Arya Sofra

iftar Sofrası, Dirlik Tergisi ya da Arya Sofra Arapça sofra kelimesi; yolcu azığı anlamına gelen bir söz, sefer sözcüğü ile aynı yerden geliyor. Sefer sözü ise bilindiği gibi uzun yürüyüş ve yolculuk manasındadır. Türkçede ise sefer derken ister uzun ister kısa olsun, kurgulanmış bir menzile yolculuğu kastederiz. Lügatlere bakarsanız Aramice safar; yarma, kesme, sınır ve …

Devamını oku

İletişim ve Anlaşmak

Sevgili okuyucular, ramazan ayı boyunca devam edecek olan “Ramazana Bakışlar” röportaj dizisi ile keyfiyetmahfili.com’dayız. Bu vesileyle haftanın üç günü sizlerle buluşacağız. Divan Edebiyatı Vakfı’nın haftalık periyotlarla düzenlediği “Keyfiyet Mahfili” toplantılarının müdavimlerinden ramazan intibaları topladık ve derledik. 2019 yılının 6 Mayıs’ı hem ramazanın hem de “Ramazana Bakışlar” röportaj dizimizin başlangıcı olarak aklımızda ve kalbimizde yer etti. …

Devamını oku

Karşı Kıyıya Bakıp Beklerken II

Seninle konuşmaya devam ediyorum hayalimde. Şimdi yaşıyor olsaydın ne kolay olurdu sana ulaşmak. Komşuyuz ya şunun şurasında! Âh, nasıl da geç kalırız istediklerimize çoğu zaman! Erken zamanlarda ise habersizizdir hayatımızdaki kıymetlerden. Ne çok konuşacak, soracak şeyim olurdu sana Safiye Hanım. Hissedip dile getiremediklerimi sen bir bakışta anlardın eminim. Yazılarını okurken o kadar seninle dolu oluyor …

Devamını oku

Fener Göründü, Sancak Alabalanda!

  Neye baksa kendin görür Defterini kendin dürür An içinde yaşar ölür Canın bilmez canân mısın? Gözlerden içeri giren ışık, taşradan ne taşırsa taşısın, senin gördüğün; özünden başka hiçbir şey olmuyormuş. Asıl mesele, maddi ışığa mahkûmiyet mi yoksa bir hikmet penceresinden mi baktığın? “Bakarken gördüğün, sendeki benden başkası değildir.” demişti bilge. İşittiklerim bir deniz fenerinin …

Devamını oku

Zaaflarımızı Yenmek

Geçen yıl öğle saatlerinde, ramazan ayının üçüncü günü olması gerekiyordu, bir arkadaşım şöyle demişti: Kimse yok, haydi lıkır lıkır su içelim! Kuş cıvıltılarının eşlik ettiği parçalı bulutlu serin bir bahar akşamıydı. Muhammed Furkan Özayan, Adnan ağabeyimizin öğrencisiymiş, ben de o gün öğrenmiştim. Dik duruşlu ve heybetli bir yapısı var. Kendisiyle sadece iki soruyu konuşabildik ama …

Devamını oku

Karşı Kıyıya Bakıp Beklerken

“Sahur Vakti” yazını yazdığın yerden senin baktığın tarafa bakıyorum. Çoğu zaman gözümü başka tarafa kaydırmadan baktığım tarihi yarım ada, aynı güzelliğiyle tam karşımda. Aynı güzellik diyorum ya! O güzellikte neler yok ki… Efsunlu karşı yakam benim… Heybetli tevazu nasıl bir şeydir? Geçmişteki ihtişamın rehberlik ettiği gelecek hayali? Topkapı Sarayı’nın bir kısmı ışıklandırılmış. Karanlıkta kalan kısım …

Devamını oku

Meryem Bir Vuslat Hevesi

Telaş mevsimindeyiz. Bütün bir varlık, o tek parça telaşa kapılmış, katılmış. Tomurcuklardan karıncalara, takımyıldızlardan kaplumbağalara, insanlardan ovalara, yerden göğe kadar cümle varlık; tek parça telaşın hükmüne ram ve razı. Kiraz, erik, badem, gül, ruelya, papatya, hatmi… Tomurcuk, çiçek, sürgün, yaprak… Bin bir eda, bin bir tavır ile telaşa kapılmış, katılmış hepsi. Kimse oluştan geri kalmayı …

Devamını oku

Zihnin Tedâîleri

Anlam farklı görünse de bazen iki kelime aynı anda hatırıma gelir. Sanki telaffuz ettiğim kelimeyle birlikte içimden ikinci kelimeyi belli belirsiz fısıldarım. Ya da kelimeyle birlikte bir resim görürüm. Kelimeler ve kavramlar, zihnimde bazen bir kıyafete bürünür; anlık bir fotoğraf seçmiştir zihnim, bilemediğim bir zaman diliminde. Kelime ağzımdan çıkarken o kelimeye yakıştırdığı bir fotoğrafı bilinçdışım …

Devamını oku

Meryem Bir Ezel Aşinalığı

Oldum olası hastaneye gitmekti zorlanırım. Muayene, teşhis, tahlil, tedavi, kontrol… peş peşe ve üst üste, bitmek bilmeyen işler bir yana bütün hastanelerin ruhuna kadar sinmiş, işlemiş o koku; hastane kokusu… Pek ilgili görünmüyor olabilir ama balık kokusu da böyledir. Hastane ve balık kokularını sevip sevmemekte tereddütlerim var. İlk bakışta sevimli kokular değillerdir fakat çocukluğumu bulurum …

Devamını oku

Türkçenin Kökleri – I

Türkçe, kö– sesinden türetilmiş sözcükler açısından çok zengin bir içeriğe sahiptir. Çalışmamızda kadim Türk varlık anlayışının temel ipuçlarının dilimizdeki kö– sesinde saklı olan bölümlerini, Türkçe anlambilim açısından incelemeye çalışacağız. Türkçenin bilinen ilk klasik metinleri Orhun Yazıtları ile Kutadgu Bilig, Divân-ü Lûgâti-t Türk, Atabet’ü-l Hakayık ve Divân-ı Hikmet üzerinde yapılan araştırmalarda kö– sesi ile başlayan 16 …

Devamını oku

Dünya Bir Hakikatler Mektebi

Kelimeler, anlam deryasında tutulması pek müşkil olan mâhîler misali…  Oltamız, aralarında pervasızca dolanıp dururken kelimeleri seyirden başka bir meziyet gösteremiyor. Hoş; bu, oltanın değil; onu tutan elin marifetsizliği…  Oysa suç isnat etmek ne de kolay değil mi? Bulacağımızın aradığımız olmamasından çok korkmak, elimizdeki “ben”i her koşulda müdafaa ettiriyorken bu yolda harcadıklarımızın ahvalini düşünmek de iktiza …

Devamını oku

Tahayyül

Eskilerin tahayyül ve tasavvur dedikleri, harikulâde iki kelime… Evet, iki küçücük söz… Tamamen Türk tahayyül ve tasavvurunun icadı, kendine has dünya görüşünün izlerini taşıyan sözcükler… Tahayyül için sözlükler; hayâl etme, düş gücü diyorlar. Tasavvur için ise zihinde şekillendirme, kurma, tasarım açıklamaları yapıyorlar. Sözlüklere saygıda kusur haddimize düşmez. Fakat zaman zaman onların teknik sınırları, tahayyül ve …

Devamını oku

Sevildiğini Hissetmek

Geçen günlerde sevgi bir çocuğa nasıl gösterilir, diye ince ince düşüncelere dalmıştım. Okuduğum kitapların içeriği, annelik ve çocuğun bedensel ve ruhsal ihtiyaçları ile alakalı olunca ve ben de yolun başında bir anne olduğum için bu soru, zihin dünyamın gündeminde yer almaya başlamıştı. Bir çocuğun gözünde sevgi nasıl gösterilir ve sevmek nasıl anlaşılır, diye düşünürken kendi …

Devamını oku

Yuvaya Dönüş

Doğduğumuz gün, ölüme doğru ilk adımı attığımız gündür aslında. Ölüm bize gelmez, biz ona doğru gideriz. Otobüse binmek için beklediğin durak her zaman bellidir ve aynı yerdedir. Sen ona doğru ilerlersin ve seni istediğin yere götürecek olan otobüse binersin. Ölüm kelimesi oldum olası ürpertir insanı. Adı anıldığı an “Aman ağzımızın tadını bozma şimdi!” denip kapatılır …

Devamını oku

Türkçenin Uyanışı – II

 Kutadgu Bilig’de Kut ve Töre Kitabının Semantik Yaklaşımı Bağlamında  Uyumak ve uyanmak sözcüklerinin anlam köklerini çözümlemeyi denediğimiz önceki yazımız, sakınmak ve uyumak üzerineydi. Özellikle sakınık kavramı içeriğinden hareket ederek düşüncenin etkin durumda takındığı tavrı dil üzerinden açmayı denedik. Bu yazımızda ise uyanmak sözcüğünün kavramsal yapısının Türkçe düşünmeyle ilişkisine odaklanacağız. Kutadgu Bilig’de Kut ve Töre adlı …

Devamını oku

Enformatik Rahatlama

Bize bir “tık” kadar yakın olan teknoloji, sanıldığının aksine her zaman için hayâtımızı kolaylaştırmıyor. Zaman zaman vicdânımızda derin boşluklar yaratıp onulmaz yaralar da açabiliyor. Mâddî hayâtımızı kolaylaştırırken manevî açıdan bizi me’yûs hâle getirebiliyor. Rehâvet ve aczimizle bizi yüzleştirip çelişkilerimizi yüzümüze çarpabiliyor. Dücane Cündioğlu “Motto”sunda; “Kırılmak istemiyorsan kimseye ayna olma!” der. Modern dünyanın iletişim imkânları ve …

Devamını oku

Dili’nde Kendiliğini Edinmek

                  Değerli Dost İbrahim Tüzer İçin   “Dil, insanın evi” değil; “insan, dili’nin inşa ettiği”dir, yanılyor muyum?  “İnsan önce bir şeydir, sonra dili onu dışavurur” diyerek insana ontik bir öz atfetmek, dili’nin insanı nasıl varlığa getirdiğini görmezden gelir.   İnsan, kendi münferit dilinin rehini, mahkumu, kötürümü olarak kalmayacaksa halkının diline, medeniyetinin dillerine, insanlığın ve …

Devamını oku

Hesap Günü mü?

Sevgililer günü, anneler günü, babalar günü, dünya çocuk günü, dünya kadınlar günü, öğretmenler günü… Allah’ın her gününe bir gün anılıyor ama asıl gün; “hesap günüdür” denmişti geçende okuduğum yazılardan birinde.   Neydi hesap günü?   Neyin hesabını veremeyecekti insan? ve Hesap gününden korkulurmuydu ki hiç?   Geçen gün Norma Delaney örnek veriyordu; “Sen televizyonun karşısındayken …

Devamını oku

Türkçenin Uyanışı -I

Bugün akademik düzeyde bile dilin imkânlarını, maalesef şuuraltında yürüyen bir değerlendirmeyle hayata geçiriyoruz. Sözünü ettiğimiz tutum, zamanla düşünme ve üretme aşamasında köklü bir sorun olarak, ilerlemeyi engelleyen bir ezber tuzağına dönüşüyor. Dilin imkânlarının farkında olmak, şüphesiz tek başına bir dilbilgisi meselesi değildir. Kültürün bütün unsurları, özellikle dil vasıtasıyla birbiri ile eşgüdümlü bir ilerleme yahut gerileme …

Devamını oku

“Rüzgârın Önüne Düşmeyen Âdem Yorulur!”

-Nümâyiş ve gösterişler âleminde sahici olanı, hakîkatin peşine düşüp hikmet dileneni nasıl anlayacağız? -Beşer, her duyduğu cümlede hakîkat kırıntıları ile beslenmeye gayret ederken açlık hissi peşini bırakmıyor ve sırtını yasladığı yerler bir bir yıkılıyorsa ne yapmalı? -Herkesin hemfikir olup bir kavram hapishanesine sıkıştırdığı “insan” doğru bildiğini mi yapmalı yoksa doğru olarak tayin edileni mi? Yoksa …

Devamını oku