Medeniyetleri Kişilik Sahipleri Kurar ve Taşır

Anlamanın en belirgin tayin edici temeli, öznedeki “varlık tasavvuru”dur. Kendini bilişi, ontik algısı bağlamında vücut bulmaktadır. Ontolojik kabullerimiz ise “kimlik inşaaları”nın vazgeçilmez kurucu malzemeleri. Kimliklerin yarattığı algıdan da grup kimlikleri veya homojen toplum projeleri yapılageldi. Kimlikler, mensublarından bir anlamadan daha çok bağlanma, angajman beklerler. Anlama, ancak “kişilik”te cereyan eden tecrübe ve ondaki kültürel birikimle tahakkuk …

Devamını oku

Kişilik İşgalleri

“Algı yönetimi” tamlaması son zamanlarda moda tabirlerin başında gelir oldu.  Nedir algı yönetimi?  Muhatap kitlelerin anlamalarını, bir “merkez”in dilediği çerçeve ve sürece hapsetme! Fıtratın her an farklı, her an yeni olduğu şu âlemde daima pörsümüş çerçevelere mahpus, tabiatı totaliter ve zaaflarımızı kullanarak elde edilen hükümranlıklar… İtaate şartlanmış, standartlaştırılmış kafalar… Esasen bu, politikanın en eski oyunuydu. …

Devamını oku

Hikmet Burcundaki Seyyahın Uşşak Makamında Serzenişleri

Ben bir ulu şara vardım O şarı yapılır buldum Ben dahi bile yapıldım Taş ü toprak arasında Hacı Bayram-ı Veli(k.s) Dar geçitlerden ulu bir saraya giriyorum. Satır aralarından, hikmet burcuna;  gönül kapılarından, canlar meydanına… Omuzlarımda sayfalarca kelimeler… Başlıyorum; anlamak, eğrileri doğru kılmak için. Azığım bir parça sükûn… Yedi pencerenin yedi perdesini aralıyorum.   Yükleniyorum mermerden …

Devamını oku

Tereddüd Hakkında Bir Kalem Temrini

Tereddüde düşmek; bâzen hayra kapı aralıyor, bâzen de şer sularına fırsat veriyor. Bunda bizâtihi tereddüdün değil, ona sâhip olan insanoğlunun inisiyatif alma kâbiliyeti rol oynuyor. Kimi hasletlerin böyle iki uçlu bıçak gibi istediğin yönü kesiyor olması, doğrudan beşerî duruşumuzla ilgili. Zaman şeridini süsleyen mühim hâdiselerin, ayrı ayrı metabolizma yapılarına rağmen en belirgin ortak yanları, şöyle …

Devamını oku

Alev Alatlı ya da Günay Rodoplu

Bir yazarı kitaplarından, fikirlerinden tanıyabilirsiniz. Ve belki seversiniz. Alev Alatlı’yı kitaplarından sevdim ama en çok Günay Rodoplu üzerinden sevdim. Günay Rodoplu, yazarın “Orda Kimse Var mı?” nehir roman dörtlüsünün kahramanı. Ben Günay Rodoplu’da kendimi buldum. Belki olmak istediğim, olmaya çalıştığım, idealize ettiğim, bir yolunu bulup gerçekleştiremediğim hayatı buldum. O, benim köşe taşlarımdan biri oldu. “Zekâ, …

Devamını oku

Sevgi ve Şükretme Üzerine

Zamanın yüzyıllardır aynı akmasına rağmen günümüzde insanların yaşamlarını hızlandıran şey ne? Dakikalar daha mı hızlı ilerliyor? Günler, aylar daha mı çabuk geçiyor? Toplum olarak tahammülsüzleşme sebebimiz bu mu? İnsanların bir yere yetişmek için, işlerinin hallolması için etrafındakilere yapmayacağı şey kalmadı. Hızlı akan zaman insanlığımızı, sabrımızı, saygımızı, sevgimizi ve en önemlisi de şükran duygumuzu peşinden götürdü. …

Devamını oku

Sonsuzluk Hakkında

İnsanoğlunun bütün anlama çabasına karşın belirsizliğini devam ettiren kavramlardan bir tanesi de “sonsuzluk” kavramı. Hayatın içinde çok sıkça kullandığımız bu kavram, belki de sonsuz derecede yüksek bir kavrayışa sahip olamadığımız için belirsizliğini devam ettiriyor ve de her zaman devam ettirecek. İlk kavrayış yanılgılarımızdan bir tanesi “sonsuzluk” kümesinin dışarıda hiçbir eleman bırakmadığı, her şeyi kuşattığı yönündeki …

Devamını oku

Disiplin-siz Şehir ve Zaman-sız Hayat: “medîne”den “şehir”e

 “Disiplinsiz şehir” ifâdesi, sâdece iki kelimeden oluşsa da bu iki kelime arasındaki bir çelişkiyi ortaya koyacak kadar soyut uzunluğa sâhiptir. İki ayrı uçta duran iki kavram, zıt kutupların birbirini çekmesi kuralınca bir araya gelmiş ve bu bir araya geliş, soyut uzunluk kadar derin bir anlam dünyâsı da oluşturmuştur. Peki, nedir “disiplinsiz” ve “şehir” kelimeleri arasındaki …

Devamını oku

Bir Doğulu Yaşlı Üstad Demiş ki

Gel Barışalım Artık Bir Doğulu yaşlı üstad demiş ki; “Rabbine benzemek isteyen, insanlara yardım eder.” Hepimiz insan olarak geldiysek bu âleme ve cüz’i bir kuvveye sahipsek şuurumuzun açılması ve aydınlanabilmemiz için eşit şartlara sahibiz. Tam olarak var edilip bu dünyaya gönderiliş amacımız reset edilen hafızamızı yeniden kazanmak, yeniden neyin bir parçası, neyin taşıyıcısı emanetçisi olduğumuzu …

Devamını oku

Bir Acıya/Hisse Yabancılaşma

Çağdaş toplumlarda kitle iletişim araçları, bir anlamda toplumsallaşma aracı olarak da vazife yapar, insanların dünya görüşlerini, tutum ve davranışlarını etkilemekte ve geri bildirimler ile yeni tutumlar ve davranışlar, yeni rol modelleri oluşturmaktadır. Süreklilik, çeşitlilik ve etkileyicilik açısından televizyon yayınları diğer kitle iletişim araçlarından etkin olduğu kadar insanların haber alma, eğlenme, boş zamanlarını değerlendirme gereksinimlerini de …

Devamını oku

Üsküp ve Yeni Bir Kimlik İnşaası

Gülasfi Hanım’ın şubat ayı içinde Keyfiyet Mahfili’nde yayınlanan Makedonya hakkındaki yazısını okuyunca geçtiğimiz yaz Balkanlar’a düzenlediğimiz tur esnasında Makedonya’dan geçerken duyduklarımı ve gördüklerimi hatırladım. Üsküp’te şahit olduklarımı paylaşmak istedim. Makedonya Cumhuriyeti yüzölçümü itibarıyla küçük bir ülke. Sivas vilâyetimizden bile daha küçük. İttihat ve Terakki gibi imparatorluğumuzun son on beş yılına damgasını vuran bir siyasi teşekküle …

Devamını oku

Bir Günün Adâleti, Yetmiş Yıllık İbâdetden Üstündür

İdâre şekillerinin ismine değil de uygulanışına dikkat çeken Aristo’nun ardından kaç asır geçti? Hâlâ kelimelerin kabuğunu kıramıyoruz. Demokrasi, cumhûriyet, meşrûtiyet, halk idâresi gibi etiketleri demagoji uğruna bozuk para misâli harcıyoruz. 1526 yılında kazandığımız Mohaç Zaferi’nin kahramanlarından Yahyâpaşa-zâde Bâlî Bey, “Nazlı Budin”’in sâdece kapılarını açmaz, Kaanûnî Sultan Süleyman’ın fermânıyla bu Tuna Güzeli’nde beylerbeylik de yapar. Pâdişâh, aynı …

Devamını oku

Bir Göçün Hikayesi

Ayrılmak; bir yerden, bir kimseden, bir şeyden uzaklaşmak… Ayrılık; ayrı olma durumu, birinden uzak düşme… Günlük hayatımızda bu duyguları ifade etmek için kullanırız bu fiili. Küçükken Türkçe derslerinde rast gele kullandığımız bir fiil, hatta şimdilerde de… Genç kadın çocuklarından ayrılmış. Küçük kız annesinden ayrılmış. Peki gerçekten biliyor muyduk anlamını? Yani içini doldurabiliyor muyduk? Ayrılık duygusunu biliyor …

Devamını oku

Bir Yuva Kurmak

İnsan hayâtındaki en zor dönem “bir yuva kurma” sürecidir; bu her ne kadar başlangıcı aşağı yukarı belirli bir “dönem” ise de yaşanılan evin bir yuvaya tebdîl olması bakımından uzunca bir süreçtir. Bir düğünle başlayan izdivaç en az birkaç yılda bir yuvanın kurulmasıyla netîcelenecektir. Bir kadın ve bir erkeğin şu veyâ bu vesileyle birbirlerine duydukları alâka …

Devamını oku

Enformatik Cehaleti Yenmenin Yolu: Seyahat Ya Resûlallah!

Kırk yaşından sonra anladım ki sosyal bilimlere, hassaten de tarihe meftun olan bir insan için seyahat etmek, adeta organik yoldan beslenmek gibi bir şey. Nasıl son yıllarda ister istemez sofralarımızı işgal eden hormonlu gıdalar, vücudumuzda istikbalde doğması muhtemel birtakım arızaların temelini atıyorsa ya ikinci sınıf kaynaklardan iktisap ettiğimiz, ya da internet marifetiyle edindiğimiz yalan yanlış …

Devamını oku

“Bilinç” Hakkında

Her türlü anlama gayretine rağmen bir türlü kemâliyle anlaşılamayan bilinç, hayat ve canlılık konusu bu konuda kafa patlatan en üstün zihinleri bile sadece hayrete düşürüyor. Gelinen nokta hep aynı: “Bu nasıl oluyor?” Netice itibariyle ortada inkârı mümkün olmayan bir olgu var. İspata hâcet yok. Hepimiz az veya çok bilinçliyiz, bir benliğimiz var. Kendimizi ve dışımızdakileri …

Devamını oku

Üç Akıl

Eğitimle meşgul olan tecrübeli hocalar; başarının şartını, öğrencinin eğilimlerine uygun programlarda ararlar. Çünkü aşk ile meşkin, öğrenmeyi kolaylaştırdığını bilirler. Severek ilgilendiğiniz konuların üstesinden gelmek daha kolay görünür. Hitab ettiğiniz insanların yönelişlerini hesaba katarak mesaj vermek, hedefe varan yolu kısaltır. Aynı şekilde eğitimci, sigortacı veya aydın… zümrelerin de başarıları, yaptıkları işi ve muhataplarını sevmekten geçer. Başarılı …

Devamını oku

Rubai

Âşıklar dergâhında feryâd edilir. Feryâdın üstüne de efgân eklenir. Geçilir hem bu candan hem de cânândan. Geçer âşıklar serden, “Yâ Hay” çekilir.

Ego/Nefs

Eser, insanın kemâle erme sürecinin, miraç yolculuğunun soyut bir ifadesidir. Eserdeki “lale” ebcet hesabıyla Allah’ı; hakikati bulma yolculuğuna çıkmış insanın sembolü olan“kuş” kendini aramayı, kendini bilmeyi, tekâmül hedefini simgeler. “Balık” ise tıpkı Yunus Peygamber’de olduğu gibi kemalin gerçekleşmesine, nefsin ulvî âleme yükselmesine yardımcı olan bir hizmetkâr; maddi bağımlılıkları, bedeni ifade eden “kapı”yı açmak için bir …

Devamını oku

Müstesna Bir Başa Gelme/ Bana Her şey Ben’i Hatırlatıyor…

“Ölümle birlikte Dasein, bizatihi kendi en zati varlık imkânıyla yüz yüze gelir. Dasein için kendi ölümü, artık -şurada olmama- imkânının olanağıdır. Dasein kendi olma imkânı olarak böylelikle kendisiyle baş başa kaldığında tamamen kendi en zati varlık imkânına atfedilmiş olur.  Kendisiyle baş başa kalan Dasein, başka Dasein’larla olan bütün irtibatlarından arınır. Onun en zati, irtibatsız imkânı, …

Devamını oku