Çinuçen Tanrıkorur İle Ferahfeza Seyri

Nereye baksan, ne işitsen, ne görsen “o” nefestir nesneye can veren ruh. Müziğimizin üzerinde seyrettiği güzergâh muhabbetten ibarettir. Her ne söylerse söylesin döner dolaşır sohbeti dosta bağlar. Gönül derdinin dermanı yine bu dostlukta gizlidir. Türk müziği edebiyatı dostun sonsuz yüzünü konu edinegelmiştir. Dolayısıyla musikimiz baştan ayağa aşk edebiyatıdır. Sevgiliye hicabından hep dolaylı anlatımı tercih etmiştir …

Devamını oku

Vekil Bey’e Kızmayalım, Adam Doğruyu Söylüyor!

“Ak Parti, dünyanın en doğru işini bile yapsa, biz CHP olarak sizi alkışlamayız. Milletin bize verdiği görev bu kardeşim.” CHP milletvekili Engin Altay’ın yukarıdaki sözleri kamuoyunca yadırgandı. Bense hiç şaşırmadım. Zîrâ üzerinde biraz düşünürseniz doğruyu söylediğini anlar ve sayın milletvekiline hak verirsiniz. Tabîî burada bir tashîh yapmak lüzûmu var elbet. Çünkü milletin çoğunluğu onlara müzmin …

Devamını oku

“Gördüğünü Kalbi Yalanlamadı”

“Gördüğünü kalbi yalanlamadı” Yani? Kalbi biliyor muydu zaten? Nereden biliyordu, nasıl biliyordu, ne zamandan beri biliyordu? … * Yahut… “Gördüğünü kalbi yalanlamadı” KALBİ!.. Cenab-ı Hakk’ın muhâtabı kalb. İnsânî öznenin “zâtı”! Çünki “kalbi” O’nu tanıyordu, biliyordu… Hangi kalp? O kalbe vüsûlün çâresi… gibi sualleri tehir edelim şimdi. O “KALB”in tanıdığı, çok âşinâsı olduğu bir “Kudret-i İlâhî, …

Devamını oku

Babaannemin Ağaçları

“Eski bir hikâyeye göre Fatih Sultan Mehmed, Otağtepe’de İstanbul’un fethini planlarken toprağa iki tohum atar ve bu tohumlar bugün Otagtepe’nin girişinde bulunan iki selvi ağacını oluşturur. Bu selvilere uzaktan bakıldığında bir at ve üzerinde bir insan görüntüsü algılanıyormuş. Bu görüntünün Fatih Sultan Mehmed ve atını simgelediği söyleniyor.”   Otağtepe’den bakınca Güzelcehisar Kalesi’ni, Göksu Deresi’nin İstanbul …

Devamını oku

İçinde Güneş Saklı Çocuk

“Kendimi çekiveririm bir kenara bazen. Durup bakarım olana bitene bir an. Bir yabancı gibi, uzak bir seyirci gibi. Olanları başka zamanlardan, başka yaşamlardan görmeye çalışarak bakarım. Merakla bakarım. Anlamaya çalıştığımın ne olduğunu merak ederek bakarım. Anlamaya çalıştığıma hasret çekerek bakarım. Hasrete muhabbetin nasıl bir güzellik olduğunu fark etmeye çalışarak bakarım. Kusurlu fark edişime uğunarak bakarım. …

Devamını oku

Mahkeme

“Huzur-u İlahi”den bahsedildiği zaman o an sanki başka bir huzurdaymışız algısıyla söyleniyor bu söz. Halbuki yaptığımız her iş, söylediğimiz her söz, düşündüğümüz her an kararlarının doğruluğu şaşmaz bir mahkeme tarafından yargılandığımız hakikatini unutuyoruz sanki. Efendim “Seninle hesap günü görüşüz!’ diyor muhataplar. Bilmiyoruz ki her anımız o yüce mahkeme tarafından muhakeme edilmekte, anbean huzurda bulunmaktayız ve …

Devamını oku

Mahremiyetin İhlali

Saçmak, bir başka tabirle ifşa etmek; “mahremiyetin ihlali” neticesinde oluşan eylemin adı. Bu fiil, zihnimizde çoğu zaman olumsuz bir çağrışımla karşılık bulur. Olumlu gibi görünen ifşa eylemeleri dahi bilinçaltında yazılan muhalefet şerhiyle gizli bir veto yer. Sırrın açığa çıkarılması, her halükârda rahatsızlık vericidir. Çünkü sır kendi süreç ve şartlarına bağlı olarak oluşmuş ve nihai kurgusunu …

Devamını oku

Ulubatlı Hasan Yaşadı mı, Yaşamadı mı?

Son yıllarda yazdığı eserler ve yaptığı televizyon programlarıyla göz dolduran bir târihçimiz, İstanbul’un fethi sırasında bayrağı burçlara diken Ulubatlı Hasan nâmıyla marûf bir neferin olmadığını, bu isimde birisinin hiç yaşamadığını, onun uydurma bir karakter olduğunu söylüyor ısrârla. Elindeki sancâğı sûrlara dikerken şehîd düştüğüne inanılan ve bu özelliğiyle destânlaşıp toplumsal hâfızaya yerleşen bu kahramân asker timsâli …

Devamını oku

An İçinde

        AN İÇİNDE Neye baksa kendin’ görür Defterini kendi dürür An içinde yaşar ölür Canın’ bilmez canan mısın Aynasına ayna tutar Sırrını demez de yutar Dikeni kendine batar Od’un’ bilmez duman mısın Özün’ günahından tanır Hem nesnesinde utanır Nefsine vali atanır Kendin’ bilmez yaman mısın

“Büyük Birader”i Gördüm

Alışveriş yapmayı oldum olası sevmem. Daha doğrusu bu tür işler için zaman harcamak çok sıkıcı gelmiştir, boğulurum sanki. Zaten bir şeyler almaya çalışırkenki kararsızlığım, hem beni hem de satıcıyı çileden çıkarır. En çok da bu sebepten kendime ve başkalarına eziyet etmemek için mümkün olduğunca alışverişten kaçınırım. Hiç dikkat etmeden, gerekli özeni göstermeden yaptığım nadir alışverişlerden …

Devamını oku

Şehrin Hurâfeleri, Hurâfelerin İnsanları ve Hepsinin Ortak Oyunu

Size binlerce yıllık bir geçmişten ama bugün, çok eskiden tanıdığım küçük bir kızın muhayyilesinden sesleniyorum. Ben İstanbul’un, şehirden beslenip büyüyen efsanelerin ruhuyum. İnsanların bilinçaltından beslenir ve sonra onu tekrar oluştururum. Bir ortak bilinçaltı gelişir böylece. Anlatıldıkça değiştirilerek büyür, büyür; insanları sarıp sarmalar, bazen korkuyla ürpertir bazen umutla beslerim. Çok eskiden tanıdığım bu küçük kız, İstanbul …

Devamını oku

İrfânımızı Öldüren Sekülerleşme

          “Bu ümit, Neriman’ın neşesini iâde etti. Fakat tramvay biraz ilerledikten sonra Neriman parmağıyla Fahriye’ye caddede bir şey gösterdi:         -Allah aşkına bak! dedi, yol üstünde mezârlık olur mu? Koskoca cadde… Ortasında mezârlık… Mezârlar arasında yaşıyoruz.” Yukarıdaki pasaj Peyami Safa’nın 1931 yılında basılan ünlü romanı Fatih-Harbiye’de geçer. Modern bir yaşantıyla kadîm değerlere bağlı bir …

Devamını oku

Sürüdeki Kurban(lar) Ve Bölüşülen Günah

 Adamın kulakları raylara döşenmişti sanki… Kulaklarını raylara döşemiş, beklemekle geçen onca yıl… Neyi bekliyordu? Uzaktaki tren yolunun getirip götüreceği öyle çok şey var ki… Duymak istediği, durdurduğu hayatının sesi belki de. Nerede durduğuna dair hikâye, ulaşamayacağı bir yerlerde kalmış. Tren sesi gibi hızla gelip gittikçe beyninde uğultusunu hissediyor yalnızca. Artık her şeyi tren sesine göre …

Devamını oku

Mahalle İhyâ Edilmelidir

  (ﺟﺎﻣﻊ) sıf. (Ar. cem‘ “toplamak”tan cāmi‘) 1. Toplayan, toplayıcı, bir araya getiren, cemeden: “Hz. Osman câmi-i Kur’an’dır.”  2. Kendisinde bulunduran, içine alan, ihtivâ eden, ihâta eden: Bizde maatteessüf şerâitini câmi bir tek çocuk piyesi neşredilmedi (Reşat N. Güntekin). 3. i. “Birbirine benzeyen ve birbirinin zıddı olan bütün varlıkları, dağınık şeyleri bir araya toplayan” anlamında esmâ-i hüsnâdan (Allah’ın en güzel isimlerinden)dır.¹ ¹Kubbealtı Lugatı   Hayatî meselemiz şudur: …

Devamını oku

Fark ve Öz

Seni kalıcı olana ulaştıran geçici olanlardır… Bir makalede okumuştum, Feldman Barrett’in sözünü “Birazcık ‘berbat’ hissetmek için yeterince çaba harcamalısınız.”Bu; insanın kendi güvenli alanlarının duvarlarını yıkması, rahat alanını terk etmesi demek. Kendimizle yüzleştiğimiz bir deneyim. Nasıl mı? Sizden hiç beklenilmeyenleri yaparak baştan söyleyeyim; çoğu kişi, bunu senden hiç beklemezdim, diyecek; hazırlıklı olun.  Alışkanlık haline getirdiklerinizden vazgeçerek, başkaları …

Devamını oku

Kimlik Kavgasının Gölgesindeki Târihimiz

​   Târihin mahkemesi olmaz, muhâsebesi olur.   Önyargı ve sâbit fikirler bir türlü yakamızdan düşmüyor. Târihe ilişkin ön kabûllerimizse sadece geçmişimizi anlaşılmaz ve efsânevi kılmıyor, idrâkimizi perdeleyerek ufkumuzu da karartıyor. Târih, zamanla inanç haline dönüşen önyargıların toplumdaki kutuplaşmanın da etkisiyle dozunu gittikçe arttırdığı bir disiplin haline gelmiş durumda. Yakından tanıdığım bir hanımefendi bir keresinde …

Devamını oku

Mavi

Bir şeyin ne olduğu ile ne anlama geldiği arasında hep bir fark vardır. Ne olduğu üzerine odaklanmak için anlayış gerekirken ne anlama geldiği üzerine odaklanmak,  zihnin inşa süreci içinde öğrenilenler, ezberler üzerinden gerçekleşmektedir.   Diyelim ki bir ağaca bakıyorsunuz. Ağacın ne olduğu üzerine odaklandıysanız onun üzerini örten anlamlar silsilesinden kurtulmanız ve tabiri caizse anlamlardan ağacı …

Devamını oku

Hakikatin Tecellisi

 “Doğruluk, güçlünün işine gelendir.” Platon, hakikatin bilgisi için akıl yürütürken böyle bir cümle kuruyor eserinde. Peki bu cümle ne kadar doğrudur? Doğru olanı bulup anlamlandırmak için doğruluk derecesini de sorgulamak icap eder. Herkes kendisi için değerli olanı sahiplenip korurken o şeyin adına hakikat diyor. Hayatı anlamlandırma gayretinin kendisi dahi bir hakikat iken bunu göremeyen nice …

Devamını oku

Keyfiyetin İzinde -1-

Mevlânâsız Şems, Taptuk Emresiz Yunus düşünülebilir mi? Zahirde birbirini seçmek nedir? Kim kimi beğenip de seçiyor?  Kendinde olmayanı seçmek, onunla ünsiyet; ne kadar mümkün?   “Olanlar” gösteriyor ki “kişi” olma yolundaki herkes kendi kemâlini arıyor/görüyor? Her şeyde kendinden bir parça gördüğü gerçeği, bütüne tâlip insanı  tatmin edemiyor hattâ insan o parçaların her birinde yeniden bölünme …

Devamını oku

Huzur

              Bir yapraksın bu denizde Koptun dalından düştün denize Ne etsen faydasız çırpınışların anlamsız Geçeceksin bu denizi sızlansan da yırtınsan da   Bıraksan kendini bu akışa zevkini sürsen olmaz mı Seyretsen bu manzarayı gönlün huzurla dolmaz  mı   Oldur azizim oldur Bu can bir testiyse şayet doldur azizim doldur …

Devamını oku