Yazar: Macit Şayin

Türkçenin Ölçüsü

TDK, metodoloji kelimesini yöntembilim olarak çevirir. Özellikle felsefe ve bilim alanında yöntem araştırmak ve yeni yöntemler yaratmak için ilkeler geliştiren bilim dalına, yöntembilim diyoruz. Fransızca methode kelimesi Eski Yunanca methodos “öteye giden yol” sözcüğünden alıntıdır. Yöntem kelimesi de yön-  kökü itibarıyla konumuz bağlamında aynı anlama gelecektir. Metin okumaları açısından bakarsak yöntembilimi “anlama usulü” olarak düşünebiliriz. …

Devamını oku

Türkçenin Bütünlüğü

Düşüncenin dil yoluyla tutarlı bir şekilde yürümesine fikri takip diyoruz. Öyleyse Türk dilinin bilinen en eski metni olarak Orhun Abideleri ile klasik metinlerimizin en başında gelen Kutadgu Bilig ve diğer eserler arasında Türkçe düşünme bakımından bir tutarlılık olması beklenir. Esasen bu denemelerde Türk dili aracılığıyla adalet merkezli dünya görüşünün şifrelerini aralamaya çalışıyoruz. Bu nedenle “…Daima …

Devamını oku

Arya Sofra

iftar Sofrası, Dirlik Tergisi ya da Arya Sofra Arapça sofra kelimesi; yolcu azığı anlamına gelen bir söz, sefer sözcüğü ile aynı yerden geliyor. Sefer sözü ise bilindiği gibi uzun yürüyüş ve yolculuk manasındadır. Türkçede ise sefer derken ister uzun ister kısa olsun, kurgulanmış bir menzile yolculuğu kastederiz. Lügatlere bakarsanız Aramice safar; yarma, kesme, sınır ve …

Devamını oku

Fener Göründü, Sancak Alabalanda!

  Neye baksa kendin görür Defterini kendin dürür An içinde yaşar ölür Canın bilmez canân mısın? Gözlerden içeri giren ışık, taşradan ne taşırsa taşısın, senin gördüğün; özünden başka hiçbir şey olmuyormuş. Asıl mesele, maddi ışığa mahkûmiyet mi yoksa bir hikmet penceresinden mi baktığın? “Bakarken gördüğün, sendeki benden başkası değildir.” demişti bilge. İşittiklerim bir deniz fenerinin …

Devamını oku

Türkçenin Kökleri – I

Türkçe, kö– sesinden türetilmiş sözcükler açısından çok zengin bir içeriğe sahiptir. Çalışmamızda kadim Türk varlık anlayışının temel ipuçlarının dilimizdeki kö– sesinde saklı olan bölümlerini, Türkçe anlambilim açısından incelemeye çalışacağız. Türkçenin bilinen ilk klasik metinleri Orhun Yazıtları ile Kutadgu Bilig, Divân-ü Lûgâti-t Türk, Atabet’ü-l Hakayık ve Divân-ı Hikmet üzerinde yapılan araştırmalarda kö– sesi ile başlayan 16 …

Devamını oku

Tahayyül

Eskilerin tahayyül ve tasavvur dedikleri, harikulâde iki kelime… Evet, iki küçücük söz… Tamamen Türk tahayyül ve tasavvurunun icadı, kendine has dünya görüşünün izlerini taşıyan sözcükler… Tahayyül için sözlükler; hayâl etme, düş gücü diyorlar. Tasavvur için ise zihinde şekillendirme, kurma, tasarım açıklamaları yapıyorlar. Sözlüklere saygıda kusur haddimize düşmez. Fakat zaman zaman onların teknik sınırları, tahayyül ve …

Devamını oku

Türkçenin Uyanışı – II

 Kutadgu Bilig’de Kut ve Töre Kitabının Semantik Yaklaşımı Bağlamında  Uyumak ve uyanmak sözcüklerinin anlam köklerini çözümlemeyi denediğimiz önceki yazımız, sakınmak ve uyumak üzerineydi. Özellikle sakınık kavramı içeriğinden hareket ederek düşüncenin etkin durumda takındığı tavrı dil üzerinden açmayı denedik. Bu yazımızda ise uyanmak sözcüğünün kavramsal yapısının Türkçe düşünmeyle ilişkisine odaklanacağız. Kutadgu Bilig’de Kut ve Töre adlı …

Devamını oku

Türkçenin Uyanışı -I

Bugün akademik düzeyde bile dilin imkânlarını, maalesef şuuraltında yürüyen bir değerlendirmeyle hayata geçiriyoruz. Sözünü ettiğimiz tutum, zamanla düşünme ve üretme aşamasında köklü bir sorun olarak, ilerlemeyi engelleyen bir ezber tuzağına dönüşüyor. Dilin imkânlarının farkında olmak, şüphesiz tek başına bir dilbilgisi meselesi değildir. Kültürün bütün unsurları, özellikle dil vasıtasıyla birbiri ile eşgüdümlü bir ilerleme yahut gerileme …

Devamını oku

Türkçede Süzülmek

Orhun Abideleri Kül Tigin kuzey yüzünde (3-4) Türk tarihi açısından dikkatli gözlerden kaçmayacak, ibret verici ibarelerle karşılaşmaktayız.  Eçim kağan ili kamşağ boltukında budun ilig ikegü boltukında İzgil budun birle sürigüşdümüz. Kül Tigin Alp Şalçı akın binip] binip oplayu tegdi. Ol at anda tüş[di]. İzgil [budun] ölti. Amcam kağanın ili sarsıldığında: millet, hükümdar ikiye ayrıldığında, İzgil milleti …

Devamını oku

Türkçenin Kurtuluşu

  Bütün diller gibi Türk dili de kendine özgü bir muhakemeyle çalışmaktadır. Günlük hayatta kullandığımız bazı sözcükler, Türkçede anlam kökü itibariyle zaman içinde bir kavram olarak ele aldığımız ana gövdeye bağlanır. Türkçenin kökten türeyen yapısı gereği, türetilmiş sözcüklerin, anlam kökündeki kavram bütünlüğü içinde değerlendirilmesi daha doğrudur. Dilimizde birçok sözcüğün fonetik olarak bazı değişikliklere uğradığını görüyoruz. …

Devamını oku

Türkçe Bakış

Bir önceki yazımızda ad, adım, ayrılık üzerinden kurduğumuz denemede “İnsan, ayrılığın farkında olandır.”  diyerek her adımın ayrılık olduğunu izaha çalışmıştık. Bu merhalede ayrılığın izafiyetini vurgulamak gerekiyor. Çünkü her adım aynı zamanda bir önceki adımla olan zorunlu bağlantısı gereği öze yaslanmaktadır. Türkçe ile ifade imkânı bulan varlık anlayışı, adımları ve ayrılıkları ada bağlayarak inanma üslûbunu özgün …

Devamını oku

Türkçenin Adımları

AD, tr. Ad/at (bir varlığın bilinmesine yarayan im)den  ad…  Ad, köküne bağlı adlandırmak, adak, adamak, adanmak, ada, adaş, aday ve adım sözcüklerini yaygın olarak kullandığımız biliniyor.  AT I, tr. At (binek, yük taşıyan evcil yaratık)tan at. AT II., tr. At/ad (devinme, doğru, vurma, niteleme, gitme, sıçrama çıkma, açma, açılma, patlama bg. değişik olayları bildiren kök) …

Devamını oku

Türkçede Uçmak

Yahya Kemal; “Türkçe ağzımda anamın sütü gibidir.” diyor. Dil ve buna bağlı musiki; bize geçmişten kalan, annemizin ak sütü kadar temiz ve helâl olan yegâne miras. Kültür varlığının devamı, dilin canlılığı ile mümkün olabilmektedir. Kişiler ve toplumlar, her şeylerini kaybedebilirler fakat dil yaşıyorsa siyaset, sanat, iktisat, bilim, felsefe her şey ama her şey yeniden kurulabilir. …

Devamını oku

Türkçenin Yürüyüşü

Dil; yaşayan, kültürel bir varlıktır ve her varlık gibi değişmekte ve gelişmektedir. Türkiye Türkçesinde şimdiki zaman eki olarak kullanılan -yor eki, güncel Türk kültürünün zaman kavramına bakışının merkezinde bulunuyor. -yor ekinin kökeni ve kullanılmaya başlandığı zaman dilimi hakkında Türkçe etimolojisi çalışmalarında değişik bilimsel görüşlerle karşılaşmak mümkün. En kuvvetli görüş, eldeki metinlere dayanarak -yor ekinin daha …

Devamını oku

Türkçenin Ne’si Var?

Türkçe anlama adına yürüttüğümüz gayret; aşağıdaki tanımlamaların, boşlukları olduğuna dair bizde şüphe uyandırdı. Buradan hareketle etimoloji sözlüklerinin dilin ses gelişim hakkındaki verilerine dayanarak nesne sözcüğünün yüklendiği anlamı önce küçük bir teknik çözümlemeye tabi tutacağız. “Nesne, ne (soru içeren sözcük) ile imek eyleminden: i-se/ise’ nin birleşmesinden ne-ise-ne/nese/nesen/nesne İse, es.tr. İrmek (olmak, bir yerde bulunmak, var olmak) …

Devamını oku

Türkçeyi Değerlendirmek

Türkçeye dokunarak devam edeceğiz. Etimolojiye dair bir iddiada değiliz ancak kökenbilimin kısıtlı imkânlarından da yararlanarak anlamı çözme gayretinde olduğumuzu söyleyebiliriz. Bu denemelerin yürüyüşünü yıpranmış, sağından solundan çekiştirilip kesilerek elimizde kalmış bir haritayı okumaya çalışmak olarak tarif edebiliriz. Günlük hayatımızdan eğitim, bilim ve sanata uzanan sahada en çok kullandığımız sözcüklerden biri de “değişmek”tir. Teg- kökünden türemiş …

Devamını oku

Türkçeye Dokunmak

Kökenbilim (etimoloji) derken anlaşılan (en azından Türkçe için) eksik tanımlama dolayısıyla oluşan yanlış algıyı dikkat çekmek istiyoruz. Az sayıdaki Türkçe kökenbilim çalışmalarında dildeki teknik özellikleri araştırmanın ötesine geçemediğini görüyoruz. Kelimelerin anlam kökleri hakkındaki çok az çalışmanın da yetersiz ve aranan nitelikten uzak olduğunu itiraf etmeliyiz. Oysa dil, bir kültürün anlama biçimini en derin haliyle geçmişten …

Devamını oku

Türkçe Kon-uş-mak

Konuşmak; karşılıklı olma zorunluluğuna tabi olduğu için zımnen ikilik ortamı oluşturur ve bu ikilikten doğması kaçınılmaz olan anlaşmazlıkların çözülmesi için de varışmak-barışmak gerekir. Özgün Türk ontolojisinin her halükârda “bir”liğe yönelme eğilimi göstermesinin en açık kanıtları, Türkçenin içine sırlanmış olarak karşımıza çıkıyor. Örnek olarak “vermek” fiilinin önceki halinin “birmek” ve “vergi”nin ilk zamanlarda “birgü” olduğunu gösterirsek …

Devamını oku

Yunus Emre Ontolojisinde Estetik

Muamma şiirine giriş denemesi  Bir serçenin kanadın kırk katıra yükledim Kırk çift dahi çekmedi kaldı şöyle yazılı Seyrederken gördüklerimize bazı anlamlar yükleriz. Bulduğumuza veya hissettiğimize verdiğimiz mana, ister bilinçaltının anlık dışavurumu şeklinde isterse şuurlu bir değerlendirme ile makul bir zaman aralığında ortaya çıksın, karşımızdaki bir nesne veya olgu vasıtasıyla duyduğumuz “şey” bizde zaten var olan …

Devamını oku

Buselik Seyri

Hz. Mevlana; “Eğer aşkın yoksa yat uyu, sana uyumak yaraşır.” buyuruyor.   Kan, hayat belirtisi… Kanamayan bir kalbi gezdiren gövdenin çektiği ıstırabı; güneşler kalem, gökadalar mürekkep olsa anlatmaya takatleri yetebilir mi? Marifet diri kalmakta, her gün yeniden doğup yeniden anlamakta Fahr-i Kainat Efendimiz; “İki günü bir olan ziyandadır.”  buyuruyor. Aldığımız her nefes, attığımız her adım …

Devamını oku