Bu Bayrak Bizim Ama Müfsidlerin Tuzağına Düşmeden!

Macera aramıyor, kumar oynamıyoruz. İçimizdeki iz’an fukarası veya angajman altındaki grup ve kurumların hükumeti sıkıştırmak için her yolu mübah sayan muhalefet çılgınlıklarını da tasvip etmiyoruz. Medyanın neredeyse güvenilir tek elemanını bulamıyoruz. Başta Hürriyet olmak üzere, (hala pornoyla gençlerimizi şöyle bir zamanda dahî zehirlemeye devam ederken) Kerkük- Musul hamasetleri yapmalarındaki TUZAK aşikar! Gelen haberlerin ne kadarının …

Devamını oku

Yaşam Aslında Maruz Kaldığımız İmgelerin Dilini Deşifre Etme Çabasıdır

Günümüzde benliğin sunumuna duyulan gereksinim nedeniyle sosyoloğun tüm rolünü değiştirmektedir. Sosyolojik analizde artık insanlar çok daha aktif katılımcılardır. Kendi gerçeklik yorumlarını yapabilmekte ve kendi hazırladıkları materyallerle benliklerini sunabilmektedirler.Bugün görsel sosyolojinin en önemli taşıyıcısı konumunda olan bu imgeler tüm sınırları aşmakta, hemen herkes tarafından bilinmektedir. Bu sosyoloji için de büyük bir avantajdır. Bugün imgeler, semboller vurguladıkları …

Devamını oku

Şaban’a Kurulan Komplo Ve Hababam Sınıfı Gerçeği

Tepkisiz bir toplum olmak mı daha kötüdür, yoksa nerede, neye, ne kadar tepki gösterilmesi gerektiğini bilmemek mi? Tepkisiz olmakla, tepkinin doğru adresini tespit edememek arasında gidip gelen bir ifrat-tefrit psikolojisinin mahkûmu haline dönüştük. Kitleler bir parkın yerinin değiştirilmesini veya birkaç ağacın yerinden sökülmesini protesto etmek maksadıyla yollara dökülebilmekte, galeyana gelip, meydanları mahşer yerine çevirebilmekte fakat …

Devamını oku

Muhabbetin Muamması

“Derdi de dermanı da unut, Hem insan nedir ki bir çizgiden öte Çizilen su üstüne…” / Halil Gibran    Yoluyla yoldaş olanın bahtiyar serüveninde sadece bir figür gibi duruyor kendi hayatının içine giremeyen, rengini kokusunu fark edemeyen, acı-tatlı lezzetini alamayan insan! Bir “hayat” yaşamak nedir? Nedir dünyaya açarken şaşkın, dünyaya kaparken şaşkın ama yaşarken çok …

Devamını oku

Ayıpsanacak Bir Yazı: Bir Hissin Dışsallığı!

Bazen Vicdân’ın yani Vücûd’un veya Varlık’ın tazyıkine dayanamaz “His”ler; Fırlatılır dışarı doğru… Tabiat, yenilgiyi burada da kabul etmez. Varlık, aklı aşar. Hislerin ipini zor bela elinde tutmaya çalışan aklı aşar… Tuhaftır! Vicdân’lı İnsan/lık bu durum karşısında kendisini a y ı p s a r. Elbette, insanın kendinde temsil edebileceği Bir Vicdân’ı hala yitirilmemişse. Vicdân’ın tazyıkine …

Devamını oku

Objektif Gerçeklik Yoktur; Bunu Sana En İyi Semboller Anlatır

Sembolistlere göre dünya bir inşadır, her an yeniden yeniden yapılanmaktadır ve onu bir şemsiye gibi tutan da sembollerdir. Semboller içinde bilgi barındıran anlam işaretleridir. Ve sana bana ona göre hep değişir. Onları sadece görmek yetmez, anlamak için de bilmek yetmez. Aslında “Semboller, sadece bilgiyi iletmez, bilgiye giden yolu da gösterirler.” der Usta Gurdjieff. Bir sembolü …

Devamını oku

Ya “Üç Günlük Dünya”dan Geçmeselerdi…

Bugün yeninden doğan DOST’a… Sırrını fısıldayan bir hikâye ile aşkının yalımı gökleri tutuyor. Sevdanın kafesinde çırpınışlarla uyuyan bir kumral başım. Güzün yaprakları arasında yeniden dirilen, ufuktaki bir ahdin muştusu! Ne çok ayak izin var? Soluğumu tutmuş, gecenin geçmesini bekliyorum. Söyle! nasıl kuşanırız latifliğimizi? Sonra ansızın bir meşale aydınlanır ve kâğıttaki kelimeler beliriverir… Sadece kulak verip …

Devamını oku

Bir Bayram Sabahı

Bayramlar, insanı hep mutlu eden günlerdir. Çünkü o gün tüm yürekler bir olur, akrabalar ziyaret edilir, hal hatır sorulur, sevgiler paylaşılır ve en önemlisi çocuklar sevindirilir. “Bayram” sözcüğünün bende uyandırdığı manayı düşündüğümde ne yazık ki içime bir üzüntüdürçöker gider.  Üzüntü güzeldir bazen. İnsanın içine dönmesine, kendini bulmasına yardımcı olur. Bayram sabahları erken kalkılır ve o …

Devamını oku

Gecenin Kârı

Galata Mevlevîhânesi’ne, Osman Nâyi Dede’nin mesnevi şeklinde yazdığı Segâh, Müsteâr, Dügâh, Nevâ ve Hüseynî makamlarında beş bölüm olarak bestelenmiş Mirâciye’sini dinlemek üzere gittiğimizde bahçede sakin bir kalabalık, ikram ve bir tatlı huzurla karşılaştık. Dışarıdaki keşmekeş demir parmaklıklı bahçe kapısının gerisinde, hatta çok uzaklarda kalmıştı. Dost yüzler görmenin ve sohbetin sevinci ise ayrı bir fasıl. Şeyh …

Devamını oku

Kimlik, Kişilik, Ontik Kimlikler Ve Türkiye

Kimlik konusunun üzerine oturacağı aidiyet hissi, çok sayıda zemin bağlamında varlık kazanabilmektedir. Şöhretli bir pop şarkıcısını sevmek, bir takım taraftarlığı, bir sanat ekolüyle nispet kurmak, bir zevki veya trajediyi birlikte yaşamak, aynı geçim kaynağına mahkûm olmak, bir inanış biçimi yoldaşlığı, meslek yakınlığı… gibi muhtelif kurbiyetler “sen kimsin?” sorusuna cevap zemini teşkil edebilirler. Yurt dışında bir …

Devamını oku

İki Cami Arasında Bir Tenezzüh

Ecdadımızın önce kanıyla daha sonra da eserleriyle tapulayarak, Türklüğün iftihar kütüğüne kaydettiği bir coğrafya olan Üsküp şehri, maalesef günümüzde kaderin ve gafletimizin cilvesi neticesinde yad ellerde kalmış, keyfiyetsiz ve kifayetsiz muhterislerin idaresine mahkûm olmuş mukaddes ve muazzez bir vatan köşesidir. Her ne kadar bugün siyasi coğrafyamızın sınırları dışında kalmış bile olsa, sahip olduğu mana itibarıyla …

Devamını oku

Başlık Hiç Olsun Mu Bu Yazıya

“Gözü kör adamın üstüne arkadaşı güzel kokular sıksa; kokunun güzelliğini arkadaşının iyiliğinden değil de kendinden bilir…” (Hz. Mevlâna) Aslında arkadaşın kendini bilme ânıdır bu ân ve sonsuz bir hizmettir aslında bu durum, hiç beklentisiz, saf, olduğu gibi sıkmışsa o kokuyu, kokanın bunu kendinin bilmesine sevinir; yok, nefsinden beklentideyse, bu bilinmeyiş kendine nefsini hatırlatır eğer fark …

Devamını oku

“Kutsal” Hakkında

Peygamberlik müessesesinin temel misyonu; insanları belirli bir ahlâka ve tefekküre dâvet etmek, en yüce hakikati tebliğ etmektir. Bu meyanda klasik geleneğimiz; peygamberi peygamber yapan temel mekanizmayı, doğrudan doğruya Allah’tan gelen bir tasarruf ve lütuf olarak değerlendirip, peygamberliğe giden süreçte aşağıdan yukarıya, peygamber olmayı hak edecek, yücelecek insanî özelliklere hiç temas etmez. Yaratılıştan gelen üstün bir …

Devamını oku

Ayverdileri Yâd Ederken

Efendimsin cihânda i’tibârım varsa sendendir Miyân-ı âşıkânda iştihârım varsa sendendir Sâmiha Ayverdi, Ekrem Hakkı Ayverdi, İlhan Ayverdi Allah’ın Türk Milleti’ne lûtfu ve tebessümüdür. Ayverdi’ler, İstanbul Âbideleri’dir. Osmanlının manevî, millî, medenî mirasını hayatlarında ve eserlerinde hakkıyla temsil, tescil ve ihya etmişlerdir. “Ayverdi ailesi” ilim ve irfan mektebidir. Türk ve İslam medeniyetinin merkezi olan İstanbul’da, batan bir …

Devamını oku

Tarihe ve Coğrafyaya Bakışımız

Türkiye’de herhangi bir ilköğretim okulunun herhangi bir sınıfına girdiğiniz zaman orada görecek olduğunuz objelerden birisi de tarih şerididir. Sınıf düzeninin ve ilköğretim seviyesindeki eğitim hayatımızın demirbaşlarından olan bu obje o kadar önemlidir ki sınıfı denetlemeye gelen bir müfettiş, şayet o şeridi yerinde göremezse sınıf öğretmenini ikaz eder ve tez zamanda duvara bir şerit asmasını ondan …

Devamını oku

Özlem

Sevilenle aramızdaki bağ… Canımıza can katan, ruhumuzu dirilten iksir! Can cevheri! Varoluşumuzu bize en derinden yaka yaka duyuran bir fark ediş hazinesi… İştiyak derdine ortak kılıp ulular kervanından yükselen terennümleri duyuran can zindeliği… Hangi hasretli, özleyişinin elinden alınmasına rıza gösterir? Özlem! Öz’den Öz’e kancalanmak… Sevdiğinin rengine boyanma sürecinin adı! Sevgiliden gönlüne sıçrayan “O olmaklık ateşi”nin …

Devamını oku

Mekânsal ve Kültürel Siteleşme – Yaşam Alanlarının Vietnamlaşması

Geçen ay kaybettiğimiz küçük Pamir’in anısına… Şehirde mahalleleri yok ettiğinde, mahallede yaşayanların, komşuların yerini güvenlik kameraları aldığında uzaklaşırsın kendinden. Komşu teyzenin, amcanın gözüdür mahallede kamera ve yaşama duyarlıdır o gözler. Uzun ve geniş duvarlarla, güvenlik kameralarıyla korunan evlerdeki insanlar yalnızlaşırlar hiç bilmeden. Mekânsal ve kültürel siteleşme, şehirde atomize hayat alanlarının yaratılma çabasının sonucudur. Bu görünen …

Devamını oku

Uy-dur-u-yorum: Boğaç Han ve Modern Boğalar ve Bırakın Düşsün!

Türkoloji bölümüne devam etmeye çalıştığım yıllarda Şeyh Galib’in Hüsn ü Aşk’ını okurken karşılaştığım kesîf sembolizm, hikemi çağrışımlarda bulunurdu. Platon’un metinlerini okurken duyduğum pek çok benzer çağrışımı bu metinde de duyardım. Çoğu zaman şöyle olurdu / oluyor: Derin mânayı haiz bir ifade duyup şaşkına dönerdim. Mâna, kendisindeki tasarrufun devamlılık sırrından olsa gerek etkileyip tutuklardı beni. Durdururdu. …

Devamını oku

Medeniyetleri Kişilik Sahipleri Kurar ve Taşır

Anlamanın en belirgin tayin edici temeli, öznedeki “varlık tasavvuru”dur. Kendini bilişi, ontik algısı bağlamında vücut bulmaktadır. Ontolojik kabullerimiz ise “kimlik inşaaları”nın vazgeçilmez kurucu malzemeleri. Kimliklerin yarattığı algıdan da grup kimlikleri veya homojen toplum projeleri yapılageldi. Kimlikler, mensublarından bir anlamadan daha çok bağlanma, angajman beklerler. Anlama, ancak “kişilik”te cereyan eden tecrübe ve ondaki kültürel birikimle tahakkuk …

Devamını oku

Kişilik İşgalleri

“Algı yönetimi” tamlaması son zamanlarda moda tabirlerin başında gelir oldu.  Nedir algı yönetimi?  Muhatap kitlelerin anlamalarını, bir “merkez”in dilediği çerçeve ve sürece hapsetme! Fıtratın her an farklı, her an yeni olduğu şu âlemde daima pörsümüş çerçevelere mahpus, tabiatı totaliter ve zaaflarımızı kullanarak elde edilen hükümranlıklar… İtaate şartlanmış, standartlaştırılmış kafalar… Esasen bu, politikanın en eski oyunuydu. …

Devamını oku