Yunus Emre Ontolojisinde Estetik

Muamma şiirine giriş denemesi  Bir serçenin kanadın kırk katıra yükledim Kırk çift dahi çekmedi kaldı şöyle yazılı Seyrederken gördüklerimize bazı anlamlar yükleriz. Bulduğumuza veya hissettiğimize verdiğimiz mana, ister bilinçaltının anlık dışavurumu şeklinde isterse şuurlu bir değerlendirme ile makul bir zaman aralığında ortaya çıksın, karşımızdaki bir nesne veya olgu vasıtasıyla duyduğumuz “şey” bizde zaten var olan …

Devamını oku

Buselik Seyri

Hz. Mevlana; “Eğer aşkın yoksa yat uyu, sana uyumak yaraşır.” buyuruyor.   Kan, hayat belirtisi… Kanamayan bir kalbi gezdiren gövdenin çektiği ıstırabı; güneşler kalem, gökadalar mürekkep olsa anlatmaya takatleri yetebilir mi? Marifet diri kalmakta, her gün yeniden doğup yeniden anlamakta Fahr-i Kainat Efendimiz; “İki günü bir olan ziyandadır.”  buyuruyor. Aldığımız her nefes, attığımız her adım …

Devamını oku

Üsküdar Seyri

Derler ki; Türkler Asya’dan Anadolu’ya gelirken “ahal teke”nin sırtındaki yük, bir alpten ibaret değildi; yanlarında “Türk’ün kırık sazı” diye bilinen tambur ve lale soğanını da kutsal bir emanet gibi taşıdılar. Böylesi bir afakın sahiplerinin, Afrika’da köle pazarları kuranların tabii düşmanları olması, şaşılacak bir durum değil. Jason Goodwin’in “Ufukların Efendisi” diye tanımladığı bu atlıların çocukları, her …

Devamını oku

Okyanus Ötesinden Yalan Rüzgârları Esiyor

Doksanlı yıllarda televizyonlarımızda yayınlanan Yalan Rüzgârı isimli ABD yapımı bir dizi vardı. Yalanlar, sahtelikler ve kirli ilişkiler üzerine kurulu bu dizide Amerikan hayâtının bütün pislik ve defoları resmigeçit yapardı. Mezhebi fazlasıyla geniş insanın bile o diziyi seyrederken midesi bulanırdı. Son günlerde ABD’nin bize karşı yürüttüğü siyâsetin de o diziden hiçbir farkı kalmadı artık. Okyanus ötesinden …

Devamını oku

Kök Kubbemiz

“Osmanlı unsurlarının, özellikle musiki paydasındaki bütünleşmesi, dikkat çekicidir. Nitekim Yahya Kemâl; ‘Hâkimiyetimiz altında bulunan milletlere musikideki vahdeti yayabilmiş olsa idik, tek bir millet olurduk.’ diyor ve Türk musikisindeki Rum, Ermeni, Yahudi ve diğer unsurları da katarak yüzde yüz millilikten bahsediyor. Çünkü kastedilen Türklüğün içinde söz konusu bütün unsurlar zaten zımnen vardır.” Türk müzik tarihi üzerine …

Devamını oku

Osmanlı Ermenileri’nde Türk Müziği

İslam tarihi ve sanatları alanında çalışmaları bulunan Sakarya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndan emekli öğretim üyesi Dr. Fatma Adile Başer, “XIX. Yüzyıl Merkezli Olarak Osmanlı Ermenilerinde Türk Müziği” kitabını anlattı. Yazar Dr. Fatma Adile Başer, Osmanlı Devleti’nin, “Türk ve İslam” omurgasıyla teşekkül etmiş Türk devlet geleneğinin en değerli örneği olduğunu belirterek, “Bu modelin başarısındaki en önemli sırlardan …

Devamını oku

Modern Ritüelin Erkek Meselesi

Modern kelimesi, sözlüklerde kısaca çağdaş, çağa uygun olarak tarif edilir. Modernliğin başlangıcı için bir milat söylemek zor olsa da eskinin terki, yeninin kabulü süreci olarak varsayılan “Aydınlanma” yılları ve Fransız İhtilali en önemli kilometre taşlarıdır. Özellikle Batı’nın aydınlanma olarak adlandırdığı dönemde tam olarak seküler içerikle doldurulan kavram; aklın bir araç olarak evrensel çözümlemeler yapabileceğini, katı …

Devamını oku

Zor Paragraflar

Şuyuu vukuundan beter…   Çünkü vuku bulan menfur hadiseler, konuşuldukça ister istemez daha da yaygınlaşarak toplum nazarında “aşırı uçlar”dan “normal”e doğru yavaş yavaş çekilirken bir taraftan da insanlar “istenen” tepkiler vermeye ayarlanıyor. Elbette ki son derece ince mühendislik hesaplarıyla… Bu iğrenç haberler, toplumda hakiki bir infial yaratabilecek gücü haizken sosyal medya aracılığıyla idam isteme dışında …

Devamını oku

Aynanız Pas Tutmasın

Edebiyatımızın temel anlatım özelliklerinden en önemlisi, şüphesiz mesafe hassasiyetidir; ne anlaşılamayacak kadar uzak ne de körlüğe sebep olacak bir hadsizlik cüreti benimsenmiştir. Müziğimiz de doğal olarak beslendiği en önemli kaynağın yani varlık edebiyatımızın, içinden seslendiği ontolojik estetiğin (burada tam olarak “güzellik” anlamında) temel düsturu olan edep sınırlarını ses dizelerinde de koruma kaygısını terk etmez. Bir …

Devamını oku

Riyâ Devri Kapandı Çok Şükür

Tabîr, Fethi Gemuhluoğlu Beyefendi’ye aittir. 1977’de vefât eden merhûm Gemuhluoğlu, bugünleri ta o günlerden görerek; “Küfür ve fitne devri kapandı. Şimdi riyâ devrindeyiz. Onun da eceli gelmiştir beyler. Gözü olana gün ışımıştır!” demişti. Çok şükür, bizler kendisinin engin ferâsetiyle görüp müjdesini verdiği günlere erişmiş olmanın bahtiyârlığını yaşıyoruz bugünlerde. Sadece cumhûrbaşkanımız değil, devlet erkânımız da Batı …

Devamını oku

Varlık Hakkında

Bizim kültürümüzde madde ve mânâ diye ikili şekilde sınıflandırdığımız varlıktan, maddî olan kısmını az çok anlıyoruz. Peki, mânâ dünyasına ait olan varlık, kendisini nasıl gösteriyor? Şüphesiz ki beşer olarak fark edişlerimiz, maddî bir kalıbın içinde oluyor. Hem fark eden taraf hem de fark edilen şey, belirli bir kalıba sahip olmalı ki varlık, müşahede edilebilir olsun. …

Devamını oku

Bastonun Ucundaki Tebessüm

Kıdemli ve tecrübeli bir “sakat” olarak tâ çocukluğumdan beri sakatlığın hatun kişilere yakışmadığını düşünmüşümdür. Kader ortağım hatunları gördüğümde ne yalan söyleyeyim içim cızzz eder. Bu da benim ön yargım işte…   Bugün sabah önce otobüsle başlayan seyahat sergüzeştim metro, füniküler, tramvay ve tekrar otobüsle devam etti, hem de gün içinde bunlara defalarca bindim. Sabahleyin Kabataş’tan …

Devamını oku

Hazan Mevsimi 93

Rumi takvime göre 1293 yılında başladığı için hafızalarımızda 93 Harbi olarak kalan Türk-Rus harbi, tarihimizde derin ve acı dolu izler bırakmıştır. Rus orduları ile hem Rumeli hem de Kafkasya cephesinde yaklaşık bir yıl süren savaş, maalesef Osmanlı’nın yenilgisiyle sonuçlanmıştır. Resmi kayıtlara göre Rumeli ve Kafkasya’dan sayıları bir milyonu aşan ve ağırlığı Osmanlı vatandaşı Türklerden oluşan …

Devamını oku

Şehâdetin Onayını Kalbinden Alacaksın

“Duygusallık” suçlaması, anlama konusunda “soğukkanlı” olamayanlara atfedilen bir sıfat. “Suçlama”, dikkatli okuyucudan kaçmaz ki; bir aksama, yanlış yada hatâ durumunda söz konusudur. O perspektife göre, “anlama” veyâ “anlamlandırma” esnâsında duygular devrede bulunmamalıdır! Pekâlâ bu mümkün müdür? Duygulardan soyutlanmış bir anlama olabilir mi? Anlama konusu, dikkatin tevcihinden bağımsız kalabilir mi? Dikkatler, hassâsiyetlerden bağımsız mıdır? Hassâsiyet duygusuzluk …

Devamını oku

Seyr-i Nisyan

Bazı türkülerin layıkıyla anlaşılamadıklarını söylemek zorundayım. Tabii müziğin dolaylı dolaysız bin bir türlü yolla duyguları muhatap alıyor olması, her dinleyende başka bir ruh haliyle karşılık bulmasına yol açar. Bu da müziği ayrıcalıklı kılan önemli bir sanat özelliğidir. Her müzik eseri, yaratıldığı dönemin zaman ve anlayış şartlarına bağlı olarak başka başka hislerin ses tekniği yoluyla dışavurumu …

Devamını oku

Kapıkullarıyla Mücâdele Buraya Kadarmış

Batılılar devşirme usûlünü bizden aldılar hiç şüphesiz. Uzun asırlar boyu, aslı Hıristiyan olan çocukların daha büluğ çağına erişmeden devşirilerek içinden çıktıkları dünyaya karşı kullanılmaları, Batılıların zihnini ve muhayyilesini meşgul etmiştir hep. Hattâ içlerinden çıkan İvo Andriç gibileri daha da ileriye giderek gerçeklerle bağdaşmayan fantastik öyküler bile üretmiştir onlar hakkında. Ve bu sistemi iktibâs eden Batılılar, …

Devamını oku

“Dönülmez Akşamın Ufkundayız”

Fakat bu “akşam” bitişin değil, başlangıcın akşamı. Binlerce yıllık “ontolojik itikadını” yüzlerce yıldır kaybetmiş ve aramayı aklına dahi getir/e/meyecek şekilde unutmuş bir milletin; tarihiyle, kültürüyle, mahiyetiyle, ceddiyle, kendisiyle… hâsılı “Töre”siyle tekrar karşılaştığı, tanımaya çalıştığı, bir yerlerden gözünün ısırdığı kutlu bir akşamın ufkundayız. Elhamdülillah! Ne kaybettiğini bilmeyen, arasa bile, ne arayacağını bilebilir mi? Bulsa bile bulduğunun …

Devamını oku

“Nizam-ı Âlem Ülküsü”, Saâdet; “Çıkar İlkesi”, Şekâvet ve Felâket Sebebidir…

“Diplomasi” deyip geçmeyin. Beşerin en kıvrak zekâlı çocuklarının faaliyetinden söz ediyoruz. En üstteki bu tabakanın iştigal alanı, insanlığın kaderine hükmetme alanıdır. Devletler bunların kontrolünde, insanlığın bütün imkanları bunlar tarafından kullanılmaktadır. Son iki yüz yıldır bunların dillerinden düşürmedikleri, iki cümlede bir: “Devletlerin ilkeleri değil, çıkarları vardır!”, “Devletlerin dostları değil, çıkarları olur!” vb terâneleri hepimiz ezbere biliriz. …

Devamını oku

Teslim Abdal İle Gönül Seyri

Rivayet muhtelif olsa da Teslim Abdal, gönül atlasımızın her köşesinde ebedi konuğumuz olarak seyrine devam etmektedir. Erdebil’den Gence’ye, oradan Sivas ve Çorum’a, Ankara’ya, Denizli’ye, nihayet Keşan’a, Üsküp’e değin geniş bir coğrafyada edep kapısından vicdanlara seslenir. Kalbimizin konakladığı her yerde; mesela Horasan’da ya da Üsküp’te, Medine’de veya Kurtuba’da, kışlada yahut tekkede hava şartları ne olursa olsun …

Devamını oku

“Öz Yurdunda Garipsin”

Güzel ülkemizde “Seneler, asırlar değişse bile” değişmeyen, kaybolmayan, ihtiyaç anında ortaya atılıveren tartışmalar vardır. Bu tartışmaları taze tutanların niyeti malum; asıl umumun beklentisi ise maalesef tuttuğumuz tarafı açık edip hangi sosyal tabana dahil olduğumuzu göstermektir: Bayramımız mübarek mi olsun, kutlu mu; Allah mesut mu etsin, mutlu mu; hayırlı mı olsun, iyi mi; Mahmut mu diyelim, …

Devamını oku