Eyl 10

Suriye Nedir? Coğrafya mı Yoksa Vatan mı?

İkinci Dünya Savaşı yıllarında İngiliz Başbakanı Churchill, vatanları Alman işgaline uğramış Fransız halkına kimlik dağıtarak İngiliz vatandaşı olmayı teklîf eder. Teklîf, millî vicdânda kabûl görmez. İngiliz tâbiiyyeti altında yaşamayı onuruna yediremeyen Fransız ulusal kimliği bunu reddeder. Çünkü Ortaçağ’dan beri büyük devlet olma vasfını kaybetmemiş Fransa’nın arkasında en az bin yıllık bir târih vardır. Ve tabiatiyle …

Devamını oku »

Ağu 31

Sefer

              Gördüm de uzak yakından kendimi Özlüyordu tek yolculu seferi Nerde nasıl bulmalı teselliyi Daha önce giden o sevgiliyi Yollamak istedi o son nefesi Niyet etti şükür geldi dâveti Ve içti ikram edilen şerbeti Tattı acıdaki enfes lezzeti Aşk-ı nefes ile ruh rûha değdi Hep orada kalmak oldu dileği …

Devamını oku »

Ağu 20

Perdelerin Ardında

 Bilinmez dünyalar perdeler ardında saklıdır Gece tüm ihtişamıyla gizlerken gün ışığını ardında Perdeler geceden saklar tüm mahrem ziyasını Perdeler bilir aslında ne sırlar sakladığını Şehrin ışıklarından uzak bir yerde ışığı arıyorsan eğer yıldızlar seninle konuşur ve her yıldız farklı anlatır kendini, parıldayan ziyasıyla. Şehirde ise yıldızlar kısık seslidir. Onların ışığını engelleyen, yıldızlara kıyasla minik minik …

Devamını oku »

Ağu 13

Türkçenin Ne’si Var?

Türkçe anlamaya dair yürüttüğümüz gayret; aşağıdaki tanımlamaların, boşlukları olduğuna dair bizde şüphe uyandırdı. Etimoloji sözlüklerinin dilin ses gelişim hakkındaki verilerine dayanarak nesne sözcüğünün yüklendiği anlamı önce küçük bir teknik çözümlemeye tabi tutacağız.   “Nesne, ne (soru içeren sözcük) ile imek eyleminden: i-se/ise’ nin birleşmesinden ne-ise-ne/nese/nesen/nesne İse, es.tr. İrmek (olmak, bir yerde bulunmak, var olmak) ten …

Devamını oku »

Ağu 10

Keyfiyetin İzinde -II-

Soru sorması/düşünmesi engellenmiş bir toplumun bireyleriyiz. Soru sorarsak ayıplanırız ve imanımız sorgulanır. Dahası kendimizden şüpheye götürecek taktikler geliştirmiş bir sistemin içine hapsedilmişiz. Yetmemiş; “Çok düşünmek, sorgulamak kafayı üşütmeye yol açar!” gibi bir tehdide mâruz kalmışız. Özgürlüğü elinden alınmış kafanın sorularından ne bekliyoruz? Çarpıtılmış zihinlerin suçluluk duygusuyla üretilmiş, kendilikten yoksun, yabancılaşmış hezeyanları… Hangi gerçeklikle hangi doğruyu …

Devamını oku »

Ağu 10

İstanbul Seyri ya da Rıdvan Dilmen

Yazın yorucu ve rehavetli günlerinde yoğun gündemin baş döndürücü hızından affımızı isteyerek bir süre çocukluk hatıralarımızda seyrettik. Fenerbahçe’nin de pek bir gündem işgal eden başkanlık seçimleri dolayısıyla “sarı-lacivert” hatıraların bir kısmını yâd ettik. Mesela Batı Almanya’nın efsane kalecisi “Toni Şumaayer”in Fenerbahçe’ye transferi… Transfer dedikoduları dillendirilmeye başlandığında siyasetten magazine, siyasetten hukuka, tarihten sanata “her şeyi bilen” …

Devamını oku »

Ağu 10

Türkçenin Akışı

Ağmak, Türkçe sözlüklerde; yükselmek, yukarı doğru tırmanmak olarak tarif edilir. Ağaç da aynı kökten türeyip göğe doğru ağan–akan bitkilerin genel adıdır. Ağ- kökü Türk dilinin en geniş kelime öbeklerinden birini oluşturur; ağlamak, ağırlamak, ağırlık, ağıl, ağarmak, akmak, akın, akım, akışkan, aklanmak ve bir rengin adı olarak ak. Sonradan anlam kaymasına uğramış gibi görünse de aksamak, …

Devamını oku »

Ağu 07

Türkçeyi Değerlendirmek

Türkçeye dokunarak devam edeceğiz. Etimolojiye dair bir iddiada değiliz ancak kökenbilimin kısıtlı imkânlarından da yararlanarak anlamı çözme gayretinde olduğumuzu söyleyebiliriz. Bu denemelerin yürüyüşünü yıpranmış, sağından solundan çekiştirilip kesilerek elimizde kalmış bir haritayı okumaya çalışmak olarak tarif edebiliriz. Günlük hayatımızdan eğitim, bilim ve sanata uzanan sahada en çok kullandığımız sözcüklerden biri de “değişmek”tir. Teg- kökünden türemiş …

Devamını oku »

Tem 30

Türkçeye Dokunmak

Kökenbilim (etimoloji) derken anlaşılan (en azından Türkçe için) eksik tanımlama dolayısıyla oluşan yanlış algıyı dikkat çekmek istiyoruz. Az sayıdaki Türkçe kökenbilim çalışmalarında dildeki teknik özellikleri araştırmanın ötesine geçemediğini görüyoruz. Kelimelerin anlam kökleri hakkındaki çok az çalışmanın da yetersiz ve aranan nitelikten uzak olduğunu itiraf etmeliyiz. Oysa dil, bir kültürün anlama biçimini en derin haliyle geçmişten …

Devamını oku »

Tem 23

Türkçe Kon-uş-mak

Konuşmak; karşılıklı olma zorunluluğuna tabi olduğu için zımnen ikilik ortamı oluşturur ve bu ikilikten doğması kaçınılmaz olan anlaşmazlıkların çözülmesi için de varışmak-barışmak gerekir. Özgün Türk ontolojisinin her halükarda “bir”liğe yönelme eğilimi göstermesinin en açık kanıtları, Türkçenin içine sırlanmış olarak karşımıza çıkıyor. Örnek olarak “vermek” fiilinin önceki halinin “birmek” ve “vergi”nin ilk zamanlarda “birgü” olduğunu gösterirsek …

Devamını oku »

Tem 23

Töre’nin İzinde

mt

              Açarak maziden altın bir yaprak, Nice hadiseyi yazan baş erdir. Töreye hikmete mânâ katarak, Kalemiyle mevzi kazan baş erdir.   Özü-sözü Türklük, milli düşünce, Milletin derdiyle hem haldır bence, Maziyi deşeler inceden ince, Anlayış ufkunu çizen baş erdir.   Yesevi meşreptir emsalsiz hâli, Töreye dönüktür masum cemali, Türk …

Devamını oku »

Tem 12

Sergüzeşt

              Ezelde belî deyip geldikse köhne cihâne Yârin hatırı âlîdir ömür seyri bahâne   Dîdârdan geliriz de dîdâr umarız âkıbet Âşığı teskîn mi eder ha cehennem ha cennet   Cânân bezminden eğer bulursak câna âşinâ Geçeriz nâz u niyazdan cân terk ederiz cânâ   Cân alıp cân verirler ellerine …

Devamını oku »

Tem 05

İdâm Cezâevinde Olmaz, Meydânda Olur

Çocukluk yıllarıma ait bir hâtıradır. Babamdan dört yaş büyük olan rahmetli amcam, bir gün rahmetli babamla annemin de bulunduğu bir ortamda, yıllar öncesinde İzmir’de şâhit olduğu bir idâm merâsimini ayrıntılarıyla anlatmıştı bize. Ondan bunu sadece bir kez dinledim. Ölümünden kısa bir süre önce kendisinden bu hâdiseyi tekrar anlatmasını istediğimde ise; “Haldun, hâtırlatma o dehşetli manzarayı …

Devamını oku »

Haz 20

Ezberlerden Kurtulmadıkça Kurtulmayız

  “Çocuklarınızı, içerisinde yaşadığınız zamana göre değil, onların yaşayacakları zamana göre yetiştirin”    Hz.Ali(k.v)   “Mehdi, bizim tembelliğimizin adıdır.” demişti Aliya İzzetbegoviç. Angaje olduğumuz ezberlerin de mehdi beklemekten bir farkı yok gerçekte. Ona gönül verenler, günün birinde bir kurtarıcının zuhûr edip kendilerini, içine düştükleri sefâletten kurtaracağına inanırlar. Çilesiz, sıkıntısız, tefekkürsüz bir kurtuluştadır bütün ümitleri. Ezberlere olan …

Devamını oku »

Haz 13

Güzelleme

              Yûsuf’un kuyusu oldu bu âlem Cânândan uzakta kaldım turnalar Görüşmek ahrete mâtuftur ammâ Bir kuru selâm da yok mu turnalar   Ummuşuz cânândan boş yere vefâ Lütfetti kuluna bin türlü cefâ Bulunmaz garîbin derdine şifâ Gayri himmet sizden olsun turnalar   Biz nerdeyiz şimdi cânân nerede Gün geçer …

Devamını oku »

Haz 12

Karanlığın İmtihanı

  Korkularımız, tekâmülümüzün önünde dâima engel! “Ay, geceden kaçmadığı için ışık elde etmiştir.” diyor “Rubailer”inden birinde Hz. Mevlânâ. Üzerine gidilmeyen her karanlık, aydınlıktan payını alamıyor. Oysa yolunu aydınlıkta arayan karanlığın dahi bir imtihânı var. Meşrebine muvâfık hareket eden gecenin, yanan mumlarını da söndürmesin insanoğlu! Karanlığı dahi anlamak gerek. Zira değişimlerdeki terakki imkanının yegâne şartı anlamaktan, …

Devamını oku »

Haz 02

Hülâsâ

              Merhum Feyyaz Yaman’ın aziz ruhuna…   Bir nice eyyâmdan sonra nihâyet Görünür cennettir kûşe-i uzlet … Görürdüm cânânım bir özge sûret Olaydı hüsnünden özge var şâyet Aşktan ıradıkça güçlenir gaflet Âşık oldun ise her hâle şükret Hikmet çerisine vurulur nevbet Aşk ile yürüyen gâlibdir elbet Yârin cilvesidir yüklendiğin …

Devamını oku »

Haz 01

Medet

Sait Başer

Rabbimiz! Sensiz bir âlem imkânsız. Âlemi anlamak da ancak seninle mümkün… Âlem de sensin, ilim de, âlim de, alîm de… Sensiz anlam yok… Biz, babalarımız, dedelerimiz, kaç kuşaktır… bir Celal Devri çocukları olduk. Sana gurbetteyiz, ilme gurbetteyiz, kendimize gurbetteyiz… Sahteliği gerçeğe tercih edeli, kaç kuşaktan beri, her türlü yoksunluk, yoksulluk ve çile başımızdan eksilmiyor. Halbuki, …

Devamını oku »

May 31

Aşk

              Senden olsun olur ise şu virâneye nazâr Sen virân eyledin şükür himmet senden hünkârım Açılmış güllerine tâlib oldu nâlân hezâr Âvâzesi senden şükür himmet senden hünkârım İksîr-i esrârınla geçmez bu serimden humâr İçirdin elinden şükür himmet senden hünkârım Tek senden cüdâ etmesin budur talihle bazâr Taleb-i cânımsın şükür …

Devamını oku »

May 14

Lodos

Ali Çakır

              Pürtelâş bir yarım gamzeye fedâ ettiğin gönül Câhil olsun gâfil olsun olmasın nâdân ilâhî   Kûy-ı mihnette bülbül gerçi muntazır olsa da gül Nâil olsun zâil olsun olmasın handân ilâhî   Mest ü mahmûr câm-ı aşkla ayılmak ki görünür zül Hâil olsun mâil olsun olmasın şâdân ilâhî   …

Devamını oku »

Eski yazılar «