Şefkatin Kendini Kapsamıyorsa, Eksiktir Demiş Buddha

Nilüfer Özcan DemirBir zamanlar bir hikâye okumuştum; adam ayakkabıcıymış, etrafta herkese “Tanrı beni çok sever” diyormuş. Bir süre sonra millet sormaya başlamış, ne oluyor, ne diyorsun sen, nasıl sevildiğini söylersin? Adam cevap vermiş;

-Siz kendi yaptığınız şeyleri sevmiyor musunuz?

“Sen ebedî sonsuz varlığın bir parçasısın, bir dalga boyusun. O’nun modifikasyonunun bir görünümüsün.” diyor E. Schrödinger, kuantum fizikte. Buna Brahmanlar kısaca “Tat Twam Asi: Sen O’sun” diyorlar.

Bu modifiye hali hani bizim bildiğimiz araba modifiyelerinden olan; “Doğan görünümlü Şahin gibi” bir şey, yani aslında basit bir “Şahin”sin ancak kendini “Doğan” sanıyorsun, araba değil tabii, onu kullanan sen öyle sanıyorsun, araba sonuçta makine, onu kullanan sensin ancak burada dikkat, o sen bildiğin sen; egon, seni “Doğan” olduğuna inandıran tüm yargıların.

Kristalden bakmak gibi, görüntüde “tek olmayan” yüzlerce nesne var, burada yanılgı; o yüzlerce nesnenin görünümünde ısrar etmesi. “Çokluk sadece bir görüntüdür, gerçek değildir.” diyor Schrödinger. Bu çokluğa bakarak tek bir aklı keşfedebilirsin aslında ancak algılar dünyasında bu görüntüyü/düşünceyi sahiplendikçe bu da pek mümkün görünmüyor. Çünkü güçlü önyargılar yaratılıyor ve bunlarla oyalanılıyor.

O halde mademki düşünceleri engelleyemezsin, onlar gelirler. O vakit tıpkı çöpteki geri dönüşüm gibi dönüştürebilirsin üzerinden; izle ve hüküm verme.

Aslında burada şunu düşünüyorum, şimdi kristalden akan o çoklu görüntüden biri kendi şahsiyetiyle bunu seyretse (bu dalga yönü), yani “Şahin”liğiyle ( bu da parçacık kısmı), “Şahin” olup seyredeni seyredenin keyfi(yeti)ne varacak.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.