Bir Doğulu Yaşlı Üstad Demiş ki

Gel Barışalım Artık Bir Doğulu yaşlı üstad demiş ki; “Rabbine benzemek isteyen, insanlara yardım eder.” Hepimiz insan olarak geldiysek bu âleme ve cüz’i bir kuvveye sahipsek şuurumuzun açılması ve aydınlanabilmemiz için eşit şartlara sahibiz. Tam olarak var edilip bu dünyaya gönderiliş amacımız reset edilen hafızamızı yeniden kazanmak, yeniden neyin bir parçası, neyin taşıyıcısı emanetçisi olduğumuzu …

Devamını oku

Bir Acıya/Hisse Yabancılaşma

Çağdaş toplumlarda kitle iletişim araçları, bir anlamda toplumsallaşma aracı olarak da vazife yapar, insanların dünya görüşlerini, tutum ve davranışlarını etkilemekte ve geri bildirimler ile yeni tutumlar ve davranışlar, yeni rol modelleri oluşturmaktadır. Süreklilik, çeşitlilik ve etkileyicilik açısından televizyon yayınları diğer kitle iletişim araçlarından etkin olduğu kadar insanların haber alma, eğlenme, boş zamanlarını değerlendirme gereksinimlerini de …

Devamını oku

Üsküp ve Yeni Bir Kimlik İnşaası

Gülasfi Hanım’ın şubat ayı içinde Keyfiyet Mahfili’nde yayınlanan Makedonya hakkındaki yazısını okuyunca geçtiğimiz yaz Balkanlar’a düzenlediğimiz tur esnasında Makedonya’dan geçerken duyduklarımı ve gördüklerimi hatırladım. Üsküp’te şahit olduklarımı paylaşmak istedim. Makedonya Cumhuriyeti yüzölçümü itibarıyla küçük bir ülke. Sivas vilâyetimizden bile daha küçük. İttihat ve Terakki gibi imparatorluğumuzun son on beş yılına damgasını vuran bir siyasi teşekküle …

Devamını oku

Bir Günün Adâleti, Yetmiş Yıllık İbâdetden Üstündür

İdâre şekillerinin ismine değil de uygulanışına dikkat çeken Aristo’nun ardından kaç asır geçti? Hâlâ kelimelerin kabuğunu kıramıyoruz. Demokrasi, cumhûriyet, meşrûtiyet, halk idâresi gibi etiketleri demagoji uğruna bozuk para misâli harcıyoruz. 1526 yılında kazandığımız Mohaç Zaferi’nin kahramanlarından Yahyâpaşa-zâde Bâlî Bey, “Nazlı Budin”’in sâdece kapılarını açmaz, Kaanûnî Sultan Süleyman’ın fermânıyla bu Tuna Güzeli’nde beylerbeylik de yapar. Pâdişâh, aynı …

Devamını oku

Bir Göçün Hikayesi

Ayrılmak; bir yerden, bir kimseden, bir şeyden uzaklaşmak… Ayrılık; ayrı olma durumu, birinden uzak düşme… Günlük hayatımızda bu duyguları ifade etmek için kullanırız bu fiili. Küçükken Türkçe derslerinde rast gele kullandığımız bir fiil, hatta şimdilerde de… Genç kadın çocuklarından ayrılmış. Küçük kız annesinden ayrılmış. Peki gerçekten biliyor muyduk anlamını? Yani içini doldurabiliyor muyduk? Ayrılık duygusunu biliyor …

Devamını oku

Bir Yuva Kurmak

İnsan hayâtındaki en zor dönem “bir yuva kurma” sürecidir; bu her ne kadar başlangıcı aşağı yukarı belirli bir “dönem” ise de yaşanılan evin bir yuvaya tebdîl olması bakımından uzunca bir süreçtir. Bir düğünle başlayan izdivaç en az birkaç yılda bir yuvanın kurulmasıyla netîcelenecektir. Bir kadın ve bir erkeğin şu veyâ bu vesileyle birbirlerine duydukları alâka …

Devamını oku

Enformatik Cehaleti Yenmenin Yolu: Seyahat Ya Resûlallah!

Kırk yaşından sonra anladım ki sosyal bilimlere, hassaten de tarihe meftun olan bir insan için seyahat etmek, adeta organik yoldan beslenmek gibi bir şey. Nasıl son yıllarda ister istemez sofralarımızı işgal eden hormonlu gıdalar, vücudumuzda istikbalde doğması muhtemel birtakım arızaların temelini atıyorsa ya ikinci sınıf kaynaklardan iktisap ettiğimiz, ya da internet marifetiyle edindiğimiz yalan yanlış …

Devamını oku

“Bilinç” Hakkında

Her türlü anlama gayretine rağmen bir türlü kemâliyle anlaşılamayan bilinç, hayat ve canlılık konusu bu konuda kafa patlatan en üstün zihinleri bile sadece hayrete düşürüyor. Gelinen nokta hep aynı: “Bu nasıl oluyor?” Netice itibariyle ortada inkârı mümkün olmayan bir olgu var. İspata hâcet yok. Hepimiz az veya çok bilinçliyiz, bir benliğimiz var. Kendimizi ve dışımızdakileri …

Devamını oku

Üç Akıl

Eğitimle meşgul olan tecrübeli hocalar; başarının şartını, öğrencinin eğilimlerine uygun programlarda ararlar. Çünkü aşk ile meşkin, öğrenmeyi kolaylaştırdığını bilirler. Severek ilgilendiğiniz konuların üstesinden gelmek daha kolay görünür. Hitab ettiğiniz insanların yönelişlerini hesaba katarak mesaj vermek, hedefe varan yolu kısaltır. Aynı şekilde eğitimci, sigortacı veya aydın… zümrelerin de başarıları, yaptıkları işi ve muhataplarını sevmekten geçer. Başarılı …

Devamını oku

Rubai

Âşıklar dergâhında feryâd edilir. Feryâdın üstüne de efgân eklenir. Geçilir hem bu candan hem de cânândan. Geçer âşıklar serden, “Yâ Hay” çekilir.

Ego/Nefs

Eser, insanın kemâle erme sürecinin, miraç yolculuğunun soyut bir ifadesidir. Eserdeki “lale” ebcet hesabıyla Allah’ı; hakikati bulma yolculuğuna çıkmış insanın sembolü olan“kuş” kendini aramayı, kendini bilmeyi, tekâmül hedefini simgeler. “Balık” ise tıpkı Yunus Peygamber’de olduğu gibi kemalin gerçekleşmesine, nefsin ulvî âleme yükselmesine yardımcı olan bir hizmetkâr; maddi bağımlılıkları, bedeni ifade eden “kapı”yı açmak için bir …

Devamını oku

Müstesna Bir Başa Gelme/ Bana Her şey Ben’i Hatırlatıyor…

“Ölümle birlikte Dasein, bizatihi kendi en zati varlık imkânıyla yüz yüze gelir. Dasein için kendi ölümü, artık -şurada olmama- imkânının olanağıdır. Dasein kendi olma imkânı olarak böylelikle kendisiyle baş başa kaldığında tamamen kendi en zati varlık imkânına atfedilmiş olur.  Kendisiyle baş başa kalan Dasein, başka Dasein’larla olan bütün irtibatlarından arınır. Onun en zati, irtibatsız imkânı, …

Devamını oku

Rekabet Kavramı Üzerine

İçinde yetiştiğimiz ortam, okul yılları, sonrasında iş ortamı; bizleri, hastalıklı düşüncelerle dolu canavarlara dönüştürmeye zorlamış durmuştur. Başarının yegâne amaç olduğu yanılgısı bizlere aşılanmış, başarıya giden yolda her şeyin mübah olduğu fikri yaygınlaşmıştır. Başarıya ulaşabilmek için rekabetin gerekli olduğu görüşüne de sanıyorum hepimiz aşinayızdır. Çevremizdekiler, aileler, öğretmenler, işverenler de rekabeti teşvik etmiştir genelde. Şirketlerin performans sistemlerinden, …

Devamını oku

Bir Değersizlik Problemi: “Şey”leşme

Egomuzun bir benliği ve benliğimizin de sahip olduğu kimliklerimiz vardır. Kimliklerimiz aslında en önemli şeyleşme/şeyleştirme araçlarıdır. Bir bebek anne karnında iken evrenle açık bir ilişki içindedir, daha doğmadan önce varlığının temel kaynağı bu ilişkililik halidir. Doğduğu andan itibaren de bu kez ebeveyni ile ilişkiye girer. İnsan, aslında her şeyi ilişkiler içinde öğrenmekte ya da hatırlamaktadır. …

Devamını oku

Sorumluluk Ahlâkı

Vatanıma uzun süren bir uzaklıktan sonra sevgi dolu tatlı bir yakınlığın nasib olması çok güzel bir tecrübe. Şükrediyorum. Şükrederken yaşadığım şartların da farkındayım. Polyannacılık oynamıyorum. Ancak ciddi, eleştirel, aklî bir yaklaşımla içinde bulunduğum tatlılığın can sıkıcı, üzücü hallerini de gözlemliyorum. Şâhid olduğum, karşılaştığım zorluklara bakışım beni vatanımdan yıldırmadı. Hoş buraları bırakıp kaçmam için bir ay, …

Devamını oku

Eşikte Bekleyen, Kapının Ardındaki Ruh Olduğunda

“Mâdem ki deniz rûhuna sır verdi sesinden  Gel kurtul o dar varlığının hendesesinden” Bir eşiğe bende olmak için asırlarca yürüyen, çok yaklaşan ama asla ulaşamayan ayakları neden deniz çeker? Bir eşikte asırlarca kapının gıcırtısını duymayı umanları ama asla duyamayanları neden deniz çeker? Bir eşiğin tozunu asırlarca gözlerine sürme yapanları neden deniz çeker? Bir eşikte asırlarca …

Devamını oku

Mikroskop

Ufacık bir alet, bir adet lamel ile sonsuzluğa bir pencere açıyor. Fiziksel olarak daha küçük ama bünye olarak inanılmaz büyük diyarlara pencere açıyor. Hücrenin en dışından çekirdeğine doğru yolculuğa başlayınca her katmanda on kat daha ufak dairelerde âlemlere açılıyor gözlerimiz ve yeni yeni dünyalar keşfetmeye çalışıyor insanoğlu. Hele çekirdekten içeri başımızı uzattığımızda DNA isimli dev …

Devamını oku

İstanbul

Geçmişiyle, geleceğiyle dünyayı sarsan ve de sarsmaya devam edecek olan tek şehir… Yedi cihan sahip olmaya çalıştı ve her birinin tek yapabildiği, bu muazzam şehrin köşesinde bir hatıra bırakıp gitmek oldu. Belki de bu yüzden hayranım bu şehre. Yürürken tarih solumamak mümkün değil. Kaç hükümdar görmüş, kaç savaş geçirmiş, sonunda kimseye yar olmayıp bizim kalabilmiş. …

Devamını oku

Mehriban Olak

İstanbul’da bir yerden bir yere gitmek kimi zaman zulümdür. Bilhassa sabah erken saatlerde toplu taşıma araçları, işe gidenlerle tıklım tıklım dolar; otobüslerin, minibüslerin, tramvayların içinde adım atacak yer bulamazsınız. Araçların dolmasıyla birlikte yolculardan yahut da şoförden duyduğumuz “Arkaya doğru ilerleyelim.” , “Arkadaşlar, arabanın arkası da gidiyor.” veya “Sıkışalım beyler.” gibi ikazlar yolculuk ilerledikçe daha da …

Devamını oku

Geçmişe Yolculuğum ve Makedonya

Geçmişten günümüze insanlar, hep bir şeyleri anlama ve anlatma çabası içersinde olmuşlardır. Doğduğumuzdan beri hayatı kavramak, kendimizi anlamak, Rabbimizi bilmek yolunun hep başındayız aslında. Benim bu yazıdaki anlattıklarım, kendime doğru yaptığım, geçmişe dönük yaşanmışlıklar yolculuğu ve onları anlatabilme çabasıdır. Acılar çok çünkü… Unutturulanların haddi hesabı yok belki de. Kayboluşlar ve arayışlar arasında kalmış olan insanları, …

Devamını oku