Şub 01

Gidip de Dönmemek, Gelip de Bulmamak

Hep duyarız; imparatorluğun can çekişme döneminde askere alınan ya da mesleği askerlik olan birçok insan, Balkan Savaşı’ndan hatta Trablus’tan başlayıp Kurtuluş Savaşı sonuna kadar on bir on iki yıl boyunca o cephe senin, bu cephe benim dolaşmış; evi ile, çoluk çocuğu ile en ufak bir temas imkanı bulamamış.   Evde kalan başka çekmiş, cephedeki başka… …

Devamını oku »

Şub 01

Hazan Mevsimi 93

Rumi takvime göre 1293 yılında başladığı için hafızalarımızda 93 Harbi olarak kalan Türk-Rus harbi, tarihimizde derin ve acı dolu izler bırakmıştır. Rus orduları ile hem Rumeli hem de Kafkasya cephesinde yaklaşık bir yıl süren savaş, maalesef Osmanlı’nın yenilgisiyle sonuçlanmıştır. Resmi kayıtlara göre Rumeli ve Kafkasya’dan sayıları bir milyonu aşan ve ağırlığı Osmanlı vatandaşı Türklerden oluşan …

Devamını oku »

Oca 30

Şehâdetin Onayını Kalbinden Alacaksın

“Duygusallık” suçlaması, anlama konusunda “soğukkanlı” olamayanlara atfedilen bir sıfat. “Suçlama”, dikkatli okuyucudan kaçmaz ki; bir aksama, yanlış yada hatâ durumunda söz konusudur. O perspektife göre, “anlama” veyâ “anlamlandırma” esnâsında duygular devrede bulunmamalıdır! Pekâlâ bu mümkün müdür? Duygulardan soyutlanmış bir anlama olabilir mi? Anlama konusu, dikkatin tevcihinden bağımsız kalabilir mi? Dikkatler, hassâsiyetlerden bağımsız mıdır? Hassâsiyet duygusuzluk …

Devamını oku »

Oca 29

Akl-ı Selim ve Tarih

27400036_1996890600632809_101707294_n

Moğol istilâsının önü sıra kaçan Türkler, aşiretler halinde Batı’ya doğru akarken kendileri ve beraberlerinde getirdikleri sürüleri için uygun bölgeler buldukça konaklamakta ve yerleşme çabalarına girmekteydiler.   İran, Kafkasya, Irak ve Anadolu bu akıntı ile hızla Türkleşmekte idi.   Yerleştikleri bölgelerde gelenek ve örflerine uygun olarak kendi yönetimlerini kurmaları ve geliştirmeleri kolay oldu.   Beylikler halinde …

Devamını oku »

Oca 29

Seyr-i Nisyan

2

Bazı türkülerin layıkıyla anlaşılamadıklarını söylemek zorundayım. Tabii müziğin dolaylı dolaysız bin bir türlü yolla duyguları muhatap alıyor olması, her dinleyende başka bir ruh haliyle karşılık bulmasına yol açar. Bu da müziği ayrıcalıklı kılan önemli bir sanat özelliğidir. Her müzik eseri, yaratıldığı dönemin zaman ve anlayış şartlarına bağlı olarak başka başka hislerin ses tekniği yoluyla dışavurumu …

Devamını oku »

Oca 26

Kapıkullarıyla Mücâdele Buraya Kadarmış

Batılılar devşirme usûlünü bizden aldılar hiç şüphesiz. Uzun asırlar boyu, aslı Hıristiyan olan çocukların daha büluğ çağına erişmeden devşirilerek içinden çıktıkları dünyaya karşı kullanılmaları, Batılıların zihnini ve muhayyilesini meşgul etmiştir hep. Hattâ içlerinden çıkan İvo Andriç gibileri daha da ileriye giderek gerçeklerle bağdaşmayan fantastik öyküler bile üretmiştir onlar hakkında. Ve bu sistemi iktibâs eden Batılılar, …

Devamını oku »

Oca 23

“Dönülmez Akşamın Ufkundayız”

Fakat bu “akşam” bitişin değil, başlangıcın akşamı. Binlerce yıllık “ontolojik itikadını” yüzlerce yıldır kaybetmiş ve aramayı aklına dahi getir/e/meyecek şekilde unutmuş bir milletin; tarihiyle, kültürüyle, mahiyetiyle, ceddiyle, kendisiyle… hâsılı “Töre”siyle tekrar karşılaştığı, tanımaya çalıştığı, bir yerlerden gözünün ısırdığı kutlu bir akşamın ufkundayız. Elhamdülillah! Ne kaybettiğini bilmeyen, arasa bile, ne arayacağını bilebilir mi? Bulsa bile bulduğunun …

Devamını oku »

Oca 16

“Nizam-ı Âlem Ülküsü”, Saâdet; “Çıkar İlkesi”, Şekâvet ve Felâket Sebebidir…

“Diplomasi” deyip geçmeyin. Beşerin en kıvrak zekâlı çocuklarının faaliyetinden söz ediyoruz. En üstteki bu tabakanın iştigal alanı, insanlığın kaderine hükmetme alanıdır. Devletler bunların kontrolünde, insanlığın bütün imkanları bunlar tarafından kullanılmaktadır. Son iki yüz yıldır bunların dillerinden düşürmedikleri, iki cümlede bir: “Devletlerin ilkeleri değil, çıkarları vardır!”, “Devletlerin dostları değil, çıkarları olur!” vb terâneleri hepimiz ezbere biliriz. …

Devamını oku »

Oca 16

Teslim Abdal İle Gönül Seyri

Rivayet muhtelif olsa da Teslim Abdal, gönül atlasımızın her köşesinde ebedi konuğumuz olarak seyrine devam etmektedir. Erdebil’den Gence’ye, oradan Sivas ve Çorum’a, Ankara’ya, Denizli’ye, nihayet Keşan’a değin geniş bir coğrafyada edep kapısından vicdanlara seslenir. Kalbimizin konakladığı her yerde; mesela Horasan’da ya da Üsküp’te, Medine’de veya Kurtuba’da, kışlada yahut tekkede hava şartları ne olursa olsun iklim, …

Devamını oku »

Oca 08

“Öz Yurdunda Garipsin”

Güzel ülkemizde “Seneler, asırlar değişse bile” değişmeyen, kaybolmayan, ihtiyaç anında ortaya atılıveren tartışmalar vardır. Bu tartışmaları taze tutanların niyeti malum; asıl umumun beklentisi ise maalesef tuttuğumuz tarafı açık edip hangi sosyal tabana dahil olduğumuzu göstermektir: Bayramımız mübarek mi olsun, kutlu mu; Allah mesut mu etsin, mutlu mu; hayırlı mı olsun, iyi mi; Mahmut mu diyelim, …

Devamını oku »

Oca 08

Hangi İktisat – 1

Yetinmek; bilindiği üzere memnuniyet, hoşnutluk, kanmak ve inanmak gibi birçok anlamda kullanılsa da Türkçenin yaşayan bu evresinde zihnimizde uyandırdığı ilk çağrışım, sonradan Türkçeleştirdiğimiz kanaat kelimesiyle eşanlamlıdır. Kanaat kelimesi günümüzde hem yetinmek hem de düşüncede yetkinlik anlamında kullanılmaktadır. Yeti, yetmek, yeterlilik, yetki, yetişmek ve yetirmek gibi birçok kelime yetinmek kelimesi aynı kökten beslenmektedir. Modern iktisat; kaynakların …

Devamını oku »

Oca 03

Çinuçen Tanrıkorur İle Ferahfeza Seyri

Nereye baksan, ne işitsen, ne görsen “o” nefestir nesneye can veren ruh. Müziğimizin üzerinde seyrettiği güzergâh muhabbetten ibarettir. Her ne söylerse söylesin döner dolaşır sohbeti dosta bağlar. Gönül derdinin dermanı yine bu dostlukta gizlidir. Türk müziği edebiyatı dostun sonsuz yüzünü konu edinegelmiştir. Dolayısıyla musikimiz baştan ayağa aşk edebiyatıdır. Sevgiliye hicabından hep dolaylı anlatımı tercih etmiştir …

Devamını oku »

Oca 02

Vekil Bey’e Kızmayalım, Adam Doğruyu Söylüyor!

mhs

“Ak Parti, dünyanın en doğru işini bile yapsa, biz CHP olarak sizi alkışlamayız. Milletin bize verdiği görev bu kardeşim.” CHP milletvekili Engin Altay’ın yukarıdaki sözleri kamuoyunca yadırgandı. Bense hiç şaşırmadım. Zîrâ üzerinde biraz düşünürseniz doğruyu söylediğini anlar ve sayın milletvekiline hak verirsiniz. Tabîî burada bir tashîh yapmak lüzûmu var elbet. Çünkü milletin çoğunluğu onlara müzmin …

Devamını oku »

Ara 21

“Gördüğünü Kalbi Yalanlamadı”

15439848_1608185322530118_5859625134251825960_n

“Gördüğünü kalbi yalanlamadı” Yani? Kalbi biliyor muydu zaten? Nereden biliyordu, nasıl biliyordu, ne zamandan beri biliyordu? … * Yahut… “Gördüğünü kalbi yalanlamadı” KALBİ!.. Cenab-ı Hakk’ın muhâtabı kalb. İnsânî öznenin “zâtı”! Çünki “kalbi” O’nu tanıyordu, biliyordu… Hangi kalp? O kalbe vüsûlün çâresi… gibi sualleri tehir edelim şimdi. O “KALB”in tanıdığı, çok âşinâsı olduğu bir “Kudret-i İlâhî, …

Devamını oku »

Ara 18

Babaannemin Ağaçları

“Eski bir hikâyeye göre Fatih Sultan Mehmed, Otağtepe’de İstanbul’un fethini planlarken toprağa iki tohum atar ve bu tohumlar bugün Otagtepe’nin girişinde bulunan iki selvi ağacını oluşturur. Bu selvilere uzaktan bakıldığında bir at ve üzerinde bir insan görüntüsü algılanıyormuş. Bu görüntünün Fatih Sultan Mehmed ve atını simgelediği söyleniyor.”   Otağtepe’den bakınca Güzelcehisar Kalesi’ni, Göksu Deresi’nin İstanbul …

Devamını oku »

Ara 15

Âgâh

              Tâ ezelden pür-rızâ gönül verdim hüsnüne Tâ ebede bendenim cânân-ı cânım meded   Fenâda buldum şükür yüz sürdüm turâbına Ol bekâda hünkârım sultân-ı cânım meded   Dil-i perîşân içre yoktur söz lâyık sana Hâl ü kâl âciz kalır sühân-ı cânım meded   Yedi tamu altında endîşem sensin cânâ …

Devamını oku »

Ara 15

Hâmuşân

Demini alan çay, bekleyen hüzünlere damla damla düşerken çıkardığı sesin melodisiyle her gün mecbur tutularak aldığı nefesin birbirlerini kovalama telaşını yaşamak tek hayat kaynağıdır.  Aşırı duygusal yapısı, ağlamaya meyilli his denge durum onu hep zor durumda bıraktı. İlkokulda arkadaşı dayak yerken o ağlardı. Sünnet olan teyze çocuğu gülerken o izlerken ağladı. Belgesel izlerken aslana yem …

Devamını oku »

Ara 13

İçinde Güneş Saklı Çocuk

“Kendimi çekiveririm bir kenara bazen. Durup bakarım olana bitene bir an. Bir yabancı gibi, uzak bir seyirci gibi. Olanları başka zamanlardan, başka yaşamlardan görmeye çalışarak bakarım. Merakla bakarım. Anlamaya çalıştığımın ne olduğunu merak ederek bakarım. Anlamaya çalıştığıma hasret çekerek bakarım. Hasrete muhabbetin nasıl bir güzellik olduğunu fark etmeye çalışarak bakarım. Kusurlu fark edişime uğunarak bakarım. …

Devamını oku »

Kas 28

Mahkeme

“Huzur-u İlahi”den bahsedildiği zaman o an sanki başka bir huzurdaymışız algısıyla söyleniyor bu söz. Halbuki yaptığımız her iş, söylediğimiz her söz, düşündüğümüz her an kararlarının doğruluğu şaşmaz bir mahkeme tarafından yargılandığımız hakikatini unutuyoruz sanki. Efendim “Seninle hesap günü görüşüz!’ diyor muhataplar. Bilmiyoruz ki her anımız o yüce mahkeme tarafından muhakeme edilmekte, anbean huzurda bulunmaktayız ve …

Devamını oku »

Kas 24

25/11/05

              Bak kütleye döndüm âh senden ayrı Ne olsa makbuldür şimdiden gayrı İster sağlar olsun isterse sayrı Bir gönül bıraktım can ocağına   Ulu dağlar gibi serde dumanı Hiç içinden eksik olmaz gümanı Bin öğüt dinlese etmez amanı Bir gönül bıraktım can ocağına   Verdiğin doluyla oldu mestâne Ayılmaz …

Devamını oku »

Eski yazılar «

» Yeni yazılar