Türkçenin Kökleri – I

Türkçe, – sesinden türetilmiş sözcükler açısından çok zengin bir içeriğe sahiptir. Çalışmamızda kadim Türk varlık anlayışının temel ipuçlarının dilimizdeki – sesinde saklı olan bölümlerini, Türkçe anlambilim açısından incelemeye çalışacağız.

Türkçenin bilinen ilk klasik metinleri Orhun Yazıtları ile Kutadgu Bilig, Divân-ü Lûgâti-t Türk, Atabet’ü-l Hakayık ve Divân-ı Hikmet üzerinde yapılan araştırmalarda – sesi ile başlayan 16 kök sözcüğe rastlanır. Bunlar sırasıyla köç-, köd-, köf-, kög-, kök-, köl-, köm-, kön-, köñ-(köng), köp-, kör-, kös-, köt-, köv-, köy- ve köz– sözleridir. Türk dilinde oluşan ses değişimleri sonucu zamanla k/g ve ö/ü dönüşmelerine sıkça rastlanır. Dilin değişmesi ve gelişmesiyle beraber günümüzde , , ve sesleriyle başlayan çok zengin bir kelime öbeğiyle karşılaşırız.

Bu yazıda Orhun Yazıtları bağlamında kö- sesi ve türevi sözcüklere yüklenen anlamlar üzerine odaklanamaya çalışacağız. Dilin doğası gereği zamanla oluşan anlam sapmaları olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla bu sapmaları istisnalar hanesine yazarak sözünü ettiğimiz ses üzerine bina edilen ağırlıklı anlam örgüsüne sadık kalacağız.

Orhun Yazıtlarında Türkçenin “Kö:k”leri
Orhun Yazıtları Bilge Kağan Doğu Yüzü 21’de geçen kötürügme sözü, konumuz açısından dikkat çekicidir. “ögüm katunuğ kötürügme Tengri il birig[me Tengri Türk budun atı küsi yok bolmazun tiyin özümün ol Tengri kağan olurtdı”
(Annem kağanı yücelten Tanrı, (onlara) devlet veren Tanrı, Türk halkının adı sanı yok olmasın diye beni o Tanrı, Hakan (olarak) tahta oturttu.)  (Tekin, 1998 s. 68)

Kötürügme sözcüğü yüceltme anlamında aktarılırken Köl Tegin Doğu 11’de geçen ‘…İlteriş Kağanığ öğüm İlbilge Katunuğ Tengri töpüsinte tutup yüğeri kötürmiş…’  (…babam İlteriş Hakanı (ve annem İlbilge Hatunu göğün tepesinden tutup (daha) yükseğe kaldırmış) (Tekin, 1998 s. 40) ibaresinde yine yüceltme ve Tanrı katında yüksek bir makamdan söz edildiği açıkça görülmektedir. Ayrıca Bilge Kağan Doğu 10’da geçen kötürti kelimesi de aynı bağlamdan hareketle yine Tanrı’nın yüce bir makama yükseltmesi (kaldırması) anlamında kullanılır.

Türkçede Uçmak yazımızda ele aldığımız gibi Orhun Yazıtları’nda düşmanların imhası için “yok ittik” sözünü görürüz. Gaflet, ihanet halinde ve zulmederken gerçekleşen ölümler için “ölti” sözü kullanılır. Oysa Töre’yi kuran ve millete bağlılıkla vefat edenler için “uça bardı” ve “uçdı” ifadelerinin özellikle tercih edildiğini görüyoruz. Burada da devleti yeniden kurup Töre’yi ayağa kaldıran İlteriş Kağan ve İlbilge Hatun için Kötür– ve türevi sözcüklerin tercih edildiği görülüyor. Metinlerde aynı sesle başlayan kök, köz (göz), kör (görmek, bakmak) ve kölek (gölcük) vd. sözcükler ve türevleri doksan yerde geçer. Bağlamına göre bir özne ya da nesnenin kendisinden büyük ve üstün bir güç tarafından yüceltilmesi, (yukarı) kaldırılması, yükseltilmesi, kuşatılması ve gözetilmesi anlamında kullanılır.

Kül Tigin yok erser, kop ölteçi ertigiz. İnim Kül Tigin kergek boldı. Özüm sakındım. Körür közüm körmez teg, bilir biligim bilmez teg boldı. Özüm sakındım.1 Öd Tengri yaşar. Kişi oğlı kopölgeli törümiş.

Kül Tigin olmasa hep ölecektiniz. Küçük kardeşim Kül Tigin vefat etti. Kendim düşünceye daldım.1 Görür gözüm görmez gibi, bilir aklım bilmez gibi oldu. Kendim düşünceye daldım. Zamanı Tanrı yaşar. İnsanoğlu hep ölmek için türemiş. KK 10

Bu satırlarda Bilge Kağan’a atıfla kardeşi Köl Tegin’in vefatından kaynaklanan derin üzüntü, hayranlık verici ve hikmetli bir bakışla değerlendirilir. “körür közüm körmez teg” ifadesine satırlardaki anlam bütünlüğünü dikkate alarak baktığımızda iki katmanlı bir anlatım karşımıza çıkmaktadır. Bilge Kağan ağzından bir taraftan Köl Tegin’i adeta kendi aklı ve gözü gibi gördüğünü ima ile en hayati organlarını kaybettiği ifade edilirken diğer anlam katmanında “zamanı Tanrı yaşar insanoğlu hep ölmek için türemiş” diyerek Kağan’ın görüş ve aklının, Tanrı’nın bekası ve kudreti içinde eridiğini anlıyoruz.

Yazıtlarda körür ifadesine ise üç ayrı yerde rastlanır. Yukardaki satırda görülen körür sözü, ölüm karşısındaki acziyetin farkına varmakla körmez olurken Tanrı’nın yüceliği, bekası ve kudretine itaati dile getirir. Diğer körür sözü, BKK 2. satırda dört bir taraftaki milletin Bilge Kağan’ın yüksek idaresini görüp ona tabi olunduğunu ifade için kullanılır. TBB 1. satırda ise körür sözcüğü, Türk milletinin dönemin Çin yönetimine tabi olmak zorunda kaldığını ifade için kullanılır.

Orhun Yazıtlarında yine – sesi başlayan Köñül (gönül) sözcüğü her üç bengü taşta toplam beş yerde kullanılır. Gönül sözü KG12 ve BKK14, Gönülden ağlamak KG11’de geçer.  Tonyukuk Birinci Taş Güney 8’de “Bu süg ilt tidi. Kıyınıg köñlüngce ay, Ben sanga ne ayayin tidi. Kelir erser körü kelür, kelmez erser tilig sabığ” (Bu orduyu sevk et dedi. Cezayı gönlünce söyle. Ben sana ne söyliyeyim dedi. Gelirse hile toparlanır, gelmezse haberciyi, sözü alarak otur dedi.) (Ergin, 2003) satırlarında İnel Kağan’nın Bilge Tonyukuk’a “cezayı gönlünce söyle” hitabını yazıtlar toplamında – sesine ağırlıklı olarak yüklendiği anlaşılan yücelik çağrışımı ışığında değerlendirmek gerekiyor. Buna göre gönlünce sözünün satırların öncesi ve sonrası bağlamında “yüksek görüş, adilâne, vicdanlı ve Töre’ye uygun” anlamlarını da içerdiğini görüyoruz.

 

Körti (Gördü) Sözüne Dair
Kesre Tengri yarlıkazu kutum bar üçün ülüğüm bar üçün ölteçi budunug tirgürü igittim. Yalang budunuğ tonluğ, çıgang budunuğ bay kıldım. Az budunug üküş kıltım. Igar İlliğde [ıgar kağanlıgda yig kıldım. Tört bulungdakı] KD29
budunug kop baz kıldım, yağısız kıldım. Kop manga körti. İşig küçüğ birür. Bunca törüg kazganıp inim Köl Tiğin özi ança kergek boldı. Kangim kağan uçdukda inim Köl Tiğin yi[ti yaşda kaltı … ] KD30 (Aydın, 2018 s. 60)

Sonra, Tanrı bağışlasın, devletim var olduğu için, kısmetim var olduğu için, ölecek milleti diriltip besledim. Çıplak milleti elbiseli, fakir milleti zengin kıldım. Az milleti çok kıldım. Değerli illiden, degerli kağanlıdan daha iyi kıldım. Dört taraftaki
milleti hep tabii kıldım, düşmansız kıldım. Hep bana itaat etti. İş gücü veriyor. Bunca Töre’yi kazanıp küçük kardeşim Köl Tiğin kendisi öyle vefat etti. Babam kağan uçtugunda küçük kardeşim Köl Tiğin yedi yaşında kaldı … (Ergin, 2003)

Yukardaki satırlarda körti sözü yine “itaat etti, tâbi oldu” anlamındadır.  Clauson “kop manga körti” ibaresini (everyone looked to obeyed me) “herkes bana baktı ve itaat etti” olarak çevirir ki konuyu anlamamız için daha açık bir üslûptur. Burada itaat edilenin yüksek gücü, anlam olarak körti kelimesinin kökünde kendiliğinden bulunur. Sözü edilen yüceliği, metindeki anlam akışına sadık kalarak değerlendirirsek millete hizmet etmenin niteliğine vurgu yapıldığı apaçık görülür. Bu yüksek niteliğin adı, metnin devamında Töre olarak açıklanır. Kadim gelenek, yöneticilerin yüksek itibarlarını iyi Töre kurarak millete hizmet etme koşuluna bağlarken körti ifadesi ile ayrıca failler açısından Töreli yönetime tabi olmanın da bir yüksek kavrayış göstergesi olduğu teslim edilir. Ayrıca buradaki körti sözünün itaat ve bağlılıkla nihai anlamını kazanması, bir büyüklenme ifadesi değildir. Çünkü metnin devamında “iş gücü veriyor” şeklinde aktarılan cümleyi, bugün daha iyi anlaşılması için “emek verdi, hizmet etti” şeklinde anlamamız gerekir ki verilen emeğin “Töre kazanmak” uğruna olduğu zaten açıklanmaktadır. Böylece körti ifadesi, emeklerin boşa çıkmadığı ve millet tarafından takdir gördüğü anlamını da özellikle içerir. Sözcük, günümüz Türkçesinde “gördü” şeklinde söylenmeye ve yazılmaya devam etmektedir. Kelimeyi, yazıtlardaki aynı sesle başlayan diğer sözlerde yüklü olduğunu gördüğümüz anlam örgüsü içinde değerlendirirsek körti / gördü sözcüğü “karşılaştığı ‘şey’in yüksek manası ve gücünü anladı, takdir etti, inandı ve bağlandı” anlamlarını da içeren kavramsal bir yapıya sahip olduğu görülür.

Körti sözcüğüne odaklandığımız yukardaki değerlendirme, bize özgün ontoloji çerçevesinde tanık, tanıklık ve tanımak kavramlarını hatırlatır. Kutadgu Bilig’de tanıklık kavramı, Arapça şehadet karşılığı olarak kullanılır. Değişik dönemler Türkçe eserlerde gerek doğrudan gerekse eğretileme yoluyla sıkça kullanılan görmek sözcüğü, duyu organlarının duygu bütünlüğü içinde tanıklığını ifade eder. Yusuf Has Hacib’in; “köñülüg bezedi yarukluk bile, tilimni bezedi tanukluk bile” dizeleri bunun en güzel örneklerindendir. Bu açıdan bakıldığına Müslümanlık öncesi ve sonrası Türkçe metinlerde varoluş anlayışının muhteşem bir tutarlılıkla yürüdüğü ve zenginleştiği gözlemlenebilir. Tanıklık, dil yoluyla ifade imkânı bulmakla beraber esasen gönül gözünün aydınlanması ve görüş mesafesinin aşkınlığına işaret eder. Kanaatimizce Türk düşüncesinin insanlığı aydınlatacak yeni ürünler verebilmesi, sözünü ettiğimiz dil ahenginin sürdürülebilmesiyle mümkün olacaktır.

Yazıtlarda kök kelimesi Tanrı’nın hakikati, yüceliği, kuşatıcılığı ve yüksekliği anlamında sıfat olarak kullanılırken aynı zamanda gökyüzü ve gök rengi manasında da geçer. TBG9, TBD4 ve TBK6’da geçen kök sözcüğü bugün kullandığımız “hep, hepsi, hepten” sözlerini de içermektedir. Ayrıca körüg; casus, gözetleyici, köl; göl (yargun költe-yargun gölünde) kögmen; Tannu ola dağları,  körügme; itaat eden (gördüğü gücün yüceliği karşısında) körmiş; itaat etmiş anlamlarında kullanılırken, köz kelimesi altı ayrı yerde bilindiğimiz göz manasında geçer. Abidelerideki – sesiyle başlayan körüp, közi, közüm, körmedik ve közed kelimeleriyse kg– ses dönüşümü dışında aktarıma bile gerek kalmayacak kadar güncelliğini korumaktadır.

Orhun Yazıtları bağlamında – sesiyle başlayan sözcüklerin anlam çözümlemesinde ele aldığımız sözcük öbeğinin, temelde yücelik ve yükseklik durumlarının soyut ve somut anlatımlarını içerdiği görülmektedir. Bir coğrafi tanım olarak kögmen ve költe sözcükleri de dâhil aynı sesle başlayan kelimelerin ortak anlam örgüsü içinde kullanıldığı anlaşılıyor. İnsan vücudunun en yüksek noktasındaki organın göz ve bu organın işlevinin görmekle ifade edilmesi – sesine nesnel bir yükseklik tanımı yüklendiğini ayrıca kanıtlar niteliktedir. Kök Tanrı, Kök Türk, köñül sözleri ise yücelik, hamiyet, hak ve adalet manalarını da ayrıca içerirken Töre çevresinde anlamı derinleşen Türk dilinin başat kavramları olarak öne çıkarlar.

Bugün götürmek fiili ve türevlerinin kökü olduğu anlaşılan kötür- sözünün ve türevlerinin, yazıtlarda diğer anlamlarının yanında yüksek bir makamla onurlandırılmayı ifade etmek amacıyla kullanıldığını da görüyoruz. Bu onura erişmenin temel gerekçesi, İlteriş Kağan örneğinde olduğu gibi iyi Töre kurma ve sadakatle son nefesini vermeye bağlanmaktadır. Günümüz Türkçesinde yer yer argo ve olumsuz çağrışımlarla kullanılıyor olsa da götürmek sözüyle ifadesini bulan eylemin, Türk dilinin temel anlam örgüsü içinde sıradan bir taşıma-kaldırma işlevi olmadığı anlaşılıyor. Yazıtlarda Kötür eylemi; bir “şey”in, kendisinden üstün bir güç tarafından bulunduğu yerden kaldırılarak daha yüksek bir yere kondurulması olarak anlaşıldığı görülüyor. Dolayısıyla bu sözcüğün günlük kullanımlarında bir yandan anlam genişlemesinden söz edebilirken diğer yandan bir anlam kayması ve sapması olduğunu da gözlemliyoruz.

Köl Tegin Hakkında
Prof. Dr. Erhan Aydın, Orhon Yazıtları çalışmasında F. Sema Barutçu, Mehmet Ölmez ve Ahmet Temir’in Köl Tegin adındaki Köl sözünü köñ- (yanmak) fiiliyle ilişkilendirdiklerini ve kendi kanaatinin de aynı yönde olduğunu belirtir. Ayrıca ‘köñ fiilinin *– fiilinden yapılmış olabileceğini öne süren Barutçu, köl unvanını da –l+ ile yapılmış sayar. Sözcüğün bugün kül biçiminde kullanılmasını ise ön ünlülü k sesinin yuvarlak ünlüleri darlaştırıcı etkisine bağlar’ görüşüne yer verir. (Aydın, 2018 s. 43,44) Oysa sözü edilen her üç yazıtta da – sesine bağlı yanmak fiili anlamına gelecek bir kelimeye rastlanmamaktadır. Yazıtlarda yanmak fiili anlamında; ot (ateş KTD27, BKD 22) ve otça (ateş gibi KTD 37, BKD 27) şeklinde iki sözcük görülmektedir. Ayrıca örtçe (ateş gibi TB40) ve isig (sıcak TBG1) sözlerinde de ateş ve sıcaklık sözlerinin metafor olarak kullanıldığı söylenebilir. Her ne kadar Orhun Yazıtları’ndan sonraki Türkçe metinlerde gönül kavramının içeriğine köynümek sözünden mülhem kaynamak anlamı yüklenmiş olsa da ele aldığımız yazıtlarında böyle bir manadan söz etmemiz mümkün görünmüyor. Kısaca Köl Tegin, Bilge Kağan, Tonyukuk, Ongi ve Küli Çor yazıtları bağlamında – sesinde ateş, yanma ve sıcaklık çağrıştıracak bir anlam yüklemesi olmadığı görülüyor.

Kâşgarlı Bilge maddesinde “Uygur Hanına Köl Bilge Han: Zekâsı göl gibi olan han ya da bügü bilge: zeki adı verilir. Burada bereketini, bolluğunu göstermek için zekâ, su birikintilerine benzetilmiştir.” açıklamasını getirir. Kâşgarlı’nın açıklamasını en yakın tanıklık olarak kabul edersek Türk tahayyülünde bugün göl anlamında kullanılan köl kelimesinin enginlik ve derinlik çağrışımını dikkate almamız gerekecektir. Böylelikle – sesinde yüklü olduğunu düşündüğümüz yücelik-yükseklik anlamı ile köl sözündeki derinlik ve enginlik arasında simetrik bir anlam ilişkisi göze çarpar. Biz burada “Kül Tigin mi, Köl Tegin mi?” tartışmasına girmeden unvanın Köl Tegin şeklinde olduğu kanaatimizin ağır bastığını söyleyelim. – ses kökünden yola çıkarak yaptığımız değerlendirmeye göre Köl Tegin sıfatında engin görüşlü, yüksek mukavemet gücüne sahip bir savaşçı ve bilge bir devlet adamı tanımıyla karşılaşıyoruz.

Yazının başlarında dilin doğası gereği zamanla oluşan anlam kayması ve sapmalarını istisnalar hanesinde göreceğimizi belirtmiştik. Fakat Orhun Yazıtları’na metinlerdeki anlam bütünlüğünü gözeterek baktığımızda kö- sesinden türeyen sözcüklerin aynı anlam merkezine odaklandıkları görülüyor. Dolayısıyla yazıtlarda ele aldığımız konu çerçevesinde istisna notu düşülecek bir madde göze çarpmamaktadır.

Kön – Köñ Anlamdaşlığına Dair
Yazıtların anlam bütünlüğü içerisinde köñül (gönül) sözü; insanın özünde bulunan ilahi, dolayısıyla yüksek bir makamın adı olarak kavramsallaşmaktadır. Orhun Yazıtları’ndan yüzlerce yıl sonra yazılmasına rağmen devam edecek yazımızda ayrıntılarıyla ele alacağımız Kutadgu Bilig ve diğer klasik metinlerde sıkça kullanılan kön– anlam köküne bağlı sözcüklerin; doğruluk, doğrultmak, adalet, gerçek, dik durmak ve benzeri anlamlarda kullanıldığını biliyoruz. Dolayısıyla köñ– ve kön– anlam köklerindeki yakınlığın ses benzerliğiyle sınırlı olmadığını gönlünce hitabında içkin olarak bulunduğunu düşündüğümüz hak, adalet, doğruluk ve vicdan vurgusunun sonraki Türkçe metinlerde de güçlenerek devam ettiğini görüyoruz. Zaten Türkçenin kökten türeyen bir dil olması aynı sesle başlayan sözcüklerin (istisnalar hariç) bir anlam merkezine odaklanması sonucunu doğurur. Fakat mânâ bütünlüğünün görülebilmesi dilin içinde yürüyen varoluşa dair ana fikrin kavranmasıyla mümkün olacaktır. Son olarak özellikle Türk dili içeriğinin; ona akıl ve bilgiyle birlikte gönülden yaklaşmayanlar için olanca müktesebat yoğunluğuna rağmen saklı kalacağını düşünüyoruz.

Gelecek yazımızda Kutadgu Bilig, Atabet’ü-l Hakayık ve Divân-ı Hikmet çerçevesinde “Türkçenin Kö:kleri”ni aramaya devam edeceğiz.

Yûnus imdi bunı gördi anı bize haber virdi
Aklum şaşdı ögüm dirdi nitekim bunları gördüm

 

 

 

Kısaltmalar
KD: Köl Tegin Doğu yüzü
KK: Köl Tegin Kuzey yüzü
BKD: Bilge Kağan Doğu yüzü
BKK: Bilge Kağan kuzey
TBG: Tonyukuk birinci taş güney
TBD: Tonyukuk birinci taş doğu
TBK: Tonyukuk birinci taş kuzey
TBB: Tonyukuk birinci taş batı

Kaynaklar
Aydın Erhan ORHON YAZITLARI [Kitap]. – İSTANBUL : Bilge Kültür Sanat, 2018.

Bazin Louis KÜL TEGİN Mİ KÖL TEGİN Mİ? [Dergi]. – Çeviren: Ebru Kavakçı : Dil Araştırmaları, 2016. – 19: 209-214 : Cilt Güz 2016.

Clauson Gerard Etimology Dictionary Pre-Thirteenth Century Turkish [Kitap]. – [s.l.] : Oxford At The Clarendon Press, 1972.

Ergin Muharrem Orhun Abideleri [Kitap]. – [s.l.] : Hisar, 2003.

Ergin Muharrem Türkçe Dil Bilgisi [Kitap]. – [s.l.] : Bayrak Basın yayın Tanıtm, 2009.

Eyüboğlu İsmet Zeki Türk Dilinin Etimolojisi Sözlüğü [Kitap]. – [s.l.] : Say Yayınları, 2017.

Gömeç Saadettin Kök Türkçe Yazıtlarda Geçen Göller Ve Nehirler [Makale] // Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume. – 2007. – 4 : Cilt 2.

Gülensoy Tuncer Türkiye Türkçesindeki Türkçe Sözcükler Köken Bilgisi Sözlüğü [Kitap]. – [s.l.] : Türk Dil Kurumu Yayınları.

Hacib Yusuf Has Kutadgu Bilig [Kitap]. – [s.l.] : Kültür Bakanlığı Yayınları.

Mahmud Kaşgarlı Divan-ü Lûgâti-t Türk [Kitap]. – [s.l.] : Kabalcı Yayınevi, 2005.

Mehmetali Nurcemal Kutadgu Bilig’in Söz Varlığı Açısından Açıklamalı Sözlüğü // YTÜ SBE Türk Dili ve Ede. Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi. – 2013. – s. 1-840.

Şayin Macit Türkçe Uçmak : http://www.keyfiyetmahfili.com/2018/11/turkcede-ucmak/

Tekin Talat Orhun Yazıtları [Kitap]. – İstanbul : Simurg, 1998.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.