Tahayyül

Eskilerin tahayyül ve tasavvur dedikleri, harikulâde iki kelime… Evet, iki küçücük söz… Tamamen Türk tahayyül ve tasavvurunun icadı, kendine has dünya görüşünün izlerini taşıyan sözcükler… Tahayyül için sözlükler; hayâl etme, düş gücü diyorlar. Tasavvur için ise zihinde şekillendirme, kurma, tasarım açıklamaları yapıyorlar. Sözlüklere saygıda kusur haddimize düşmez. Fakat zaman zaman onların teknik sınırları, tahayyül ve …

Devamını oku

Sevildiğini Hissetmek

Geçen günlerde sevgi bir çocuğa nasıl gösterilir, diye ince ince düşüncelere dalmıştım. Okuduğum kitapların içeriği, annelik ve çocuğun bedensel ve ruhsal ihtiyaçları ile alakalı olunca ve ben de yolun başında bir anne olduğum için bu soru, zihin dünyamın gündeminde yer almaya başlamıştı. Bir çocuğun gözünde sevgi nasıl gösterilir ve sevmek nasıl anlaşılır, diye düşünürken kendi …

Devamını oku

Yuvaya Dönüş

Doğduğumuz gün, ölüme doğru ilk adımı attığımız gündür aslında. Ölüm bize gelmez, biz ona doğru gideriz. Otobüse binmek için beklediğin durak her zaman bellidir ve aynı yerdedir. Sen ona doğru ilerlersin ve seni istediğin yere götürecek olan otobüse binersin. Ölüm kelimesi oldum olası ürpertir insanı. Adı anıldığı an “Aman ağzımızın tadını bozma şimdi!” denip kapatılır …

Devamını oku

Türkçenin Uyanışı – II

 Kutadgu Bilig’de Kut ve Töre Kitabının Semantik Yaklaşımı Bağlamında  Uyumak ve uyanmak sözcüklerinin anlam köklerini çözümlemeyi denediğimiz önceki yazımız, sakınmak ve uyumak üzerineydi. Özellikle sakınık kavramı içeriğinden hareket ederek düşüncenin etkin durumda takındığı tavrı dil üzerinden açmayı denedik. Bu yazımızda ise uyanmak sözcüğünün kavramsal yapısının Türkçe düşünmeyle ilişkisine odaklanacağız. Kutadgu Bilig’de Kut ve Töre adlı …

Devamını oku

Enformatik Rahatlama

Bize bir “tık” kadar yakın olan teknoloji, sanıldığının aksine her zaman için hayâtımızı kolaylaştırmıyor. Zaman zaman vicdânımızda derin boşluklar yaratıp onulmaz yaralar da açabiliyor. Mâddî hayâtımızı kolaylaştırırken manevî açıdan bizi me’yûs hâle getirebiliyor. Rehâvet ve aczimizle bizi yüzleştirip çelişkilerimizi yüzümüze çarpabiliyor. Dücane Cündioğlu “Motto”sunda; “Kırılmak istemiyorsan kimseye ayna olma!” der. Modern dünyanın iletişim imkânları ve …

Devamını oku

Dili’nde Kendiliğini Edinmek

                  Değerli Dost İbrahim Tüzer İçin   “Dil, insanın evi” değil; “insan, dili’nin inşa ettiği”dir, yanılyor muyum?  “İnsan önce bir şeydir, sonra dili onu dışavurur” diyerek insana ontik bir öz atfetmek, dili’nin insanı nasıl varlığa getirdiğini görmezden gelir.   İnsan, kendi münferit dilinin rehini, mahkumu, kötürümü olarak kalmayacaksa halkının diline, medeniyetinin dillerine, insanlığın ve …

Devamını oku

Hesap Günü mü?

Sevgililer günü, anneler günü, babalar günü, dünya çocuk günü, dünya kadınlar günü, öğretmenler günü… Allah’ın her gününe bir gün anılıyor ama asıl gün; “hesap günüdür” denmişti geçende okuduğum yazılardan birinde.   Neydi hesap günü?   Neyin hesabını veremeyecekti insan? ve Hesap gününden korkulurmuydu ki hiç?   Geçen gün Norma Delaney örnek veriyordu; “Sen televizyonun karşısındayken …

Devamını oku

Türkçenin Uyanışı -I

Bugün akademik düzeyde bile dilin imkânlarını, maalesef şuuraltında yürüyen bir değerlendirmeyle hayata geçiriyoruz. Sözünü ettiğimiz tutum, zamanla düşünme ve üretme aşamasında köklü bir sorun olarak, ilerlemeyi engelleyen bir ezber tuzağına dönüşüyor. Dilin imkânlarının farkında olmak, şüphesiz tek başına bir dilbilgisi meselesi değildir. Kültürün bütün unsurları, özellikle dil vasıtasıyla birbiri ile eşgüdümlü bir ilerleme yahut gerileme …

Devamını oku

“Rüzgârın Önüne Düşmeyen Âdem Yorulur!”

-Nümâyiş ve gösterişler âleminde sahici olanı, hakîkatin peşine düşüp hikmet dileneni nasıl anlayacağız? -Beşer, her duyduğu cümlede hakîkat kırıntıları ile beslenmeye gayret ederken açlık hissi peşini bırakmıyor ve sırtını yasladığı yerler bir bir yıkılıyorsa ne yapmalı? -Herkesin hemfikir olup bir kavram hapishanesine sıkıştırdığı “insan” doğru bildiğini mi yapmalı yoksa doğru olarak tayin edileni mi? Yoksa …

Devamını oku

Türkçede Süzülmek

Orhun Abideleri Kül Tigin kuzey yüzünde (3-4) Türk tarihi açısından dikkatli gözlerden kaçmayacak, ibret verici ibarelerle karşılaşmaktayız.  Eçim kağan ili kamşağ boltukında budun ilig ikegü boltukında İzgil budun birle sürigüşdümüz. Kül Tigin Alp Şalçı akın binip] binip oplayu tegdi. Ol at anda tüş[di]. İzgil [budun] ölti. Amcam kağanın ili sarsıldığında: millet, hükümdar ikiye ayrıldığında, İzgil milleti …

Devamını oku

Bir Yerden Başlamak

Başlamak bitirmenin yarısıdır, derler. Ne doğru bir söz! Çünkü başlamak, neye başladığına bağlı olmakla birlikte, harekete geçme eylemini barındırdığı için zordur. Evi temizlemeye başlamak, ödev yapmaya başlamak, örgü örmeye başlamak, yemek yapmaya başlamak, tarladan ekinleri toplamaya başlamak… Fark ettiniz mi; bahsettiğim tüm “başlamak”lar  emek isteyen, akıl ve bedenin beraber çalıştığı hatta ruhun da  onlara eşlik …

Devamını oku

Neden Evleniyoruz?

Sahi, neden evleniyoruz? Evlenmekteki amacımız ne? Neden kendi sorumluluğumuz azmış gibi kendimize yeni sorumluluklar alıyoruz? Kendi başımıza kendimize yetmiyor muyuz? Neden? Neden? Neden? Mutlu olmak için mi yoksa? Aaa, kendi başına mutlu olmayı başaramıyor mu insan? Mutlu olayım derken mutsuz olduğu zamanlar olmuyor mu? E o zaman neden? Düşünelim bakalım acaba neden? Nerden başlasak ki …

Devamını oku

Türkçenin Kurtuluşu

  Bütün diller gibi Türk dili de kendine özgü bir muhakemeyle çalışmaktadır. Günlük hayatta kullandığımız bazı sözcükler, Türkçede anlam kökü itibariyle zaman içinde bir kavram olarak ele aldığımız ana gövdeye bağlanır. Türkçenin kökten türeyen yapısı gereği, türetilmiş sözcüklerin, anlam kökündeki kavram bütünlüğü içinde değerlendirilmesi daha doğrudur. Dilimizde birçok sözcüğün fonetik olarak bazı değişikliklere uğradığını görüyoruz. …

Devamını oku

Meryem Bir Akşamüstü

Bazı akşamlar böyledir burada. Kış, adamakıllı hırpaladıklarına bir akşamüzeri hoşluğu verir. Eh, kışın gönül alması da böyle olur; kabanlar ağır gelir, botları taşımak zordur, kediler tüylerini tımar eder, köpekler güneşe doğru keyiflenir, martılar kanatlarıyla meşguldür, kargalar bile memnundur. İnsanlar? Bir yaren buldu mu sahilde alır soluğu. Aslında yareni olmayan da sahile iner, denizle söyleşir. Daha …

Devamını oku

Türkçe Bakış

Bir önceki yazımızda ad, adım, ayrılık üzerinden kurduğumuz denemede “İnsan, ayrılığın farkında olandır.”  diyerek her adımın ayrılık olduğunu izaha çalışmıştık. Bu merhalede ayrılığın izafiyetini vurgulamak gerekiyor. Çünkü her adım aynı zamanda bir önceki adımla olan zorunlu bağlantısı gereği öze yaslanmaktadır. Türkçe ile ifade imkânı bulan varlık anlayışı, adımları ve ayrılıkları ada bağlayarak inanma üslûbunu özgün …

Devamını oku

Türkçenin Adımları

AD, tr. Ad/at (bir varlığın bilinmesine yarayan im)den  ad…  Ad, köküne bağlı adlandırmak, adak, adamak, adanmak, ada, adaş, aday ve adım sözcüklerini yaygın olarak kullandığımız biliniyor.  AT I, tr. At (binek, yük taşıyan evcil yaratık)tan at. AT II., tr. At/ad (devinme, doğru, vurma, niteleme, gitme, sıçrama çıkma, açma, açılma, patlama bg. değişik olayları bildiren kök) …

Devamını oku

Hasbihal

        Ömrümce bekledim bahar faslını Bir melek fâş etti işin aslını Seyrettim nihâyet bülbül vaslını Hamdulillâh gülden aldım yâreyi   Tavrını lutfetmiş nazlı yellere İlham vermiş gümrâh akan sellere Râyihâ bahşetmiş baygın güllere Hamdulillâh telden aldım yâreyi   Bir nâzenin selvi bir zarif edâ Kuru cânım oldu eşikte fedâ Süveydâdan gayrî kalmadı …

Devamını oku

Türkçede Uçmak

Yahya Kemal; “Türkçe ağzımda anamın sütü gibidir.” diyor. Dil ve buna bağlı musiki; bize geçmişten kalan, annemizin ak sütü kadar temiz ve helâl olan yegâne miras. Kültür varlığının devamı, dilin canlılığı ile mümkün olabilmektedir. Kişiler ve toplumlar, her şeylerini kaybedebilirler fakat dil yaşıyorsa siyaset, sanat, iktisat, bilim, felsefe her şey ama her şey yeniden kurulabilir. …

Devamını oku

Söyleşi

Her sabah biliyorsan akşamın ineceğini tekrar yeryüzüne Bunda bir iş var ey insanoğlu!   Her gün dünyanın sandığın kovalamaca senin de ezeldeki kaderindir.   Vazgeçmek mümkün değildir. …   Bir “kayıp”ın yokluğu hemen bilinir mi yürekte?   yoksa yitenler çoktan yazılmış kararlı ağıtlar mı idi kadere, unutulmuş dillerde…   Bir masal dokundu ve yürüdü kaf …

Devamını oku

Türkçenin Yürüyüşü

Dil; yaşayan, kültürel bir varlıktır ve her varlık gibi değişmekte ve gelişmektedir. Türkiye Türkçesinde şimdiki zaman eki olarak kullanılan -yor eki, güncel Türk kültürünün zaman kavramına bakışının merkezinde bulunuyor. -yor ekinin kökeni ve kullanılmaya başlandığı zaman dilimi hakkında Türkçe etimolojisi çalışmalarında değişik bilimsel görüşlerle karşılaşmak mümkün. En kuvvetli görüş, eldeki metinlere dayanarak -yor ekinin daha …

Devamını oku