Mar 29

Buselik Seyri

Hz. Mevlana; “Eğer aşkın yoksa yat uyu, sana uyumak yaraşır.” buyuruyor.   Kan, hayat belirtisi… Kanamayan bir kalbi gezdiren gövdenin çektiği ıstırabı; güneşler kalem, gökadalar mürekkep olsa anlatmaya takatleri yetebilir mi? Marifet diri kalmakta, her gün yeniden doğup yeniden anlamakta Fahr-i Kainat Efendimiz; “İki günü bir olan ziyandadır.”  buyuruyor. Aldığımız her nefes, attığımız her adım …

Devamını oku »

Mar 20

Anne

              Sana bir kutlu hâl uzun yollardan Getirmek üzreyim şükür az kaldı Şu ham adımları nûr dergahına Kul etmek üzreyim şükür az kaldı   Âh bendene bende oldum nihayet Eşiğinin tozu gönlüme ziynet Elim dilim bağlı sultanım lutfet Lâl olmak üzreyim şükür az kaldı   Melek hayıflanır seni gördükçe …

Devamını oku »

Mar 19

Üsküdar Seyri

Derler ki; Türkler Asya’dan Anadolu’ya gelirken “ahal teke”nin sırtındaki yük, bir alpten ibaret değildi; yanlarında “Türk’ün kırık sazı” diye bilinen tambur ve lale soğanını da kutsal bir emanet gibi taşıdılar. Böylesi bir afakın sahiplerinin, Afrika’da köle pazarları kuranların tabii düşmanları olması, şaşılacak bir durum değil. Jason Goodwin’in “Ufukların Efendisi” diye tanımladığı bu atlıların çocukları, her …

Devamını oku »

Mar 19

Mısralar

              Görülmüş mü böyle gece, hiç sabahı olmasın Umutlarla, temenniyle, zorla güneş doğmasın Uyacaksın, tanyerinde karşılama emrine Ezeceksin bu zulmeti, ışığını boğmasın   …   Hangisindeymiş keramet, neyde mi, nefesde mi? Derdle dolmuş bir yüreği çekmeyen kafesde mi? Derdine derman dilenmiş canhıraş bir sesde mi? Yoksa duymaz bir kulakda …

Devamını oku »

Mar 16

Beklerken

              Sen gideli beri bizim iklimden Uzadıkça uzar firkat kışları Hicranla devreder mevsimler amma Bir bahara daha tahammülüm yok Şimdi kar altında şen talihimiz Her taraf bembeyaz ne ses var ne iz Gayrı bundan geri billahi sensiz Bir bahara daha tahammülüm yok Gönlün asırlardır kayboldu tadı Vuslatından başka tükendi …

Devamını oku »

Mar 08

Okyanus Ötesinden Yalan Rüzgârları Esiyor

Doksanlı yıllarda televizyonlarımızda yayınlanan Yalan Rüzgârı isimli ABD yapımı bir dizi vardı. Yalanlar, sahtelikler ve kirli ilişkiler üzerine kurulu bu dizide Amerikan hayâtının bütün pislik ve defoları resmigeçit yapardı. Mezhebi fazlasıyla geniş insanın bile o diziyi seyrederken midesi bulanırdı. Son günlerde ABD’nin bize karşı yürüttüğü siyâsetin de o diziden hiçbir farkı kalmadı artık. Okyanus ötesinden …

Devamını oku »

Şub 27

Kök Kubbemiz

“Osmanlı unsurlarının, özellikle musiki paydasındaki bütünleşmesi, dikkat çekicidir. Nitekim Yahya Kemâl; ‘Hâkimiyetimiz altında bulunan milletlere musikideki vahdeti yayabilmiş olsa idik, tek bir millet olurduk.’ diyor ve Türk musikisindeki Rum, Ermeni, Yahudi ve diğer unsurları da katarak yüzde yüz millilikten bahsediyor. Çünkü kastedilen Türklüğün içinde söz konusu bütün unsurlar zaten zımnen vardır.” Türk müzik tarihi üzerine …

Devamını oku »

Şub 26

Osmanlı Ermenileri’nde Türk Müziği

28378643_1777332812298799_7695280865406837402_n

İslam tarihi ve sanatları alanında çalışmaları bulunan Sakarya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndan emekli öğretim üyesi Dr. Fatma Adile Başer, “XIX. Yüzyıl Merkezli Olarak Osmanlı Ermenilerinde Türk Müziği” kitabını anlattı. Yazar Dr. Fatma Adile Başer, Osmanlı Devleti’nin, “Türk ve İslam” omurgasıyla teşekkül etmiş Türk devlet geleneğinin en değerli örneği olduğunu belirterek, “Bu modelin başarısındaki en önemli sırlardan …

Devamını oku »

Şub 21

Modern Ritüelin Erkek Meselesi

Modern kelimesi, sözlüklerde kısaca çağdaş, çağa uygun olarak tarif edilir.   Modernliğin başlangıcı için bir milat söylemek zor olsa da eskinin terki, yeninin kabulü süreci olarak varsayılan “Aydınlanma” yılları ve Fransız İhtilali en önemli kilometre taşlarıdır. Özellikle Batı’nın aydınlanma olarak adlandırdığı dönemde tam olarak seküler içerikle doldurulan kavram; aklın bir araç olarak evrensel çözümlemeler yapabileceğini, …

Devamını oku »

Şub 19

Zor Paragraflar

Şuyuu vukuundan beter…   Çünkü vuku bulan menfur hadiseler, konuşuldukça ister istemez daha da yaygınlaşarak toplum nazarında “aşırı uçlar”dan “normal”e doğru yavaş yavaş çekilirken bir taraftan da insanlar “istenen” tepkiler vermeye ayarlanıyor. Elbette ki son derece ince mühendislik hesaplarıyla… Bu iğrenç haberler, toplumda hakiki bir infial yaratabilecek gücü haizken sosyal medya aracılığıyla idam isteme dışında …

Devamını oku »

Şub 16

Aynanız Pas Tutmasın

Edebiyatımızın temel anlatım özelliklerinden en önemlisi, şüphesiz mesafe hassasiyetidir; ne anlaşılamayacak kadar uzak ne de körlüğe sebep olacak bir hadsizlik cüreti benimsenmiştir. Müziğimiz de doğal olarak beslendiği en önemli kaynağın yani varlık edebiyatımızın, içinden seslendiği ontolojik estetiğin (burada tam olarak “güzellik” anlamında) temel düsturu olan edep sınırlarını ses dizelerinde de koruma kaygısını terk etmez. Bir …

Devamını oku »

Şub 16

Riyâ Devri Kapandı Çok Şükür

Tabîr, Fethi Gemuhluoğlu Beyefendi’ye aittir. 1977’de vefât eden merhûm Gemuhluoğlu, bugünleri ta o günlerden görerek; “Küfür ve fitne devri kapandı. Şimdi riyâ devrindeyiz. Onun da eceli gelmiştir beyler. Gözü olana gün ışımıştır!” demişti. Çok şükür, bizler kendisinin engin ferâsetiyle görüp müjdesini verdiği günlere erişmiş olmanın bahtiyârlığını yaşıyoruz bugünlerde. Sadece cumhûrbaşkanımız değil, devlet erkânımız da Batı …

Devamını oku »

Şub 12

Pend-i Aşk

              Bir defa var edildikte var olan olmaz zâil Var idik var olduk var’dan münkir olma vesselâm   Önce lâ de göz yumarak olup sen kesrete mâil Perde kalkar illâ dersin münkir olma vesselâm   Aşk ile tut dost eteğin’ bulursan bir yâr-i kâmil Noktayı devreyle âşık münkir olma …

Devamını oku »

Şub 12

Varlık Hakkında

Bizim kültürümüzde madde ve mânâ diye ikili şekilde sınıflandırdığımız varlıktan, maddî olan kısmını az çok anlıyoruz. Peki, mânâ dünyasına ait olan varlık, kendisini nasıl gösteriyor? Şüphesiz ki beşer olarak fark edişlerimiz, maddî bir kalıbın içinde oluyor. Hem fark eden taraf hem de fark edilen şey, belirli bir kalıba sahip olmalı ki varlık, müşahede edilebilir olsun. …

Devamını oku »

Şub 12

Esopvari Bir Öykü

              Zavallı eşek, ata bakar bakar imrenirmiş. İmrenmekle kalsa, ne âlâ!.. Üstüne dertlenirmiş de!.. Bakmış, dönenmiş şöööyle bir aynanın önünde… Neyim noksan, neyim fazla hesabıyla… Kulakları çarpmış ilkin gözüne; Biraz uzun mu ne?.. Haa, bir de kuyruk meselesi var. püskülü kısa ve dar…   Almış eline makası, bakın ne …

Devamını oku »

Şub 08

Hisar ve Âgâh

              Zamânı sırlamış bir gönlü âgâh Lütfuyla açıldı kutlu namazgâh   Erkân-ı edeble geçtik eşiği   Fâtih’in zamâna kerttiği bir iz Bânîleri âbidleriyle biriz   Erkân-ı edeble aldık keşiği   Aşk-ı âteşînle keyfince nâşit İken şimdi oldu bir cism-i sâmit   Erkân-ı edeble seçtik yüreği   Yükseldi çok şükür …

Devamını oku »

Şub 08

Bastonun Ucundaki Tebessüm

Kıdemli ve tecrübeli bir “sakat” olarak tâ çocukluğumdan beri sakatlığın hatun kişilere yakışmadığını düşünmüşümdür. Kader ortağım hatunları gördüğümde ne yalan söyleyeyim içim cızzz eder. Bu da benim ön yargım işte…   Bugün sabah önce otobüsle başlayan seyahat sergüzeştim metro, füniküler, tramvay ve tekrar otobüsle devam etti, hem de gün içinde bunlara defalarca bindim. Sabahleyin Kabataş’tan …

Devamını oku »

Şub 05

Sensiz İlk Anneler Günüm

              Olmayandan bir şey ummak bence bir rûyâ imiş; Bildiğimden şaşmam artık anne bir deryâ imiş. Bunca yıldır öptüğüm eller neden benden uzak; Bir de baktım, takdîr-i ilâhî bu kez ağ imiş.   Öyle bir ağ, anneden evlâdı mahrum eyleyen; Öyle bir hasret ki tüm benlikte yokluk peyleyen; Bunca …

Devamını oku »

Şub 01

Gidip de Dönmemek, Gelip de Bulmamak

Hep duyarız; imparatorluğun can çekişme döneminde askere alınan ya da mesleği askerlik olan birçok insan, Balkan Savaşı’ndan hatta Trablus’tan başlayıp Kurtuluş Savaşı sonuna kadar on bir on iki yıl boyunca o cephe senin, bu cephe benim dolaşmış; evi ile, çoluk çocuğu ile en ufak bir temas imkanı bulamamış.   Evde kalan başka çekmiş, cephedeki başka… …

Devamını oku »

Şub 01

Hazan Mevsimi 93

Rumi takvime göre 1293 yılında başladığı için hafızalarımızda 93 Harbi olarak kalan Türk-Rus harbi, tarihimizde derin ve acı dolu izler bırakmıştır. Rus orduları ile hem Rumeli hem de Kafkasya cephesinde yaklaşık bir yıl süren savaş, maalesef Osmanlı’nın yenilgisiyle sonuçlanmıştır. Resmi kayıtlara göre Rumeli ve Kafkasya’dan sayıları bir milyonu aşan ve ağırlığı Osmanlı vatandaşı Türklerden oluşan …

Devamını oku »

Eski yazılar «

» Yeni yazılar