Yerinden Sökülen Tarihimiz

       1996 senesinin ağustos ayında şehit Enver Paşa’nın muazzez na’şı Tacikistan’daki istirahatgâhından alınarak İstanbul’a getirilmiş ve Çağlayan’daki Hürriyet-i Ebediye Tepesi’ne defnedilmişti. Şehadetinin 74. yıldönümüne müsadif olan günlerde gerçekleşen bu hadiseye tek anlamlı tepki, merhum Cemal Kutay Beyefendi’den gelmiş, kendisi “Tarihimiz yerinden sökülüyor.” feryadını koparmıştı. Enver Paşa’ya iade-i itibar yapılırcasına gerçekleşen hadisenin heyecan ve şaşası sebebiyle …

Devamını oku

Hakk’ta Vatan Tutmalı

İnsan dünya meçhulüne düşeli beri, bir “alâka varlığı” olarak, hayata tutunma derdindedir. Bütün gayretiyle, melekeleri ve ümitleriyle tutunacak hedeflere bağlanır. O hedeflerde varlığının anlamını bulmak peşinde ömür harcar. Bazılarımız hedeflerimize ulaşırız, başarırız! Ama canlılık ve varlıkta statükolar izafidir. Gelir geçerler… Bizim başta kendimiz olmak üzere, etrafımızda o nisbî başarılara ulaşanlarımız olmadı değil. Lakin elde edilen …

Devamını oku

Osmanlıca!

Osmanlıca adını verdiğimiz dil, bugünkü Türkiye Türkçesinin bir diğer adıdır. Tastamam Türkçedir yani. İngilizceye English yanında British denmesi gibi bir şeydir Osmanlıca da. English ve British kelimeleri nasıl zihinlerde aynı kavramları çağrıştırıyorsa Osmanlıca ile Türkçe arasındaki durum da bundan farklı değildir. Osmanlıca 1923’ten önceki dilimizin adıdır çünkü. Mamafih o zaman da dilimize Türkçe deniyordu, bazen …

Devamını oku

Satranç, Terbiye ve Hocalığa Dair Hatırladıklarım

Ortaokul ve lisede talebe iken satranç meraklısıydım. Okulda “eğitsel kol” adı altında çeşitli konularda ders harici faaliyetler vardı ve ben de “satranç kolu”ndayım. Aynı zamanda okulun satranç takımındaydım. İlk satranç hocam, okulun satranç faaliyetlerinde sorumlu olan ve lisede felsefe dersimize gelmiş olan Erdinç Bağdadi(1) idi. Erdinç Hoca, Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı kurucularından idi. Bir süre, …

Devamını oku

Algı Yönetimi – Çoğulcu Cehalet

Uç durumlarda kimse belli bir önermenin doğruluğuna inanmaz ama herkes kendisinden başka herkesin buna inandığına inanır. Daha gerçekçi durumlarda da çoğu insan belli bir duruma inanmaz ama çoğu insanın buna inandığına inanır. Bu durum çoğulcu cehaletin bir göstergesidir ve algı yönetimi altındadır. Toplumsal yaşam içinde insanlar birbirlerinin tutum, duygu ve davranışlarını etkileme çabası içindedirler.  Burada …

Devamını oku

Bana Bir Masal Anlat Babaanne

Bana bir masal anlat babaanne, çocukluğumda senden heyecanla dinlediklerimden olsun. Onlarda masumiyet, sevgi ve üzüntü daha samimiydi. İyi yürekli insanlar vardı ve onlar hep kazanırdı masalın sonunda. Sonra… Evlerdeki kış geceleri de bir başka güzeldi eskiden. Yanan sobanın sıcaklığıyla kaynayan kestanelerin de tadı bir başkaydı mesela. Kış geldi mi kestaneler çıkmaya başlar bu ise herkese …

Devamını oku

Laiklik Bir Hayat Tarzı mıdır?

Laiklik sınırları çizilmiş belli bir hayat tarzının zorunlu tercihi midir, yoksa insanlara istedikleri inanç ve hayat tarzını seçme hakkı tanıyan bir siyasi ve idari düzenleme mi? Seksenli yılların ortalarından itibaren gündeme düşüp, Türk toplumunu çeyrek yüzyıl meşgul eden laiklik bağlamındaki tesettür, kamusal alan, irtica tartışmaları çoğu zaman bu soru sorulmadan yapılmıştır. Daha doğrusu cevap, soru …

Devamını oku

Şefkatin Kendini Kapsamıyorsa, Eksiktir Demiş Buddha

Bir zamanlar bir hikâye okumuştum; adam ayakkabıcıymış, etrafta herkese “Tanrı beni çok sever” diyormuş. Bir süre sonra millet sormaya başlamış, ne oluyor, ne diyorsun sen, nasıl sevildiğini söylersin? Adam cevap vermiş; -Siz kendi yaptığınız şeyleri sevmiyor musunuz? “Sen ebedî sonsuz varlığın bir parçasısın, bir dalga boyusun. O’nun modifikasyonunun bir görünümüsün.” diyor E. Schrödinger, kuantum fizikte. …

Devamını oku

İnsanlık Taassubun Evrensel Dilini Görmeli

Yobazın dini de evrensel olmalı. Baksanıza dünyanın her yerinde aynı kabalık ve nefrete bağlı. Birbirlerine karşı büyük bir öfke ile davrandıklarına aldanmaz da muharrik sebep görevi yapan muhakeme biçimlerine eğilirseniz bunu görürsünüz. Bir Neonazinin kendi dışındaki bütün ırklara canına kasd edercesine düşmanlığı, bir Fransız züppesindeki Afrikalı husumeti, bir Amerikalı beyazdaki Zenci nefreti, bir PKKlıdaki örgütü …

Devamını oku

Atatürk Bugün Tarihi Bir Şahsiyet Mi, Yoksa Politik Bir Figür Mü?

“Bu yazıyı, çalışmalarıyla resmi tarihin üzerindeki sis perdesini aralayan Sayın Cemil Koçak’a ithaf ediyorum”   Türkiye siyasetinin en ilginç yönlerinden birisi de ölümünün üzerinden yetmiş yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen Atatürk’ün hala bir iç politika malzemesi olarak kullanılmaya devam etmesidir. Dünyanın hiçbir ülkesinde ikinci bir örneği bulunmayan bu olağandışı durum öncelikle cumhuriyetin kuruluş …

Devamını oku

Bilmek Her Zaman Anlamı Çoğaltır mı?

Bilmek her zaman anlamı çoğaltır mı? Geçen günlerde nette gezinirken bir soruyla karşılaştım. Bilmek her zaman anlamı çoğaltır mı? Cevabım; Hayır. Çünkü bilgi bir araçtır. Anlamak sadece o bilineni yapmakla gerçekleşir. Sonunda anlayan kalp ona mânâ verir. Örneğin; Eğer bizim vicdanımız açık ve saf olsaydı, ahlak hakkında konuşmaya gerek olmazdı der Gurdijeff. Vicdanın doğru ya …

Devamını oku

“Oku”(Anla) Emri, Şahsa Özel Değildir!

Vahiy, varlığın sırrına tercüman oluyor. “Okuma” (ikra) emrine bir de buradan bakmak lazım. Eski putperest veya çok tanrılı inanış çocukluğuyla, hâlâ kanatlı melekler tasavvuru ürünü bir “Kral Tanrı”dan mesaj alındığını düşünüyor ümmetin büyük kısmı, maalesef… Oysa her Müslüman o “mesaj”ı almak zorundadır! Oku emri şahsa özel değil! Bu “anlam”ın bize mal olması ise, haricî bir …

Devamını oku

Tenzih ve Teşbih Hakkında

Hikmet erbabı, “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur” âyet-i kerimesini, Allah’ın kendisini tenzih etmesi olarak yorumlar. Tenzih, her türlü eksiklikten arındırmak anlamının yanı sıra uzaklaştırmak, uzak tutmak mânâsına da geliyor. Allah’ın bir şeyi kendisinden uzaklaştırması nasıl olabilir diye düşündüğümüzde, uzaklaştırılan şeyin yok olmaktan başka şansı kalmamaktadır. Zira uzaklaştıran Allah’tır; Allah ise her yerde, her zamanda ve …

Devamını oku

İllâllah Bu “Kostüm Kimlikler”den!

Dünyanın her yeri bizdeki gibi mi seyrediyor bilemiyorum. Memleketin neredeyse bütün nüfusu bir takım kimliklere angaje hale getirildi. Standart ve seri üretime devam şansı veren standart ihtiyaçlara ve öğretilmiş ihtiyaçlarla davranan tüketici tipindeki yaygınlaşmaya alışmıştık. Şimdi ise artık standart seçmenler, standart müslümanlıklar, standart spor taraftarlıkları, standart müzik dinleyicileri, standart film ve dizi izleyici kitleleri… Standart …

Devamını oku

Hayatta Senden Daha “İyi” Niteliklere Sahip Biri Her Zaman Çıkar, Senin Gibi Birisi İse, Asla Yok

Hayatta Senden Daha “İyi” Niteliklere Sahip Biri Her Zaman Çıkar, SENin Gibi Birisi ise, Asla Yok Sanal dünya, gerçekliğin yeniden inşâsı alanı; kendi gerçekliğini inşâ ederken insan, kimliğini de inşâ eder; insan; öncelikle kapitalist üretim biçimlerinde işinin sonucunu göremediği ve aslında o işe sahip de olamadığı için kendini mutlu hissedemiyor. Oysa insanın en büyük ihtiyacı …

Devamını oku

Bir Sevgilim Var!

Bir Sevgilim var! Yan bakanı yakacak kadar, yüreğim yanar! Bir Sevgilim var! Serap olduğumu bilerek, aşinâlığıma sarıp, çölleri koyverip yollara düşecek kadar. Bir Sevgilim var! Sırlanan zakkum ağaçlarının, titreşen semâlara haykırışlarını, duyup da duymamazlığa gelen. Kalbim dağlanmaya başlar, dargın ağaçların huzursuzluğunda. Dokununca, ne ağaç huzursuzluğu ne dağlanan bir kalp. Bir sevgilim var! Günahlarımı okşar. Bir …

Devamını oku

Muhabbetin İçtimâîleşmesi Veyâ Töre İle Türk Olmak

Sevgili okuyucu! Sen, eline kalem alıp yazan, yazmayı düşünen gelmiş geçmiş bütün müelliflerin adı belirsiz, olgunlukla mütekâmil, müsâmahası engin, halden anlar, büyük kederlere ve sevinçlere ortak olabilen geniş kavrayışlı bir şahıssın. Birçok büyük mütefekkir, kendi devirlerinde yakınları, yaşadıkları toplumun ileri gelenleri tarafından anlaşılmasalar dahi kaleme sarılır ve nerede, nasıl, ne zaman yaşadığını bilmedikleri sana içlerini …

Devamını oku

Gerçeklik Hakkında

Gerçeklik dünyası; hakikatte tek bir dünya olmakla birlikte maddî gerçeklik ve manevî gerçeklik dünyası olmak üzere iki farklı şekilde kategorize edilebilir. Biz insanlar çok defa maddî olan dünyayı gerçek kabul edip, zihne de yansımaları olan, adına sanal dediğimiz dünyayı hayalî vehimler dünyasına sokup, gerçek dışı kabul ederiz. Nesnel gerçeklik dünyasına ait farkedişlerimiz ise o dünyaya …

Devamını oku

“Unutma Varlığını Yargılayacak Lüksün Yok Senin, Çünkü En Büyük Lüksün; Varolmak…”

– Hayatta neye sahiptir insan, diye sordum: Düşüncelerine sahip midir? Duygularına sahip midir? Gördüğünün ötesinde başka bir şey var mıdır? Ya gördüğüne inandığın şeyler doğru değil desem sana? Bunu bilirsen özgür olacaksın desem? Tek tek sordum, iki bardak koydum önlerindeki masaya, ikisinde de su var, bardaklara baktılar ve fark aradılar gören gözleriyle, bulamadılar?! – Gel …

Devamını oku

Nasıl Özleyeyim Seni?!

Şimdi yaşamın bulutları arasında ne zaman seni düşünsem; şehir hasret türküsüne bürünür. Keder rüzgârları savrulur, kül eder bayırları. Yağış mahzundur ve sağnakça, kavurur toprakları. İlk fırsatta candan bir “merhaba!..” desen, devleşir insanlığım… Abdestsiz gezmem sonra, bir kuş sütü eksik olur soframda. Halkın duasına özne olurum da ruhuma siner âdilliğin kokusu. Ve bütün iyiliklere sen sebep …

Devamını oku