Nilüfer Özcan Demir

Author's posts

Kavramların Yapısı ve Zımnî Anlamları Üzerine Derin Düşünme

“Bir durumun yanlış tanımlanması, yanlışı doğru hale getiren yeni bir davranışa yol açar.” der Sosyolog Merton.   Tefekkür, bir olayın/durumun/kavramın üzerinde derin düşünmektir. Bilim için bu olmazsa olmaz bir durum iken tasavvufta da bu bilinç ibadet olarak kabul edilir ve o yüzden de ibadetler arasında en kıymetli olanlarındandır. Bu yüzden derin düşünmek insan olmanın  temellerinden …

Devamını oku

Düşüncelerin Hakikatle Tartıştığını Farketmek

Düşünün ki tüm nefretten arınınca Zihin masumiyetine kavuşur Ve sonunda öğrenir ki kendini mutlu kılandır, Teskin eden ve aniden korkutan, Ve kendi tatlı iradesi cennetin iradesi olan William ButlerYeats   Geçen ay Byron Katie’nin dört çalışma sorusu ile başlamıştık, devam edelim mi? Bugüne kadar düşüncelerimizle yarattığımız inançlarımızın tam tersinin “doğru” olduğunu farketmeyenedersiniz? Byron Katie “çalışma”daderki; …

Devamını oku

Bir’eyleyerek Oluşmak

Hoca! Elinden tutup çekeceğiz seni, iyiden de kötüden de kurtulacağız… Mevlâna Divân-ı Kebir (c. IV,1891) Düşüncelerinin hakikatle çatıştığını fark ettiğinde duygularınla ona tutunmaktan vazgeçersin. Bu, illaki vazgeçeceğim, diye de olmaz çünkü bir şeye çabalamak da aslında çabaya tutunmaktır hatırlarsın. Nasıl olur peki? Kendiliğinden olur, kayıtsız kalırsın bir anda. İyiden de kötüden de kurtulursun bir anda. …

Devamını oku

Sen Ol Sen

Bana Sen Gerek, Olmaya Çalıştıkların Değil! Nasıl mı? Önce kendimizden başlayarak, hiç hırsızlık yapmayarak… Öyle büyük büyük değil; kimsenin zamanını çalmayarak, hiç yalan söylemeyerek, hayatta hiçbir şeye bahane uydurmayarak… Özümüzde bizimle olanındır “vicdan” sahip olunan değil, aksine taşınandır.Kim taşır? “Sen” bilip, bulup olduğun sen. Onu sadece kendimizi izlediğimizde görürüz, başkalarına baktığımızda ise kendimizde görmediğimiz yansımalarımızı. …

Devamını oku

Yapım Hep Bir Eyleyen İster. Gönül ise Olmayla Mayalanır, Pişer

Bul, bil, ol. Düşün, hisset, ol. Dikkat ettiniz mi hiç, bilmiyorum; ruhaniyete dair, bilenlerin öğüdü hep “ol”dur. Hiç yap denmez. “Bul, bil, ol.” sözü Pîr Hz. Aşkî ( Muzaffer Ozak) ‘ye aittir. Bulmak için aramak lazımdır. Aramak, merakı ve düşünmeyi gerektirir. Tabiri caizse burada siz çıraksınızdır. Aradığınızı bulduğunuz zaman yeni bir aşamaya geçersiniz. Artık onu …

Devamını oku

“An”laşanlara Selam Olsun

Çok boyutlu bir gerçeklikte, insanlar aslında tüm kainatın oluşum zamanı içinde nokta kadar süre de ki, buna bir ömür deniyor, aynı dünyada farklı boyutlarda yaşıyor. Ve içinde bulunduğu gerçekliği değiştiremiyor ancak o gerçek dediği şeye verdiği tüm anlamları her an değiştiriyor. Böylece aslında sürekli kendini bir anlam dünyası olarak inşa ediyor. Ve buna “ben” diyor. …

Devamını oku

t’ANıklık

Suyun dibinde taş olup yosun tutmadan suyun yüzeyinde yaprak olup akmayı nasıl bilebilir insan? Taş akamadığı için yosunlanır, yaprak sürekli aktığı için duramaz… Sanırım işin sırrı dengede, yoksa suya; “Ya sen de çok hızlı akıyorsun, bir yerde duramıyorum.” demek ya da “Ya nasıl iş, buraya çakıldım kaldım senin yüzünden su.” demek insanın kendini de inkârı …

Devamını oku

Algı Yönetimi – Çoğulcu Cehalet

Uç durumlarda kimse belli bir önermenin doğruluğuna inanmaz ama herkes kendisinden başka herkesin buna inandığına inanır. Daha gerçekçi durumlarda da çoğu insan belli bir duruma inanmaz ama çoğu insanın buna inandığına inanır. Bu durum çoğulcu cehaletin bir göstergesidir ve algı yönetimi altındadır. Toplumsal yaşam içinde insanlar birbirlerinin tutum, duygu ve davranışlarını etkileme çabası içindedirler.  Burada …

Devamını oku

Şefkatin Kendini Kapsamıyorsa, Eksiktir Demiş Buddha

Bir zamanlar bir hikâye okumuştum; adam ayakkabıcıymış, etrafta herkese “Tanrı beni çok sever” diyormuş. Bir süre sonra millet sormaya başlamış, ne oluyor, ne diyorsun sen, nasıl sevildiğini söylersin? Adam cevap vermiş; -Siz kendi yaptığınız şeyleri sevmiyor musunuz? “Sen ebedî sonsuz varlığın bir parçasısın, bir dalga boyusun. O’nun modifikasyonunun bir görünümüsün.” diyor E. Schrödinger, kuantum fizikte. …

Devamını oku

Bilmek Her Zaman Anlamı Çoğaltır mı?

Bilmek her zaman anlamı çoğaltır mı? Geçen günlerde nette gezinirken bir soruyla karşılaştım. Bilmek her zaman anlamı çoğaltır mı? Cevabım; Hayır. Çünkü bilgi bir araçtır. Anlamak sadece o bilineni yapmakla gerçekleşir. Sonunda anlayan kalp ona mânâ verir. Örneğin; Eğer bizim vicdanımız açık ve saf olsaydı, ahlak hakkında konuşmaya gerek olmazdı der Gurdijeff. Vicdanın doğru ya …

Devamını oku

Hayatta Senden Daha “İyi” Niteliklere Sahip Biri Her Zaman Çıkar, Senin Gibi Birisi İse, Asla Yok

Hayatta Senden Daha “İyi” Niteliklere Sahip Biri Her Zaman Çıkar, SENin Gibi Birisi ise, Asla Yok Sanal dünya, gerçekliğin yeniden inşâsı alanı; kendi gerçekliğini inşâ ederken insan, kimliğini de inşâ eder; insan; öncelikle kapitalist üretim biçimlerinde işinin sonucunu göremediği ve aslında o işe sahip de olamadığı için kendini mutlu hissedemiyor. Oysa insanın en büyük ihtiyacı …

Devamını oku

“Unutma Varlığını Yargılayacak Lüksün Yok Senin, Çünkü En Büyük Lüksün; Varolmak…”

– Hayatta neye sahiptir insan, diye sordum: Düşüncelerine sahip midir? Duygularına sahip midir? Gördüğünün ötesinde başka bir şey var mıdır? Ya gördüğüne inandığın şeyler doğru değil desem sana? Bunu bilirsen özgür olacaksın desem? Tek tek sordum, iki bardak koydum önlerindeki masaya, ikisinde de su var, bardaklara baktılar ve fark aradılar gören gözleriyle, bulamadılar?! – Gel …

Devamını oku

Yaşam Aslında Maruz Kaldığımız İmgelerin Dilini Deşifre Etme Çabasıdır

Günümüzde benliğin sunumuna duyulan gereksinim nedeniyle sosyoloğun tüm rolünü değiştirmektedir. Sosyolojik analizde artık insanlar çok daha aktif katılımcılardır. Kendi gerçeklik yorumlarını yapabilmekte ve kendi hazırladıkları materyallerle benliklerini sunabilmektedirler.Bugün görsel sosyolojinin en önemli taşıyıcısı konumunda olan bu imgeler tüm sınırları aşmakta, hemen herkes tarafından bilinmektedir. Bu sosyoloji için de büyük bir avantajdır. Bugün imgeler, semboller vurguladıkları …

Devamını oku

Objektif Gerçeklik Yoktur; Bunu Sana En İyi Semboller Anlatır

Sembolistlere göre dünya bir inşadır, her an yeniden yeniden yapılanmaktadır ve onu bir şemsiye gibi tutan da sembollerdir. Semboller içinde bilgi barındıran anlam işaretleridir. Ve sana bana ona göre hep değişir. Onları sadece görmek yetmez, anlamak için de bilmek yetmez. Aslında “Semboller, sadece bilgiyi iletmez, bilgiye giden yolu da gösterirler.” der Usta Gurdjieff. Bir sembolü …

Devamını oku

Başlık Hiç Olsun Mu Bu Yazıya

“Gözü kör adamın üstüne arkadaşı güzel kokular sıksa; kokunun güzelliğini arkadaşının iyiliğinden değil de kendinden bilir…” (Hz. Mevlâna) Aslında arkadaşın kendini bilme ânıdır bu ân ve sonsuz bir hizmettir aslında bu durum, hiç beklentisiz, saf, olduğu gibi sıkmışsa o kokuyu, kokanın bunu kendinin bilmesine sevinir; yok, nefsinden beklentideyse, bu bilinmeyiş kendine nefsini hatırlatır eğer fark …

Devamını oku

Mekânsal ve Kültürel Siteleşme – Yaşam Alanlarının Vietnamlaşması

Geçen ay kaybettiğimiz küçük Pamir’in anısına… Şehirde mahalleleri yok ettiğinde, mahallede yaşayanların, komşuların yerini güvenlik kameraları aldığında uzaklaşırsın kendinden. Komşu teyzenin, amcanın gözüdür mahallede kamera ve yaşama duyarlıdır o gözler. Uzun ve geniş duvarlarla, güvenlik kameralarıyla korunan evlerdeki insanlar yalnızlaşırlar hiç bilmeden. Mekânsal ve kültürel siteleşme, şehirde atomize hayat alanlarının yaratılma çabasının sonucudur. Bu görünen …

Devamını oku

Bir Acıya/Hisse Yabancılaşma

Çağdaş toplumlarda kitle iletişim araçları, bir anlamda toplumsallaşma aracı olarak da vazife yapar, insanların dünya görüşlerini, tutum ve davranışlarını etkilemekte ve geri bildirimler ile yeni tutumlar ve davranışlar, yeni rol modelleri oluşturmaktadır. Süreklilik, çeşitlilik ve etkileyicilik açısından televizyon yayınları diğer kitle iletişim araçlarından etkin olduğu kadar insanların haber alma, eğlenme, boş zamanlarını değerlendirme gereksinimlerini de …

Devamını oku

Bir Değersizlik Problemi: “Şey”leşme

Egomuzun bir benliği ve benliğimizin de sahip olduğu kimliklerimiz vardır. Kimliklerimiz aslında en önemli şeyleşme/şeyleştirme araçlarıdır. Bir bebek anne karnında iken evrenle açık bir ilişki içindedir, daha doğmadan önce varlığının temel kaynağı bu ilişkililik halidir. Doğduğu andan itibaren de bu kez ebeveyni ile ilişkiye girer. İnsan, aslında her şeyi ilişkiler içinde öğrenmekte ya da hatırlamaktadır. …

Devamını oku