Kurban(lar) Ve Bölüşülen Günah

 Adamın kulakları raylara döşenmişti sanki… Kulaklarını raylara döşemiş, beklemekle geçen onca yıl… Neyi bekliyordu? Uzaktaki tren yolunun getirip götüreceği öyle çok şey var ki… Duymak istediği, durdurduğu hayatının sesi belki de. Nerede durduğuna dair hikâye, ulaşamayacağı bir yerlerde kalmış. Tren sesi gibi hızla gelip gittikçe beyninde uğultusunu hissediyor yalnızca. Artık her şeyi tren sesine göre …

Devamını oku »

Eyl 03

Tecâhül

              Temenni Tepesi’nde Hâlık seyir içinde mahlûk seyir içinde Seyreden seyredilen bir değil de ya nedir Her an yeniden doğar hep bir tasarruftadır İşleyen işletilen bir değil de ya nedir Bir cân içre konuşur ihyâ eder âlemi Söyleyenle dinleyen bir değil de ya nedir Açılır örtüleri nâz ile hakîkatin …

Devamını oku »

Ağu 07

Yürüyüş

              Kendimi getirdim kerem-gâhına En vahşî kulunum rahmet âhıma Medet     Nefhâmda fahrimdir senin nefesin Âhımda virdimde duyulur sesin Medet   Nûrun tenvîr eder harab gönlümü Ref’et senden gâfil geçen ömrümü Medet   İçtim câm-ı aşkını da ayıldım Fâriğ oldum ağyardan yâr sayıldım Medet   Ayrılamaz Mahvî nûr …

Devamını oku »

Tem 31

Beklenti

              Beni unuttuğun firkat çölünden Ben geleyim sen suçumu bağışla Kutlu eşiğinde sefil ömrümce Ben kalayım sen suçumu bağışla Hani yüreğin ki mesûr umutlu Senin de gözlerin kara bulutlu Kirpikte titreyen mercan yakutu Ben sileyim sen suçumu bağışla Muradın nerede Kaf Dağı’nda mı Masal iklimlerin hülyasında mı Bin başlı …

Devamını oku »

Tem 28

Telmih

              Yürek ister bu dünyâya gelmeye Kesreti toplayıp yâr birlemeye Yûnus gibi esrârını çözmeye Kırk yıl sükût yazar dilin var mıdır Naza tahammülle yanmak sevdâya Kul etmek gönlünü aşk-ı Leylâ’ya Maksûttan kurtulup dem dolaşmaya Kırk yıl sefer yazar çölün var mıdır Sâyede yekinip dâra durmaya Rengine boyanıp kulu olmaya …

Devamını oku »

Tem 20

Çöküntü

                Bir âlemde cân oldun götür getir dediler Neyi felâh edindin ne bâr yüklendin gönül Bu imkân dünyasında tezgâhlar sıra sıra Ne alışveriş ettin ne kâr eyledin gönül Dikkatin sayamadı nabızlarını göğün Açmadı hayıf sana çölünde bir nazlı gül Bir gamzede yıkıldı dimdik vakur tuğların Ne hevese kapıldın …

Devamını oku »

Tem 10

İmece

              Talihin sunduğu vuslat tasından Ben içerim yârim içmez neyleyim Geçen ömrün hiç bitmeyen yasından Ben geçerim yârim geçmez neyleyim Bir selam gelmedi günler yıl oldu Gönül gamzesine köle kul oldu Hicran umut vuslat bize yol oldu Ben seçerim yârim seçmez neyleyim Ta Bezm-i Elest’te kurulmuş tuzak Zincirine mahkum …

Devamını oku »

Eski yazılar «