Kategori Arşivi: Sait Başer

Oca 13

Başkanlık ve Yavuz Hırsızlar

Milletimizin, iftiharla anlatmalara doymadığımız bütün tarihi, hakanlık ve hükümdarlık temelli bir güçlü yönetim modeliyle yaratılmış. Bu tarz, sadece devlet başkanlığı konusunda değil; bütün boylarda da “beylik” yönetimi biçiminde ve tam anlamıyla başkan yetkileriyle tahakkuk etmiş. Elbette Toy meclisi, Divan uygulamaları gibi toplum aklını kullanma pratiği de buna dahil! Sınıfsız geçmişimiz sebebiyle, tarihimizde bu lider kültürüne …

Devamını oku »

Ara 27

Uzleti Denemeden İnsaniyet İmkansız

Uzlet, tabiatla baş başa kalmak, kendi iç sesini duyma çabası. Kaosçu materyalist kapitalizm, zevkçi ve bencil içgüdüleri, tarihte hiç olmadığı kadar serbest bıraktı, meşrulaştırdı. Tabii o anlayışın patronlarının pekala farkında oldukları metafizik ihtiyaçlar, o ihtiyaçların karşılıksız kalmasından kaynaklanan depresif psikolojiler görmemezlikten gelinemezdi. Sürekli bir telkin ve hipnozla o derunî talep kitlelere unutturulmalıydı. Bugünün medyatik toplumu …

Devamını oku »

Ağu 08

İnsanlık Kimliklerden Vuruluyor

Kimlikler üzerinden kamplaşma! İnanışlar üzerinden toplu infazlar! Siyaset tercihleri üzerinden cepheleşmeler! Tarih okuma biçimleri adına tahkimat! … * Yukarıdaki başlıkları arttırmak mümkün. Arttırsak da eksiltsek de günümüz dünyasındaki kavga alanları bu yaftalar üzerinden meşrulaştırılıyor. Kavgaların sebebi bu yaftalardır demedim, lutfen dikkat. Bu yaftalar “üzerinden meşrulaştırılıyor” dedim. An be an kişiliğinin murakabesini yapmayanlar, eski nisbetlerin kolaycı …

Devamını oku »

Tem 27

Çâre?!..

Türkiye’miz bir çetin belâ ile boğuşuyor. Fethullah Gülen Grubu’nun umulmadık, on yıllardır saklı tutabildiği(!) çirkin suratıyla yüzleşmek, ülkede muazzam bir travma yarattı. Bu “yüz”ü neden göremediğimizi tartışıyor aydınlarımız. Esasen o “yüz” seneler evvelinden beri tekrar tekrar anlattığımız meselelerdendi. “Türk Müslümanlığı” tezimizin 1998’de yayınlanmasıyla ülkemizde ortaya çıkan vâveylâyı unutmak mümkün değildir. Sızıntı dergisinde hayvan resimlerinin başını …

Devamını oku »

Haz 26

Hanım Hey!

13466358_1394699507212035_3191272046271996854_n

            Törem Vardı Törem Hani?   “Oğuz” dediklerimiz, “Töreliler Birliği”, Devlet’se adaletti, kavimlerin dirliği! Töre’yle idi Türklük, iddia evrenseldi! Töre’siz zâlimlerde bulamadık erliği. Töre’yle kutlu Devlet, Töre’yle İl dirliği Töre’de Hakan yay, her bir boy ise ok idi Oğuz, “oklar” demekti, yani onlar çok idi Hikmetle adaletti hepsinin dâvâları Kör …

Devamını oku »

Haz 13

Töre’nin Çocukları

KİMLİK, TÜRKLÜK VE İNSANLIK Ticaret, turizm, bilimsel işbirlikleri, küreselleşen haberleşme ve ulaşım… gibi sebeplerle insanlık topluca tek âile hâline geliyor. Gelişmeler, insanlığın kader ortaklığını en şiddetli biçimde duyuruyor. Yeryüzü ise o “âile”nin müşterek “ev”i! Geçmişin kapalı ekonomileri, kapalı siyasî rejimleri, kendisinden başkalarını gayrılaştıran ideolojileri mârifetiyle “kimlik” vurgusu neredeyse bütün modern dünyada bir eski ezber haline …

Devamını oku »

Kas 19

“Değerimiz Himmetimiz Kadar”mış!

12004742_1184672694881385_7558847632019621151_n

“Alak”tan halk olunan insan! Alâkalarıyla büyüyor, alâkalarıyla anlam kazanıyor, alâkalarıyla değer kaybediyor, alâkalarına kavuşursa mutlu, kavuşamazsa hüsran ehli… Her “alâka”, bir “fark”a bağlanma, her alâka kendindeki cüz’î öze ilâve bir değer katma çabası… Her alâka yeni bir bağ tesis ediş, her alâka bir başka tecelli alanına teveccüh etmek. … İnsan alâka varlığı vesselâm. Değeri de …

Devamını oku »

Eki 24

Kişiliğin Cevheri: Yeniden Anlamak!

Etrafımızda farklı hızlarda da olsa bir hareket, değişme, dönüşme, doğum, ölüm… anaforu dönüp duruyor. Bu akışa, biz de “anlama” faaliyetimizle ayak uydurmaktayız. Anlama esnasında, kavramlaştırma ve soyutlama arka planda durmadan aktif halde. … Ancak! Bir görgü, ezber, gelenek bağlamında yuvarlanan kitlelerin, “öncü aydınları”nca inşa edilen güvenli güzergahlarda akıp gidişlerine de her toplumda tanık oluyoruz. Aydınların …

Devamını oku »

Eki 14

Hakk Sırrını Çürütmek

Sevgi, sevenle sevileni birleştiren bir iksir. Sevenler birbirlerinde yitiklerini bulur, birbirlerinde yok olurlar. Sevgilisini bulmak, esasen eksiğini tanımak ile eşdeğer… Sevgili, kendinizi içinde yeniden yarattığınız veya başka bir açıdan tükettiğiniz bir mayalanma teknesi… Bu yok oluş, aslında yepyeni ve daha geniş bir kişiliğe doğmak demektir. Seven kimsenin hamlesi, “ben”i adına değildir. Öyle olsa bir gönüllü …

Devamını oku »

Eyl 04

Sevgi Gösterisi

11954666_1176918338990154_3103036120093322505_n

Cançekiş etmek Töremizde yoktur. Mahrumlara caka satmayı ecdad sevmemiş. İster yeme-içme konusunda, ister kılık kıyafet, ister mevki-makam, ister para-pul, ister sevginin teşhiri, isterse de ulvî konulara dair gözyaşı!.. Evet evet, “göz yaşı” dahî cançekiş etme konusu olabilir. Kendi duyuş derinliğine, kavrayış ve içselleştirme hünerine dair bir gösteri çeşnisi bulunur o göz yaşında bile… “Gözyaşı tez …

Devamını oku »

Ağu 06

Gerçeğimiz: Kendimiz!

Kuşadalı İbrahim Halvetî Hz.leri: “Pâdişâh-ı aşk olanlar kûs-ı hâkân istemez” buyurmuşlar… * Aşk olmadan, çile dolmadan perde kalkmazmış vesselam! Mevlevî dervişleri boşuna birbirlerine “Aşk olsun!” selamı vermiyorlar… Aşksız insanın cehennemi evham, yalımları sû-i zan, rahatı zahmet, huzuru hasret, gözleri şaşı, vicdansız başı, zehirdir aşı, can köküyle savaşı… Çâresi göz yaşı!.. * İnsan olmanın şartlarına mahkumuz. …

Devamını oku »

Ağu 02

Can Havliyle İtidal

Hani her fırsatta tekrarlanan bir diplomasi ilkesi var ya: “Dış politikada dostluk yok, çıkarlar vardır” der, üst perdeden. Bu “yüksek” ilke(!) sayesinde, tepelerdeki dâhî yöneticilerimizin biçimlendirdikleri örnek, alt tabakaların sade insancıklarına neler demez!? Zaten modernliğin ahlakı(!), edebiyatı, felsefesi, şehir yapılanmaları, sosyalleşmeye prim vermeyen kârcı piyasaları, medyası, bütünüyle değerleri insan egosunu kışkırtıp duruyorken… Hele “maneviyat”, kilisenin …

Devamını oku »

Haz 17

İnsani Öz Safiyet İstiyor

Simurg, Acayibü'l Mahlukat, British Library, Londra

Huzur safiyette! Sâfiyete geri dönmek de elimizde. Tövbelerle arınmanın anlamına dikkat etmek gerek. Çünki tövbe, aslî öznemiz olan Nefha-i İlâhî’nin sâfiyetine geri dönmek demek! Yâni “İHLÂS”a!.. Günahlar ise, en çok, insanı parçalı varlık algısına sevk etmeleri sebebiyle tahripkar oluyorlar. Âlemi, düştüğümüz hatâ ile, Tevhidî karakterine rağmen, nefsin taraf olduğu bir yerden görmeye başlıyoruz. “Kalplerinde eğrilik …

Devamını oku »

Haz 13

Şehadet! Tecrübenin Diğer Adı

İnsanoğlunun hayat tecrübesi onun en vazgeçilemez değeri. Çünki o tecrübeyle anlamakta, bir dünya görüşü elde edebilmektedir. Ne yazık ki bu “tecrübe”, kimsenin yeni kuşaklara aktarma imkanı bulamadığı bir özdeğer… Bu öyle bir değer ki, ruhaniyetin keşfi ancak o değerle bakıldığında mümkün. Hikmet ve ölüm-hayat diyalektiğinden fizik-metafizik bütünlüğüne açılan kapıların kilidi sadece o tecrübede saklı. Her …

Devamını oku »

May 27

Yalnız Akıncı

3-Ekrem-Hakkı-Ayverdi1-500x492

Sene 1982. Merhum Fethi Gemuhluoğlu’nun “Rumeli ve Anadolu Beylerbeyi” sıfatını yakıştırdığı Ekrem Amca’nın (Hakkı Ayverdi)sofrasındayız. Bir ara benim mezuniyet çalışmasını, danışman hocam İbrahim Kafesoğlu’nun ilmi yeterliliğini konuşuyoruz. Onunla çalışmamdan son derece memnun. Hangi merhalede bulunduğumuzu sorunca da: “Halil Ağabey’le daktilo ediyoruz” diyorum. Gözleri parlıyor. Yüzünde geniş bir tebessüm: “ Yaa demek Halil’le yazıyorsunuz, buna memnun …

Devamını oku »

May 18

Müfsidler Kol Geziyor

1

Müfsid, fesad çıkarmayı iş edinen, fitneci demek. Müfsidliğin münafıklıkla, riyâ ile, menfaati için Hakk’a saygısızlığı meşrep edinmeyle alâkası da âşikâr… Tabii, fesadcı, emellerinin tahakkuku adına suret-i Hakk’tan gürünme diliyle konuşacaktır. Bu da besbelli bir taktik. Haklı görünmek ortadaki tablonun ya işine yarayan bir kısmıyla konuşmayla, ya eski bir haklı durumu kendine paravan edinmeyle, ya başka …

Devamını oku »

May 08

Batı’nın Azıcık Canı Acımalı ̽

1

Kültürün güncellenmesi, geçmişten birtakım sistemler devşirmek; sistemlerin vaktiyle ortaya çıktığı dönemlere göre çok daha farklı bir zaman ve zeminde işletilmesi, elbette eski uygulamalarına göre farklı sonuçlar verecektir. Üstünde durduğumuz konu, geçmişe dönmek değil. O sistemlere dönmeyi değil, onları günümüzde devşirip güncellemekten bahsediyoruz. Türkiye’de birtakım gruplar bunu bire bir bugüne taşıma şeklinde anlıyorlar ve bir nostalji …

Devamını oku »

Mar 27

O Kimdir

En hayırlı, en hasbî, en anlayışlı… dost; sizin bütün kusurlarınızı bildiği halde indinde değerinizin kaybolmadığı, yanında sakınma ihtiyacı duymadığınız, sözlerinizi tam kasdınıza uygun anlayıp mûcibince amel eden kimsedir…” demeye davransak, “o kimdir?” suali mukadder değil mi? Evet “o” kimdir? O, insanın kendisidir. İkinci bir kimsenin yanı, ne kadar yakın olursanız olun, o huzur ve güvenden …

Devamını oku »

Mar 19

Her Kuşak Yeniden Hak Edecek!

Bendeniz “Çanakale” dendiğinde hepiniz gibi ciğeri sızlayanlardanım. Hattâ yıllardır öğrencilerime o “mahşer”i anlattığım halde, işte itirâf ediyorum, Çanakkale’ye defâlarca gittiğim halde, şehidliklere bakamayan biriyim. Hâlen de o kıyâmet sahnelerinin yaşandığı mahallere karşıdan bakamamakla mâlûlüm. Bir defâsında çocuklarıma mahcub olarak, yol üzerindeki bir şehidliğe uğrayacak oldum, arabaya döndüğümüzde trafiğe uzun süre intibak edemedim… … Bildiğim, adım …

Devamını oku »

Mar 16

Küslük Vîrânesinden Âb-ı Hayat Çıkar mı?

Küsmek, bâzen kaçınılmaz, kaçamadığımız bir beşerî zaaf olabiliyor. İyi bir huy veya yöntem değil tabiî küskünlük… Hele küseğenlik, küsmeye fırsat aramak, çok fenâ bir istismarcılığa işaret. *** Bu zaaf bir tarafa, sahici ve kendimizi men edecek güç bulamadığımız kopuşlar asıl mesele. Beklenen yere, muhabbetin yoğunluğundan doğuyor. Şiddetli talep veya muhabbet, küsmeyi tetikleyen duygu. Ancak küsmek, …

Devamını oku »

Eski yazılar «