Lodos sermestliği biçiminde. Bahar uzak değil. Kış yakın. Havaya ve toprağa bakarak bahar uzak değil, kış yakın. Yumulursa göz denize şayet. Kirpiklerin koruduğu denize. Düşüncelerin, yeni bir kıtayı keşfe memur kaptanın mürettebatı, bir kapı arıyor hevesin ruhunda. Duvar çiviyi tutmuyor artık ama. Yokladım, çeksem gelecek. Baş parmağımla başından ittim çiviyi duvara doğru, başındaki izler parmağımda …
Mar 02 2015
İstiğnâ, Ârifin Nâmusu
Ârif adam, bir bakıma, kendinde nefsinden dolayı bir değer gör/e/meyen adamdır. Dolayısıyla nefsin rezilliklerinden başını kaldırıp da etrafa caka satacak hali nereden bulsun? O sefil taleplerden yaka silkerken, gene onu azdıracak talepler için kime yalakalık edebilecektir? İstiğnâ (dünyaya tokluk) denen şey, bu hale hariçten bakanların gördükleri resmin adı! Müstağnî irfan ehli, tabiatıyle dünyevi iktidar sahipleri(!)ne …
Şub 25 2015
Paolides’in Evinde Ölüm Kol Geziyor
Bizim eski kültürümüzde insanoğlunun özel yaşam alanı hiçbir zaman ekonomik değere konu olan bir emtia aracı olarak görülmemiştir. Her malın bir fiyatı olduğu gibi içinde yaşanılan ahşap ve kâgir evlerin, haremlik ve selamlıktan oluşan devasa konakların da zamanın şartlarına göre değişen reel bir değeri olmuştur elbet. Ama irfanla yoğrulmuş insanımız gönlünün ve ruhunun buğusunu akıttığı …
Şub 24 2015
Sen Ol Sen
Bana Sen Gerek, Olmaya Çalıştıkların Değil! Nasıl mı? Önce kendimizden başlayarak, hiç hırsızlık yapmayarak… Öyle büyük büyük değil; kimsenin zamanını çalmayarak, hiç yalan söylemeyerek, hayatta hiçbir şeye bahane uydurmayarak… Özümüzde bizimle olanındır “vicdan” sahip olunan değil, aksine taşınandır.Kim taşır? “Sen” bilip, bulup olduğun sen. Onu sadece kendimizi izlediğimizde görürüz, başkalarına baktığımızda ise kendimizde görmediğimiz yansımalarımızı. …
Şub 24 2015
Asıl Ölüm
Kendimizi tanıyışımız, hattâ inşâ edişimiz etrafımızdaki kıyas imkanlarımız bağlamında cereyan ediyor. “Çevre” bu mânâda bizim kişiliğimizin prototiplerini eşyâ, olaylar, canlılar, insanlar arasında dağıtmış bir saklı kişilik cevherimiz olarak işlev görüyor. Çevremiz önce ilham kaynağı, sonra da mesajıyla varlığımıza bürününce, bize kendimizi gösteren ayna oluyor. “Çevre” bütün elemanlarıyla etkili. Bu etkiyi her zaman olumlu sayamayız tabiî. …
Şub 16 2015
Paragrafta Anlam
Ne için? Hiçbir şey yahut her şey. İçin galiba -belki de kesinlikle- lüzumsuz. İçimizi kurcalaya kurcalaya içini önemli bir şeye dönüştürüyoruz olsa gerek. Galiba ve kesin… Galiba ve kesin kağıdın üzerinde yan yana geldi mi mantık çöküntüsü gibi görünüyor. Peki, ya hayatta? Araları bir parça açılsa kıyamet kopar. Sükunetin, engin denizlerin kıyısında neye benzediğini bilmiyorum. …
Şub 16 2015
Vicdan Azabı ve Bela
Menşe ve hayat serüvenimizin Hakk ve Hakk’da cereyan edişinin en cana değer iki alâmetinden birisi vicdan azaplarımız ise diğeri de belâdır. *** Vicdan azabı, özümüzün de özünde duran Hakk duyuşunun rencide olması değil midir? Yoksa genellikle eogolarımızı şişiren haller, yani menfaatlerimiz adına işlediğimiz fiil veya kararlar değil mi bu azaba sebep? Hem çıkar elde ediyor …
Şub 16 2015
Buyrun, Burdan Yakın!
Bana göre, toplumun önde gelen sanat adamları, bilim adamları, din adamları, yazarları, düşünürleri siyasete özenmemeli, faal olarak hiç bir partide bulunmamalı. Buna hâkim ve savcı olarak görev yapmış insanlar da dâhil olmalı, bilhassa büyük davalara bakmış hâkimler… Yasak getirilmeden tabiî, toplumsal teamül gereği yürümeli bazı şeyler… Abdullah Öcalan’ı yargılayan hâkim Turgut Okyay İşçi Partisi’ne katılmış… …
Şub 03 2015
Yapım Hep Bir Eyleyen İster. Gönül ise Olmayla Mayalanır, Pişer
Bul, bil, ol. Düşün, hisset, ol. Dikkat ettiniz mi hiç, bilmiyorum; ruhaniyete dair, bilenlerin öğüdü hep “ol”dur. Hiç yap denmez. “Bul, bil, ol.” sözü Pîr Hz. Aşkî ( Muzaffer Ozak) ‘ye aittir. Bulmak için aramak lazımdır. Aramak, merakı ve düşünmeyi gerektirir. Tabiri caizse burada siz çıraksınızdır. Aradığınızı bulduğunuz zaman yeni bir aşamaya geçersiniz. Artık onu …
Şub 02 2015
Maydanozun Vazifesi
“Keyfiyet” dahî böyle bir şeydir. Daima hikmette kalma çabasına, özü muhafaza ederek yürümeye ad olmuştur. Akıp giden varlık ve hayata rağmen, değişen sahne ve ışık oyunlarının içindeki hayatiyetin kaynağında durmak, gözümüzün daima ruhu izlemesi… “Doğru”, “gerçek”, “sahici”, “asıl”, “öz” gibi değerleri, yani “Hakk”ı yitirmeden yaşamak!…” Sait Başer Kadın aceleyle buzdolabını …
Oca 30 2015
Avunmak
Eski Türkçede “avunmak” kelimesinin kökü “avlamak” kelimesine varıyormuş. Av kökünden geliyormuş bu kelime. Avlu, avlak, avunç, avuntu… gibi kelimelerin de aynı aileye mensup bulundukları âşikâr. Yani aynı kökten hem çevirme, kuşatma, tuzağa düşürme, kontrol altına alma; hem bir toplama biriktirme; hem sevinme, ferahlama; hem bir mîmarî mekân adları demeti şekillendirilmiş. En eski atalarımızın “av” kavramına …
Oca 30 2015
Ah Merhamet, Sen Nelere Kadirsin!
Otobüse binen yaşlı teyzeye baktı ve yüzünü çevirdi umursamazca. “Ayakta dursun, bana ne! Ben de yorgunum!” dedi içinden. Otobüs kalabalıktı. Teyzenin eli ve kalbinde taşıdıkları da. Ayakta zor duruyor gibi bir hali vardı. Hani, hayatın tüm yükü omuzlarına yüklenince çaresiz bir halde güçlü olmaya çalışır ya insan, işte öyle bir hal ile otobüsün demirlerine tutunarak direnmeye …
Oca 28 2015
Herkes Başka Bir Masalda
Alâka ve sevgilerimizin diriltici tesirini pek göremeyiz. İnsan yaşarken, zamanını her daim o anda, herkeslerin şimdisinde tutmuyor. Herkesin şimdisi?! Veya şöyle söyleyelim: Herkesin ortaklaşa yaşadığı “şimdiler” o kadar fazla değil. Şimdilerimizi alakalarımızın yoğunlaştığı yerlerde biz yaratıyoruz. Sevdiğimiz, duyduğumuz çerçevelere hayat veriyoruz yani. Âşık Veysel’in: Güzelliğin on par’etmez Şu bendeki aşk olmasa mısraları, “zamanın içini dolduran …
Oca 26 2015
Ezbere Nazire
Arkadaşım Mehdi Genceli’nin şahane bir yazısını okumuştum geçenlerde, ezberci eğitimle ilgili… Okumak için Azerbaycan’dan Türkiye’ye geldiğinde kendisine burada ezberci eğitim var, ders konularını ezberleyerek sınıfı geçersin demişler… O da ezberciliğin çok önemli bir iş olduğunu düşünmüş ilk önce… Bugün de bir öğrencim aynı şeyi söyledi… Hiç bir şeyi öğrenmeden ezberleyip sınıfı geçiyorlar hocam, dedi; bütünlemeye …
Oca 26 2015
“An”laşanlara Selam Olsun
Çok boyutlu bir gerçeklikte, insanlar aslında tüm kainatın oluşum zamanı içinde nokta kadar süre de ki, buna bir ömür deniyor, aynı dünyada farklı boyutlarda yaşıyor. Ve içinde bulunduğu gerçekliği değiştiremiyor ancak o gerçek dediği şeye verdiği tüm anlamları her an değiştiriyor. Böylece aslında sürekli kendini bir anlam dünyası olarak inşa ediyor. Ve buna “ben” diyor. …
Oca 22 2015
Kendimizi İnşa Etmek,Yaratmak Zorundayız!
Yıllardır ezber tekrarını aşmayan, aşamayan kalıp söz, davranış, bilgi ve “öğrenme”(!)lerden muztaribiz. Ezber kalıplarımız; eğitim sistemi, medya ve geleneğin ortak telkinlerinden ileri geldiği için de o ezber dünyalarındaki benzerlikler, bizde “anlama” ve tefekkür faaliyetlerinde, şuur uyanışında sanki kollektiflik mümkün, dahası mecburiymiş gibi bir zanna yol açıyor. Anlama ve inanç değerlerimize gene ortak isimler takılmış olması, …
Oca 22 2015
Külliye
Kampüs yerine külliye demek güzel de üniversitelerde… Geri kalmış ülkelerde üniversiteler vardır ama külliye(n) değilse bile üniversite mezununu bulmak zordur… Buralarda insanlar mezun edilir daha ziyade… Hele ki 800-1000 kişinin okuduğu hukuk fakültelerinde… Bu kadar insanın belli bir hukuk formuna girmesi, belli bir nosyon edinmesi kolay şeyler değildir… Geri kalmış ülke insanının değerler kavramını algılaması …
Oca 05 2015
Âlem-i İmkân
Var olduğumuz dünyada hayatlarını sürdüren canlılar, özellikle de hayvanlar ve insanlar, her hal ve hareketlerinde adına bilinç, istek, arzu dediğimiz iradî bir olgunun yönlendirmesi altında gözüküyorlar. Oturmak, kalkmak, yürümek, koşmak; konuşmak, dinlemek, yazmak, çizmek; yemek ve içmek velhasıl aklımıza gelebilecek her türlü hareket, davranış ve eylem bunları yapabilme güç ve isteğinde olabildiğimiz için mümkün olmaktadır. …
Ara 26 2014
t’ANıklık
Suyun dibinde taş olup yosun tutmadan suyun yüzeyinde yaprak olup akmayı nasıl bilebilir insan? Taş akamadığı için yosunlanır, yaprak sürekli aktığı için duramaz… Sanırım işin sırrı dengede, yoksa suya; “Ya sen de çok hızlı akıyorsun, bir yerde duramıyorum.” demek ya da “Ya nasıl iş, buraya çakıldım kaldım senin yüzünden su.” demek insanın kendini de inkârı …
Ara 20 2014
İlla
Toprak ayağa kalkmış: Ben diyor, sen diyor, beden diyor, neden diyor… Gelen diyor, giden diyor! İspat diyor, inkar ediyor… * Bir mi, ayrı mı? Ayrı mı, gayrı mı? Çok mu, tek mi? Vahdet mi kesret mi? Aynı mı farklı mı? Fark iftirak mı?.. * “Fark” olmadan, akıl farkların kıyasıyla çalıştığı ve homojen ortamda kıyasın imkansızlığı sebebiyle, …