Neden Evleniyoruz?

Sahi, neden evleniyoruz?

Evlenmekteki amacımız ne? Neden kendi sorumluluğumuz azmış gibi kendimize yeni sorumluluklar alıyoruz? Kendi başımıza kendimize yetmiyor muyuz? Neden? Neden? Neden? Mutlu olmak için mi yoksa? Aaa, kendi başına mutlu olmayı başaramıyor mu insan? Mutlu olayım derken mutsuz olduğu zamanlar olmuyor mu? E o zaman neden? Düşünelim bakalım acaba neden? Nerden başlasak ki düşünmeye?

Evlensem nasıl olur, diye düşünmeye başladığımız zaman iyi bir başlangıç noktası olabilir gibi.

Evlensem düşüncesi aklımıza geldiği andan itibaren evlilikten en büyük beklentimiz, cinsiyet ayrımı olmaksızın, mutlu, huzurlu bir hayattır değil mi? Peki, mutluluğumuzu inşaa etmek için de yapılması gerekenler neler? Nelere dikkat etmemiz gerekiyor? Eğer evlilik üzerine yazılmış bir kitap okuduysanız ya da evlilik okulu adı altında açılan eğitimlere katıldıysanız ya da evlilikle alakalı bir seminer dinlemişseniz ya da en değerlisi, evlilerin evlilikleri hakkındaki konuşmalarına kulak misafiri olduysanız buralarda illa ki bahsi geçen bazı konular vardır. Mesela kadınların çok konuşması, desem yalan olmaz gibi.

Erkekler genel olarak bu konu hakkında şöyle örnek cümleler kurarlar: “Arkadaş, alt tarafı diyecek ki; bugün pazar alışverişi yaptım ama tutuyor yolda kimi görmüş, ne konuşmuş, ne kadar pazarı dolanmış, pazardaki fiyatlar nasıl… Kısa kes de sadede gel, desem vay efendim sen beni sevmiyorsun, bana değer vermiyorsun, diyor. Ne alakası var Allah aşkına, bununla değer verme arasında? Çıldıracağım, bu kadınları anlamak ne zor arkadaş!”

Bu konu genel olarak kadın ve erkek arasındaki fıtrat farklılıklarını anlatmak için işlenir. Kadının detaycı, erkeğin ise bütün odaklı olduğunu örnekler. Peki, bizim konumuzla alakası ne? Onu da bir de başka bir konuyla örneklendirdikten sonra görelim. Nedir peki bu konu? Kadınların ev işlerinde eşlerinden yardım beklemesi, desem güzel olacak gibi.

Kadınların en çok şikâyet ettiği konulardan biridir. “İşten eve geliyor, alıyor eline kumandayı. Ben orada çırpınıyorum, beyimiz oturmuş keyif yapıyor. Ben evin hanımı mıyım, hizmetçisi miyim, belli değil.” gibi ifadeler kullanırlar genelde. Erkeklere sorsan bu durumu, kendince haklı oldukları noktalardan kendilerini savunurlar. Evlilikte kadının yapması gerekenlerden olduğunu söylerler.

Burada kendinize şu soruyu sormanızı istiyorum: Bu ikisi arasında ortak olan noktalar neler? İçlerinden biri bizim “Neden Evleniyoruz?” sorusunun cevabı.

Paylaşmak, desem ne dersiniz? Verdiğiniz cevaplar arasında var mıdır paylaşmak? Bence olmalı çünkü evliliğin temeli paylaşmaya dayanıyor. Nikâh memuru ne diyor nikâhta? “İyi günde, kötü günde; hastalıkta, sağlıkta eş olarak kabul ediyor musun?” diye sormuyor mu? Bu soru aslında ” Güzel günleri de kötü günleri de zorlukları da eşinle paylaşmaya var mısın?” değil midir? Bence biraz düşününce bana hak vereceksiniz.

Yukarıda sorumluluğumuz az mı da evlenerek sorumluluklarımızı artırıyoruz, demiştim ya; aslında belli konularda sorumluluk alırken belli konularda sorumluluklarımızdan kurtuluyoruz. Mesela kadınlar erkeklerin ütü, yemek gibi ev işlerindeki ihtiyaçlarını; erkekler de kadınların korunma, sığınma gibi ihtiyaçlarını gidererek sorumluluklarını paylaşmıyorlar mı? Evet, paylaşıyorlar.

Diğer bir soruda “Kendimize yetmiyor muyuz?” demiştik ya, belki “Evet, yetiyoruz.” diyoruzdur. Peki, yorulmuyor muyuz? Bazen, biraz daha hafif olsa, demiyor muyuz? Diyoruz. Çünkü insan olmanın doğasında, hayatın her evresinde var paylaşmak. Bence bunu çok iyi bilmeliyiz. Bunu bilirsek eşimizin çok konuşmasını, eşim benimle duygularını paylaşmak istiyor, diye düşünürüz ve bu konuşma bizi daha az rahatsız eder. Bunu bilirsek aslında hizmetçi olmadığımızı, eşimizin bir yükünü alarak ona destek olduğumuzu düşünür, severek yaparız. Aslında kısaca söylemek istediğim, bakış açımızı paylaşmak temalı yaparsak evlilik hayatında yaşadığımız, yaşayacağımız olumsuzluklardan kurtulmamız daha kolay olur. Unutmayın, bakış açınız değiştiğinde dünya değişir.

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.