“Hatırlarım Gülüşünü”

    Floresan ışıklarının altında gözlerini açtı. Sol elinin üzerinde büyük ve keskin bir acı hissetti, elini hareket ettirmesine mani olacak kadar büyük ve keskin bir acı. Göz ucuyla ve güçlükle eline bakabildi. Şeklini kaybedecek kadar şişmişti ve merkezden etrafa doğru kırmızıya evrilen mor lekeler vardı. Saçları, alnına ve şakaklarına yapışmıştı. Gözlerini, kabulleniş ve teslimiyete …

Devamını oku

İstanbul’un Bitmeyen Çilesi ve Bitmeyen Zaferinin Hiç Bitmeyecek Hikayesi

Onları  kasaplık koyunlar gibi ayır ve öldürme günü için onları hazırla YEREMYA BAB: 12 AYET: 3 Yer: Topkapı Sarayı bahçesi. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi başhekimi profesör, “Yaa azizim, olay gördüğün gibi epey karışık. Şu gayrimüslim iş adamı cinayetine de yepyeni bir boyut eklendi şimdi. Muhtemelen daha da bilmediğimiz nice meçhul cinayete… Burada açık …

Devamını oku

Ararken Kaybetmek

Bir duygu, bir düşünce. Öyle basit değil, hafif değil; olabildiğince karmaşık, olabildiğince yoğun. Güçlü bir yaz mevsiminde ırmak kenarındaki heybetli söğüt ağacının serin gölgesinde bile teskin olmayan bir duygu ve/veya düşüncenin etkisindeydi. Halbuki kediler, köpekler, serçeler, güvercinler, kumrular hatta muhtemelen ırmaktaki balıklar dahil herkes halinden memnundu. Ve elbette insanlar; pek tadım yok, deyip aralarından ayrıldığı …

Devamını oku

Söyleşme

        Kınında can veren bir kılıç gibi Gönlümde çürüdü aşkı Meryem’in Nihâyet göründü denizin dibi Boyumdan büyükmüş aşkı Meryem’in Ak alnımda kara yazı gezindi Yüreciğim hicrânıyla bezendi Mihrâbım âhımdan bezdi usandı Firkâtin burcuymuş aşkı Meryem’in Hani ya o eda hani ya o naz Nerede kayboldu bitmeyecek yaz “Bir ömür değil de bin …

Devamını oku

Bir Demir Dağı Delip Aldım Boynuma

        Göğüsünde sıkışan nefesi bırak Yoksa yıkılacak direği göğün Böyle sürsün gönlümdeki saltanat Kimi ağladığın kimi güldüğün Yavaşça akıp tükeniyor dünya Herkes gitti ben kaldım Can çekişen mısralara yetişemiyorum Hangisine koşsam ellerimde soluyor Son bir umut ölüyoruz beraber Aydan aydın günden güzel Harâb eder beğenmez harâbesini Yüz çevirdikçe şehir denizsizleşiyor Yutkunmak zor …

Devamını oku

Tenhaca Söyleşmek

        Canın tatlıysa bu meydandan uzak dur O ay yüzlü güzeli görmek her zaman gönül aydınlığıdır bana Dışında da olsam bu eşik güzel Koynumda besleyip büyüttüğüm hasret güzel Bu yangın Bu tufan Bu mahşer güzel Zıt dalgalara karışıp boğulmak güzel Güzelin değerini âşık bilir Hâlini bildiği gibi Özlemeler yetmiyor Kavuşmalar nasıl yetsin …

Devamını oku

İhtimal

        Ben yalnız değilim Sen yanımda değilsin Bu avcı ah bu avcı Beni en sakındığım yerimden vurdu bu avcı Uzun uzun ölmeye benziyor yaşamaktan çok Geçmiş şeyleri evet şeyleri sığdırmaya çalışıyorum içime Olmuyor Bir umut çırpınıyor ellerimde Kesemiyorum Ben ölemiyorum O ölemiyor Çaresiz Çenemi yaslayarak göğsüme yaslayabildiğim kadar Susuyorum susabildiğim kadar Tozlu …

Devamını oku

Mevc

        Beni kurban edemeyeceksin o bıçağı bana ver Tereddütle titriyor ellerin İnşirah okurum ferahlarsın Kurban istiyor gelecek günler Hazırım Olup bitenleri ben oyalarım ama baş edemem Sen ay huylusun Gâh pencereden gâh kapı aralığından Gâh suyun yüzünden gelirsin Ben seni ele geçmez bilirim Gelip gelip gönlümü alıverirsin Ayaklarına bulaşan mâverâ tozundan gözlerime …

Devamını oku

Tahassür

        zaman neyi geri verecekti? ıskalanmış bir hayatın külleriyle meşgul ardından bakanlar gözler daima nemli, bakışlar donuk yürünmeyen yolların yolcuları istasyonları doldurmuş soruyorlar geçer mi filan yerden bilmiyorlar sen gittiğinden beri her adres yanlış eksik tüm tarifler her zerresinde ayrılığı müşahede edenler biliyor dönmeyecek olanı firâkların sebebini bilenler ise bırakmışlar esbâbı geriye …

Devamını oku

Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar

YÜK Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğünde ‘Yük’ sözü  sekiz ayrı açıklamayla karşılık buluyor. Araba, hayvan vb.nin taşıdığı şeylerin hepsi. Bir şeyin ağırlığı. Araba, hayvan vb.nin taşıyabildiği miktar Eşya Birinin üzerine almak zorunda kaldığı ağır görev Yüz bin kuruşluk mal veya tutar. Doğacak bebek. Yüklük. Yük sözünün ilk geçtiği bilinen en eski kaynak Orhun Yazıtlarıdır. Yazıtlarda …

Devamını oku

Ay

        Mâverâdan bir haber ukbâdan bir ses oldun Küllerimi savuran rikkâtli nefes oldun Elinden akıp giden bahtının yıldızıyım Artık hiç dinmeyecek bir yürek sızısıyım Hicrânın haddesinden çektin öksüz gönlümü Tekrâr tekrâr bağladın bu girift kördüğümü Lâleden ya gülden mi aldım ben bu yâreyi Nihâyet mesken tuttum mukaddes meyhâneyi İtibârım kalmamış kûy-i yârde …

Devamını oku

Meryem Yatışmayan Bir Çarpıntı

Tatsız bir rüya gördüm. Bölük pörçük olayları birleştirmeye, hikayenin oluş sırasını hatırlayıp sebep-sonuç ilişkilerini çözmeye çalışırken uykum kaçtı. Boşverip tekrar uyumaya çalıştım. Uyumaya çalışmak sonuç vermedi. Olan olmuş, deyip geçilmiyor. Rüyada olup bitenler için bile. Soyut dünyada da denge ve mantık aramaktan geri duramıyor insan; ejderhalarla savaşsa, serçelere tutunup gökyüzünde uçsa, yedi başlı ejderhanın peşine …

Devamını oku

Utangaç Türkler

Son zamanlarda utanma duygusunun özgüven yoksunluğu yarattığını çağrıştıran üstü örtülü bir anlayış sosyal medyayı içten içe kemirmeye devam ediyor. Kastım “zamane gençliği çok bozuldu” benzeri bir klişeyi dayatmak değil. Elbette değişen zaman ve koşullar insanların yaşam tarzlarında, düşüncelerinde ve hatta inanma konusundaki duyuşlarında yepyeni ufuklar açacaktır. Fakat insanı kişi yapan bir haysiyeti ve bu haysiyeti …

Devamını oku

Meryem Belki

Büyüdüğüm ev şimdi tuğla yığını  Kapısı penceresi belirsiz  Duvarlarında başıboş otlar sırıtıyor  Kuşatsa da hevesli sarmaşıklar  Tozlu yaprakların neresinden baksam görürüm  İki odaya sığdırdığımız koca dünyayı    Orda kazak örer annem Pencere önünde  Neler duyar neler düşünür neler susar Neler söyleşir menekşelerle   İşçi elleri sabun kokar babamın hâlâ Masalları da bilir Yüklendiği ağır hakikati …

Devamını oku

Adam Olacak Çocuk

Bir Kuantum Rüyası İlkokuldaymışım. Fen Bilgisi dersindeyiz. İçimde bir sıkıntı var. Öğretmen bana bir soru soruyor, bilemiyorum. Sonra arka arkaya başka sorular soruyor, hiçbirini bilemiyorum. Yanımda da adını bilmediğim bir kız oturuyor. Zilin çalması ile içimdeki sıkıntı dağılıyor. Kız da gülerek benimle dışarı çıkıyor. Bir çocuk geliyor yanımıza, şöyle diyor: “Hadi gelin, bizim mahalleye gidelim.” …

Devamını oku

Türkçe Duymak Hakkında Bir Deneme

TDK Türkçe Güncel Türkçe Sözlük –duymak sözünü beş madde başlığında açıklar: 1. -i Bilgi almak, öğrenmek, haber almak. 2. -i İşitmek, ses almak. 3. -i Dokunma, koklama vb. duyularla algılamak, hissetmek. 4. -i Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarından bilgi edinmek, hissetmek. 5. nesnesiz, mecaz  Sezmek, fark etmek, hissetmek “Duymak” …

Devamını oku

Bilişelim

Gül ile meşgul olanın, ellerine diken dolaşma tehlikesi de var; ellerine gül kokusu sinme ihtimali de.   Yunus Emre’miz; “Sevelim, sevilelim.” diye özetleyivermiş, biz de çok beğenmişiz. Çok beğenince çok tekrâr etmiş, çok tekrâr edince de genelde anlamı kaybetmişiz. Atasözlerimiz ve deyimlerimiz, anlamını alışkanlığa kaybeden örneklerle dolu. Her birinin üzerinde ilk kez duyuyormuş gibi dursak…  …

Devamını oku

Serçenin Söylediği

Asker ocağında bizim gibi acemi erlere jandarma karakolunun nasıl bir düzeni olduğunu, içinde ne gibi araçların bulunduğunu, neyin ne işe yaradığını gösteren bir binaya eğitime gitmiştik. Eğitim amacıyla alayın merkeze en uzak noktasına yapılmış bu bina, yıllar içinde epeyce yorulup hırpalanmış, biraz da ihmal edilmişti.  Hal böyle olunca binanın bütün uygun yerlerinde örümcek ağları, boyunca …

Devamını oku

Gülü Seven

Hazret-i Niyâzî, müthiş bir hizâ çizgisi çekmiş: “Sür çıkar ağyârı dilden tâ tecellî ede Hakk” … Bilmelerimizi ve inanmalarımızı, tecrübelerimiz; tecrübelerimizi ise aczimiz, ihtiyâcımız, eksiğimiz tâyin ediyor olsa gerek. İnsanız, âciziz; üşüyoruz, acıkıyoruz, yoruluyoruz, bunalıyoruz, özlüyoruz, ayrılıyoruz…  Eeee, dünyânın bin bir türlü hâli var! İlk bakışta menfî görünen bu ve benzeri durumlar sâyesinde ilmimiz, fennimiz, …

Devamını oku

Ramazan Dolayısıyla Kapalıyız

Pera tarafında olduğundan kozmopolit bir yapısı olan bizim muhitte ramazan-ı şerîfin rûhuna aykırı işletmeler az değildi. Ramazanın teşrîfiyle beraber hepsi kapanır ve vitrinlerinin uygun yelerine aynı uyarıyı asarlardı:  “Ramazan Dolayısıyla Kapalıyız!” Ramazan dolayısıyla kapanmayan işletmeler ise vitrinlerini gazete kağıtlarıyla örter, yeterinden fazla ışık açmadan sessiz sedasız hizmet vermeye devam ederdi.  Ramazanın uğramadığı, hissedilmediği yer kalmazdı. …

Devamını oku