Anlamın Gönlündeki Sır

 ─Sadece bir yanlışım çıktı elli sorudan. ─Aaa harika, nasıl becerdin? ─Hiç doğru yapmayarak. Bazen öyle bir hâl alır ki hayat, hata yapmamak için hayattan vazgeçeriz. Sahiden bu kadar mühim midir yanlış yapmamak veyahut yaşamamak? Hatalarımız insan olmak adına katettiğimiz yolları gösterirken bunu başkalarının nezdinde kusur olarak görmemiz…. Ah ne gaflet! Arkamıza dönüp baktığımızda kusur addettiğimiz …

Devamını oku

Kökses

Türk Müziği Düşüncesi Üzerine Bir Deneme Bizim dünyamızda müzik kültürünün, özgün kökleri ve geleneği olan bir düşünce disiplini özelliği taşıdığının bariz göstergeleri vardır. Bu dünyada müzik, ontolojinin neredeyse bizzat kendisi olarak ortaya çıkar. Bu sebeple “varlık”ın anlamına ilişkin bir derdi olmayan sesli sanat eserlerini “Türk Müziği” olarak adlandırmakta zorlanıyoruz. Buradan devam edecek olursak müziğin ortaya …

Devamını oku

Hollanda Kendi Ayağına Sıkıyor

Biz, milli varlığımıza yönelen düşmanca hamleleri geri püskürtüp hamle sahibinin aleyhine çevirmesini bilen bir milletiz. Bunun için gerilere gitmeye de gerek yok. Çoğumuzun içinde yaşadığı, daha dün denebilecek kadar yakın devirler bile bunun örnekleriyle dolu. Todor Jivkov, bir despottu. 1984’ten sonra Bulgaristan’daki soydaşlarımıza dönük asimilasyon politikasının mimarıydı. Zorla isim değiştirmekten ibadet yasağına varıncaya kadar temel …

Devamını oku

Dede Salih ile Acemaşiran Seyri

Türk müziğinin başyapıtlarından Neyzen Salih Dede’nin muhteşem eseri Acemaşiran Peşrev, Türk musiki sanatını yüksek bir standarda çekmekle kalmamış aynı zamanda milli duyguyu en coşkun haliyle yansıtan ahengiyle her Türk’ün gönlünde müstesna bir yer edinmiştir. Her ne kadar müziğimizin en belirgin özelliğinin güçlü ve yüce bir muhteviyata sahip olduğu söylense de bu tarifin çok isabetli fakat …

Devamını oku

Gerçek Varlığımız

İnsanoğlu tuhaf mahluk! Hem âciz hem muktedir, hem ölü hem diri… Yeniden diriliş için dahi bir başkasının bizleri toprakla kavuşturmasına muhtaçken acz ile abd kelimelerindeki muvafıklık şaşırtıcı olmamalı… Âcizliğin kulluk bilincindeki yapı taşlarından olması ise başarının önünde bir engel teşkil etmemeli! Ayrıca sürekli yenilmek de yenilginin ilâcı değil muhakkak. Beşer de bunun bilincinde olduğundan mıdır …

Devamını oku

Melek ve Ceset

Bir vapur aldı getirdi meleği, bir vapur aldı götürdü meleği, bir vapur bir daha alıp gelmedi meleği. Kıyıda kalakaldı bir ceset. Nefes alıp veren, bir şeyler yapan, bir şeyler yapmayan bir ceset. Kahve fincanı, çay bardağı soğudu. Ayna çöllerinde yolu. İzi, sesi silinmiş. Hangi kapının arkasında olsa… Hangi kapı çalınsa… Hangi kapı açılsa… Her hamlede …

Devamını oku

Seyir Defterine Giriş

İnsanoğlunun şu kısacık dünya hayatında en büyük uğraşı, kaçınılmaz olarak varlığını anlamlandırma arayışıdır. Aslında bu arayış, ezelden ebede uzanan bir süreçte bitmeyeceğe benzemektedir çünkü sürecin bitmesi yokluk manasına gelir ki bu bahis bir başka serüvenin başlangıcıdır. …“inna lillahi ve inna ileyhi raciun (O’ndan geldik O’na döneceğiz)” ayeti bu seyrüseferin nihayetsiz olduğunu bütün çıplaklığıyla izah etmektedir. …

Devamını oku

Zamanın Ruhu

Yapma istidadının nakıs olmaması, yapma eylemini doğurmuyordu. Tüm yanlışlıklar, düzensizlikler de bundan mütevellitti belki de. Bir sürü bahanesi dahi olabilirdi, hayallerin gerçekleştirilememe sebebi olarak gösterilenlerin. Zamansızlık, baştan aşkın işler ve çaresizlik adı altındaki tüm vazgeçişler… Öyle veyahut böyle o, bu, şu… derken harcanan kıymetli ömürler vardı. Ve dahi “Ne için?” sorusu sorulmadan akıp giden zamanlar… …

Devamını oku

Merak Etme Sen

Merak, ilginç bir şekilde hakkında en az düşünülen ve yazılan duygulardan biri. Bu sebeple merakın birinci dereceden felsefi bir kavram olarak karşımıza çıkmadığını görüyoruz*. Birçok şeyi merak eden insanoğlunun, merak duygusunun kendisine aynı düşünce yoğunluğuyla eğilmediğini söyleyebiliriz. Felsefi düşüncenin bir başka deyişle hikmet arayışının da merak edilerek sorulan sorularla başladığı kabul edilir. Bir önceki yazımızdan …

Devamını oku

Hiçliğin Varlığı

Bir gün varız bir gün yok! Kimisine göre bahar kimisine göre kara kış olan ölüm, elvan elvan hâlleriyle her an kapımızda. Ancak bu cümle yalnızca mekâna bağlı bir varlığı veyahut yokluğu ifade etmiyor. Çünkü insan mekân değiştirmeksizin olduğu yerde bir gün var iken diğer gün yok olabiliyor. Varlık ve yokluktaki bu ince çizgi insanı hayrete …

Devamını oku

Vuslat Yolunda Yolculuk

Bazen  içinde yaşadığı anda asırlarca konaklamak ister insan, misafir olduğunu bile bile… Sessizce bir bekleyiş, bir terennümün en güzel tınıları olabiliyor. Tabiatı gereği insan, bekleyişlere kör, vuslat yolunda yolcu daima… Ancak sır firakta mahfuz. Neden mi? Çünkü her ayrılık, her terkediliş, bir farkedişi de beraberinde getiriyor. Bu bir bakıma insanın zâtını farketmesi… Bu farkediş ömür …

Devamını oku

“Ölümün Biliyorum ey İstanbul Diriliş İçindir”

Her köşesinde Evliya Çelebi’ye has bir duyuşla sezdiğimiz, Çamlıca’dan hangi köşesine baksak Sinan’ın “inşa değil ibadet” ettiğini görerek rahmet okuduğumuz, Galata Köprüsü’nde canân yanımızdayken bütün bir tarihi hissettiğimiz, her bakışta yepyeni bir idrâkle, sanki ilk kez görüyormuş gibi temâşâ ettiğimiz.. Tanpınar’ın Mümtaz dilinden söylediği gibi, “İstanbul’u mu yoksa birbirimizi mi seviyoruz?” diye düşünüşümüz, şehri sevmek …

Devamını oku

Kar Tanelerinin Türküsü

Bu yazıya başlarken meramımı anlatabilmek için kullanmayı düşündüğüm ana kavramı, çok yüklü bir içeriğe sahip olduğu için, epeyce zorlandığımı itiraf etmeliyim. Bu sebeple her ne kadar sürç-i lisan edersem peşinen affola. Fıtrat yani yaradılış, varlığın özgün durumu özellikle insan doğasının el değmemiş hali. Fransızcadan aldığımız Latince kökenli kreasyon kelimesi de  Türkçemizdeki yaradılış ile yakın anlamlar …

Devamını oku

Suriye’deki Varlığımız Kutlu Olsun

Bugün “Suriye’de ne işimiz var?” diyenler, geçmişte de aynı şeyi Kıbrıs için söylüyordu. Kıbrıs politikamızı eleştirenler, daha da ileriye giderek adadaki varlığımızın meşruiyetini bile sorguluyordu. Hatta içlerinden bazısı, “O kolordunun orada ne işi var?” diyecek kadar cüceleşmişti. Onlara göre biz, işgalci konumundaydık. Türkiye adadan askerini hemen çekmeli ve uluslararası hukuka aykırı(!) olan bu durum bir …

Devamını oku

“Gül ve Kül” yahut “Gelenek ve Modernizm”

  Modernizm ve gelenek ilişkisine değinmeden önce bu kavramlar üzerinde biraz duralım. Ortaçağ Fransa’sını Yeni Çağ’dan ayıran ve dinî söyleme, dünyevî iktidara, kiliseye dayalı oluşan yapının katılığına tepki ile ortaya çıkmış bir terim olan “modern” kavramının Batı’daki ilk kıvılcımlarını XVI. asırda bulmak mümkündür ki modernizmin Reform, Aydınlanma ve pozitif bilim ile dayandığı nokta XX. asırda …

Devamını oku

Meraklandım

Bu yazımda size bir Rumeli türküsünden bahsedeceğim; müziği şen, hikâyesi ise hüzünlü olan bir türküden. İnsanlar genelde kendini coşturmak ve bir an olsun hüzünlü anlarından uzak durmak için türkü dinler diye düşünsek de türküler hep bir mutluluğu dile getirmek için mi yazılmıştır? “Mendilimin Ucu Pembe” türküsünü dinleyince “Ne güzel bir sevgi ifade etme şeklidir bu.” …

Devamını oku

Tanrı Kara İmiş!

“Kendimi affettim.” diyordu, Safiye Erol. “Kendimle birlikte bana kötülüğü dokunmuş herkesi affettim ve kendimle birlikte onların da öldüğünü fark ettim.” Burada söylediği, her şeyin yok hükmünde olduğunu anlamış olması değil mi? Her şeyin, nefsin oyunlarından ibaret olduğunu anlamış olması değil mi? Gerçekten gönül dediğimiz şey “Gönül” olsa idi kırılır mıydı efendim? Elbette “kabağın sahibi” bizden …

Devamını oku

Başkanlık ve Yavuz Hırsızlar

Milletimizin, iftiharla anlatmalara doymadığımız bütün tarihi, hakanlık ve hükümdarlık temelli bir güçlü yönetim modeliyle yaratılmış. Bu tarz, sadece devlet başkanlığı konusunda değil; bütün boylarda da “beylik” yönetimi biçiminde ve tam anlamıyla başkan yetkileriyle tahakkuk etmiş. Elbette Toy meclisi, Divan uygulamaları gibi toplum aklını kullanma pratiği de buna dahil! Sınıfsız geçmişimiz sebebiyle, tarihimizde bu lider kültürüne …

Devamını oku

Uzleti Denemeden İnsaniyet İmkansız

Uzlet, tabiatla baş başa kalmak, kendi iç sesini duyma çabası. Kaosçu materyalist kapitalizm, zevkçi ve bencil içgüdüleri, tarihte hiç olmadığı kadar serbest bıraktı, meşrulaştırdı. Tabii o anlayışın patronlarının pekala farkında oldukları metafizik ihtiyaçlar, o ihtiyaçların karşılıksız kalmasından kaynaklanan depresif psikolojiler görmemezlikten gelinemezdi. Sürekli bir telkin ve hipnozla o derunî talep kitlelere unutturulmalıydı. Bugünün medyatik toplumu …

Devamını oku

Çürümenin Zaferi: Trump

Doğrusu ben Hillary’nin kazanacağını düşünüyordum. Yanıldığımı söylemeliyim. ABD gibi halkın önüne iki adayın çıkarıldığı ve seçmenin ikisinden birini tercih etmeye zorlandığı ülkelerde istenen adaya seçimi kazandırmanın en kestirme yolu, karşısına seçilmesi zor bir şahsı çıkartmaktır. Halkın teveccüh göstermesi imkânsız gibi görünen bir kişiyi aday yapmaktır. İşte Trump, tam öyle bir adaydı. Ne söyleyeceği kestirilemeyen, her …

Devamını oku