Kategori Arşivi: Halime Tezcan

Eyl 07

Bir Sevgilim Var!

Bir Sevgilim var! Yan bakanı yakacak kadar, yüreğim yanar! Bir Sevgilim var! Serap olduğumu bilerek, aşinâlığıma sarıp, çölleri koyverip yollara düşecek kadar. Bir Sevgilim var! Sırlanan zakkum ağaçlarının, titreşen semâlara haykırışlarını, duyup da duymamazlığa gelen. Kalbim dağlanmaya başlar, dargın ağaçların huzursuzluğunda. Dokununca, ne ağaç huzursuzluğu ne dağlanan bir kalp. Bir sevgilim var! Günahlarımı okşar. Bir …

Devamını oku »

Ağu 08

Nasıl Özleyeyim Seni?!

Şimdi yaşamın bulutları arasında ne zaman seni düşünsem; şehir hasret türküsüne bürünür. Keder rüzgârları savrulur, kül eder bayırları. Yağış mahzundur ve sağnakça, kavurur toprakları. İlk fırsatta candan bir “merhaba!..” desen, devleşir insanlığım… Abdestsiz gezmem sonra, bir kuş sütü eksik olur soframda. Halkın duasına özne olurum da ruhuma siner âdilliğin kokusu. Ve bütün iyiliklere sen sebep …

Devamını oku »

Haz 19

Ya “Üç Günlük Dünya”dan Geçmeselerdi…

Bugün yeninden doğan DOST’a… Sırrını fısıldayan bir hikâye ile aşkının yalımı gökleri tutuyor. Sevdanın kafesinde çırpınışlarla uyuyan bir kumral başım. Güzün yaprakları arasında yeniden dirilen, ufuktaki bir ahdin muştusu! Ne çok ayak izin var? Soluğumu tutmuş, gecenin geçmesini bekliyorum. Söyle! nasıl kuşanırız latifliğimizi? Sonra ansızın bir meşale aydınlanır ve kâğıttaki kelimeler beliriverir… Sadece kulak verip …

Devamını oku »

Nis 12

Hikmet Burcundaki Seyyahın Uşşak Makamında Serzenişleri

Ben bir ulu şara vardım O şarı yapılır buldum Ben dahi bile yapıldım Taş ü toprak arasında Hacı Bayram-ı Veli(k.s) Dar geçitlerden ulu bir saraya giriyorum. Satır aralarından, hikmet burcuna;  gönül kapılarından, canlar meydanına… Omuzlarımda sayfalarca kelimeler… Başlıyorum; anlamak, eğrileri doğru kılmak için. Azığım bir parça sükûn… Yedi pencerenin yedi perdesini aralıyorum.   Yükleniyorum mermerden …

Devamını oku »

Şub 20

Gönül Rızası ile Önden Gidenler

“Yıldızlar yağsın üzerine” Bu kapıyı açmak istemiyorum! Hazırcılığa meftun oluşunu. Hızır da var, diyerek oturuşunu. Kör bir lâmbanın içinde, meteliksiz kelimelerle, güya hayat buluşunu seyrederken bu kapıyı açmak istemiyorum. Yine de “Hey! Hey!” diyerek koşuyorum, mutluluğun tuhfesiyle. Belki bu kapı, kendini bulmanı başarmana, uçsuz bucaksız bir karanlığa ışık bulmana, bad-ı tecelliden bir yudum su almana, …

Devamını oku »