Ontolojik Obrukların Oluşumu

Ülkemizde son yıllarda yaşanan siyasi bunalımlar köklü bir analize tabi tutulduğunda bunların temelinde bir ontolojik ayrışmanın yattığı görülebilir. Bu ayrışmayı doğal afetlerden obruk oluşumuna benzetip ontolojik obruk diye tanımlayabiliriz. Türkiye’de sosyologların önemli bir kesimi bu konu üzerine yeterince eğilmiş değiller. Küçük dokunuş yapanlar da Türk toplumunu Batılı klasik sınıfsal okumalar üzerinden değerlendirmeyi çalışıyorlar. İstatistik veriler …

Devamını oku

Soytarıya Mektup

Tarih 18 Mayıs 2019 oluyor; biraz korkak, toy, çekingen klavyemin tuşları. Karanlık kuşatıyor ruhumu, sonra gece bitene kadar karabasanlar tepinecek omuzlarımda, sırtımda ve yüreğimde. Gece herkes kendi köşesindedir; kendi sessizliğinde, yalnızlığındadır. Henüz sevgilerimiz yeni yeni can çekişmeye başlıyor. Şimdi saat tam on iki! Yani gösterişli at arabalarımız birer birer balkabağına dönüşüyor. Maskelerimiz porselen tabaklar gibi …

Devamını oku

Pazar Sabahı Otobüslerinden

Pazar sabahları otobüsler geriye kalan altı günden çok daha boş oluyor. Özellikle okul, iş yolu tutuluyorsa o güzergâh üzerindeki hemen her durak sanki geceden zombiler istila etmiş gibi görünür. Balık tutmaya Eminönü’ne giden şaşı bakışlı, emekli adamlar gözlemlenir. Pazar sabahı yapılması gerekenler listesinde balık tutmak veya çalışmak olan insanın eksiği nedir, fazlası ne? Sözcükler, insanları …

Devamını oku

Karşı Kıyıya Bakıp Beklerken IV

Bugün karşı kıyıya özlemle bakıp iftarı beklerken gün boyu sabrettiğimizi düşündüm. Oruçluyken özlediğimiz iftar vaktini nasıl beklediğimizi… Bazen sessiz sedasız, bazen canhıraş bir öfkeyle, bazen sızlanarak tuttuğumuz oruçları… Ramazan bir sabır ayıydı. Ve sabır; tahammül gösterme, şikâyet etmeme, dayanma gücüydü. Senin yazından seçtiğim üçüncü kelime “sabır”dı Safiye Hanım. Kelimeyi aynen kullanmış mıydın? Hatırlamıyorum! Yazından bu …

Devamını oku

Birliğin Gizemi

Yağmur damlacıklarının dövdüğü çatının altında kurulmuş birçok sofra… Kiminde üç kiminde on çeşit yemek, kaynayan tencerelerden tüten sıcacık yemek kokuları… İşin ilginç yanı, kaç çeşit olursa olsun akşam ezanını bekliyor herkes. Evet, sadece kuru ekmek bile olsa iftar menüsünde… Zenginin de fakirin de açlıkla ve susuzlukla buluştuğu bereketli sofraların altıncısı kurulacak on bir mayısta. Neredeyse …

Devamını oku

Karşı Kıyıya Bakıp Beklerken III

Ramazanda, özenle hazırlanmış iftar sofrasında bir günün açlığını gidermeyi özler insan. Şükrün yaşama arzusu vadeden sonsuz hazzını özler. Bir günün açlığı ve susuzluğu, iftar saatini özler. Bir ayı tamamlayınca on bir ay, ramazanı özler. Ramazanın üzerimize saldığı o bereketi, sarıp sarmalayan tevhidi özler. Gönül doygunluğunu özler. İnsan hep özler nedense… İnsan sadece bir zamanlar yaşadıklarını …

Devamını oku

Arya Sofra

iftar Sofrası, Dirlik Tergisi ya da Arya Sofra Arapça sofra kelimesi; yolcu azığı anlamına gelen bir söz, sefer sözcüğü ile aynı yerden geliyor. Sefer sözü ise bilindiği gibi uzun yürüyüş ve yolculuk manasındadır. Türkçede ise sefer derken ister uzun ister kısa olsun, kurgulanmış bir menzile yolculuğu kastederiz. Lügatlere bakarsanız Aramice safar; yarma, kesme, sınır ve …

Devamını oku

İletişim ve Anlaşmak

Sevgili okuyucular, ramazan ayı boyunca devam edecek olan “Ramazana Bakışlar” röportaj dizisi ile keyfiyetmahfili.com’dayız. Bu vesileyle haftanın üç günü sizlerle buluşacağız. Divan Edebiyatı Vakfı’nın haftalık periyotlarla düzenlediği “Keyfiyet Mahfili” toplantılarının müdavimlerinden ramazan intibaları topladık ve derledik. 2019 yılının 6 Mayıs’ı hem ramazanın hem de “Ramazana Bakışlar” röportaj dizimizin başlangıcı olarak aklımızda ve kalbimizde yer etti. …

Devamını oku

Karşı Kıyıya Bakıp Beklerken II

Seninle konuşmaya devam ediyorum hayalimde. Şimdi yaşıyor olsaydın ne kolay olurdu sana ulaşmak. Komşuyuz ya şunun şurasında! Âh, nasıl da geç kalırız istediklerimize çoğu zaman! Erken zamanlarda ise habersizizdir hayatımızdaki kıymetlerden. Ne çok konuşacak, soracak şeyim olurdu sana Safiye Hanım. Hissedip dile getiremediklerimi sen bir bakışta anlardın eminim. Yazılarını okurken o kadar seninle dolu oluyor …

Devamını oku

Fener Göründü, Sancak Alabalanda!

  Neye baksa kendin görür Defterini kendin dürür An içinde yaşar ölür Canın bilmez canân mısın? Gözlerden içeri giren ışık, taşradan ne taşırsa taşısın, senin gördüğün; özünden başka hiçbir şey olmuyormuş. Asıl mesele, maddi ışığa mahkûmiyet mi yoksa bir hikmet penceresinden mi baktığın? “Bakarken gördüğün, sendeki benden başkası değildir.” demişti bilge. İşittiklerim bir deniz fenerinin …

Devamını oku

Zaaflarımızı Yenmek

Geçen yıl öğle saatlerinde, ramazan ayının üçüncü günü olması gerekiyordu, bir arkadaşım şöyle demişti: Kimse yok, haydi lıkır lıkır su içelim! Kuş cıvıltılarının eşlik ettiği parçalı bulutlu serin bir bahar akşamıydı. Muhammed Furkan Özayan, Adnan ağabeyimizin öğrencisiymiş, ben de o gün öğrenmiştim. Dik duruşlu ve heybetli bir yapısı var. Kendisiyle sadece iki soruyu konuşabildik ama …

Devamını oku

Karşı Kıyıya Bakıp Beklerken

“Sahur Vakti” yazını yazdığın yerden senin baktığın tarafa bakıyorum. Çoğu zaman gözümü başka tarafa kaydırmadan baktığım tarihi yarım ada, aynı güzelliğiyle tam karşımda. Aynı güzellik diyorum ya! O güzellikte neler yok ki… Efsunlu karşı yakam benim… Heybetli tevazu nasıl bir şeydir? Geçmişteki ihtişamın rehberlik ettiği gelecek hayali? Topkapı Sarayı’nın bir kısmı ışıklandırılmış. Karanlıkta kalan kısım …

Devamını oku

Meryem Bir Vuslat Hevesi

Telaş mevsimindeyiz. Bütün bir varlık, o tek parça telaşa kapılmış, katılmış. Tomurcuklardan karıncalara, takımyıldızlardan kaplumbağalara, insanlardan ovalara, yerden göğe kadar cümle varlık; tek parça telaşın hükmüne ram ve razı. Kiraz, erik, badem, gül, ruelya, papatya, hatmi… Tomurcuk, çiçek, sürgün, yaprak… Bin bir eda, bin bir tavır ile telaşa kapılmış, katılmış hepsi. Kimse oluştan geri kalmayı …

Devamını oku

Zihnin Tedâîleri

Anlam farklı görünse de bazen iki kelime aynı anda hatırıma gelir. Sanki telaffuz ettiğim kelimeyle birlikte içimden ikinci kelimeyi belli belirsiz fısıldarım. Ya da kelimeyle birlikte bir resim görürüm. Kelimeler ve kavramlar, zihnimde bazen bir kıyafete bürünür; anlık bir fotoğraf seçmiştir zihnim, bilemediğim bir zaman diliminde. Kelime ağzımdan çıkarken o kelimeye yakıştırdığı bir fotoğrafı bilinçdışım …

Devamını oku

Meryem Bir Ezel Aşinalığı

Oldum olası hastaneye gitmekti zorlanırım. Muayene, teşhis, tahlil, tedavi, kontrol… peş peşe ve üst üste, bitmek bilmeyen işler bir yana bütün hastanelerin ruhuna kadar sinmiş, işlemiş o koku; hastane kokusu… Pek ilgili görünmüyor olabilir ama balık kokusu da böyledir. Hastane ve balık kokularını sevip sevmemekte tereddütlerim var. İlk bakışta sevimli kokular değillerdir fakat çocukluğumu bulurum …

Devamını oku

Türkçenin Kökleri – I

Türkçe, kö– sesinden türetilmiş sözcükler açısından çok zengin bir içeriğe sahiptir. Çalışmamızda kadim Türk varlık anlayışının temel ipuçlarının dilimizdeki kö– sesinde saklı olan bölümlerini, Türkçe anlambilim açısından incelemeye çalışacağız. Türkçenin bilinen ilk klasik metinleri Orhun Yazıtları ile Kutadgu Bilig, Divân-ü Lûgâti-t Türk, Atabet’ü-l Hakayık ve Divân-ı Hikmet üzerinde yapılan araştırmalarda kö– sesi ile başlayan 16 …

Devamını oku

Dünya Bir Hakikatler Mektebi

Kelimeler, anlam deryasında tutulması pek müşkil olan mâhîler misali…  Oltamız, aralarında pervasızca dolanıp dururken kelimeleri seyirden başka bir meziyet gösteremiyor. Hoş; bu, oltanın değil; onu tutan elin marifetsizliği…  Oysa suç isnat etmek ne de kolay değil mi? Bulacağımızın aradığımız olmamasından çok korkmak, elimizdeki “ben”i her koşulda müdafaa ettiriyorken bu yolda harcadıklarımızın ahvalini düşünmek de iktiza …

Devamını oku

Tahayyül

Eskilerin tahayyül ve tasavvur dedikleri, harikulâde iki kelime… Evet, iki küçücük söz… Tamamen Türk tahayyül ve tasavvurunun icadı, kendine has dünya görüşünün izlerini taşıyan sözcükler… Tahayyül için sözlükler; hayâl etme, düş gücü diyorlar. Tasavvur için ise zihinde şekillendirme, kurma, tasarım açıklamaları yapıyorlar. Sözlüklere saygıda kusur haddimize düşmez. Fakat zaman zaman onların teknik sınırları, tahayyül ve …

Devamını oku

Sevildiğini Hissetmek

Geçen günlerde sevgi bir çocuğa nasıl gösterilir, diye ince ince düşüncelere dalmıştım. Okuduğum kitapların içeriği, annelik ve çocuğun bedensel ve ruhsal ihtiyaçları ile alakalı olunca ve ben de yolun başında bir anne olduğum için bu soru, zihin dünyamın gündeminde yer almaya başlamıştı. Bir çocuğun gözünde sevgi nasıl gösterilir ve sevmek nasıl anlaşılır, diye düşünürken kendi …

Devamını oku

Yuvaya Dönüş

Doğduğumuz gün, ölüme doğru ilk adımı attığımız gündür aslında. Ölüm bize gelmez, biz ona doğru gideriz. Otobüse binmek için beklediğin durak her zaman bellidir ve aynı yerdedir. Sen ona doğru ilerlersin ve seni istediğin yere götürecek olan otobüse binersin. Ölüm kelimesi oldum olası ürpertir insanı. Adı anıldığı an “Aman ağzımızın tadını bozma şimdi!” denip kapatılır …

Devamını oku